Yazan Haber Merkezi
Manşet
28 Ekim 2010

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan yazılı açıklamayla 30 Ekim’den itiraben yüzde 10′luk zam uygulanacağı belirtildi. Yapılan yazılı açıklamada “Metrobüs’te bindiğin kadar öde dönemi başlıyor. İETT Genel Müdürlüğü ve BELBİM AŞ’nin yaptığı ortak çalışma ile metrobüs hattında durak bazında ücretlendirme tarifesine geçiliyor. Toplu taşım ücretlerinde de yeni bir ayarlamaya gidildi. Buna göre İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğü, toplu ulaşım hizmetlerinin sürdürülebilir olmasını sağlamak için hizmet bedelinin vatandaşlarımıza olabildiğince az yansıtılması anlayışı içinde çalışma yapma zaruriyeti doğru. İETT en son tarife düzenlemesini 1 Haziran 2009 tarihinde yapmıştı. Ancak aradan geçen yaklaşık 17 aylık süre içerisinde hizmete esas teşkil eden girdi fiyatlarında (akaryakıtta yüzde 25, işçilikte yüzde 12) önemli oranlarda artış kaydedildi. Dolayısıyla kurumsal gelir-gider dengesini sağlayabilmek amacıyla yaklaşık yüzde 10′luk bir tarife artışı hasıl oldu. Yeni tarifenin artış oranı söz konusu dönemde gerçekleşen enflasyon oranı da dikkate alınarak hesap edildi”
30 EKİM TARİHİNDEN İTİBAREN METROBÜS’TE YENİ ÜCRET SİSTEMİ
“Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin (UKOME) kararıyla İETT ve Özel Halk Otobüsleri ile raylı ve deniz ulaşım sistemlerinde uygulanacak ücret tarifesi yeniden düzenlendi” denildi.
İŞTE YENİ ÜCRET TARİFESİ
Tam : 1,65 TL
İndirimli
- Öğrenci : 0,95 TL
- Diğer : 1,10 TL
MAVİ KART (AYLIK)
Tam : 120 TL
İndirimli
- Öğrenci : 60,00 TL
- Diğer : 70,00 TL
ELEKTRONİK BİLET İLE AKTARMA
Tam : 0,85 TL
İndirimli
-Öğrenci : 0,35 TL
- Diğer : 0,45 TL
B- İDO ŞEHİR HATLARI VAPURLARI ve RAYLI SİSTEMLERDE :
Jeton : 1,75 TL
1. ADALAR ŞEHİR HATLARI:
Akbil : 2,75 TL
İndirimli Akbil : 1,90 TL
Jeton : 3,50 TL
2. DENİZ OTOBÜSLERİ:
BOSTANCI-KABATAŞ, BOSTANCI-BAKIRKÖY
Akbil : 4,40 TL
İndirimli Akbil : 2,92 TL
Jeton : 6,50 TL
KABATAŞ-ADALAR
Akbil : 6,00 TL
İndirimli Akbil : 2,92 TL
Jeton : 6,50 TL
BOSTANCI-ADALAR
Akbil : 3,60 TL
İndirimli Akbil : 3,05 TL
Jeton : 4,50 TL
C- İETT ve ÖZEL HALK OTOBÜSLERİ, TÜNEL, NOSTALJİK TRAMVAY, İDO ŞEHİR HATLARI VAPURLARI, ÖZEL DENİZ MOTORLARI ve RAYLI SİSTEMLERDE
SINIRLI KULLANIMLIK ELEKTRONİK BİLET
- Tek geçişlik bilet : 2,50 TL
- İki geçişlik bilet : 5,00 TL
- Beş geçişlik bilet : 12,00 TL
- On geçişlik bilet : 23,00 TL
Yazan Serap ÖZAKSOY
Haberler, Manşet
18 Ekim 2010

Üçüncü değil, dördüncü Boğaz Köprüsü bile yapılsa nafile!
Çünkü her gün piyasaya çıkan 800 araç… Daha önceleri bu araçların 200’e yakını Anadolu’ya gidiyordu. Oysa artık hepsi İstanbul’da trafiğe çıkıyor. Yollar deseniz; Avrupa Standartları’na uysun diye kaldırımlar genişletilerek darıltılıyor. Yollarda önce sabah, ardından da akşam saatlerinde dikkat edin DAİMA TEK KİŞİ… Lüksün artık sınırı yok diyebiliriz.
Oysa buna çareler aramak için çeşitli komisyonlar kuruluyor. Çalışmalar etütler yapılıyor. Ardından bazı kişiler ortaya çıkıyor ve trafiği nasıl rahatlatacaklarını açıklıyorlar.
Bence işe ilk olarak gerçek anlamda iş bilmezleri ortadan kaldırarak başlamak lazım. Artı en önemli sorunlardan birinin ne olduğunu ise kimse adeta bilmiyor.
Oysa çok basit…
Nasıl mı?…
Olay bir tek soru ile halledilebilir. Evet bu kadar iddialıyım. Çünkü dünyada bir kişi işe müracaat ettiği zaman – bizim ülkede bu tip bir olay asla bugüne kadar işlenmedi- NEREDE OTURUYORSUN? Diye soruluyor.
İşte işin püf noktası burası…
Kişinin kaç üniversite bitirdiği, veya kaç dil bilmesinden daha önemli olan olay “NEREDE OTURDUĞU!”
Çünkü İstanbul’da düşünün Kartal’da oturup Yeni Bosna’da çalışan o kadar çok insan var ki, hayrete şayan bir durum…
Tabii bu işin çözümü için yapılan köprülerin, ek seferli otobüslerin, hatta metrobüslerin haddi hesabı yok. Aslında devlete yazık oluyor. Oysa hiç olmaz ise bu taşımacılığı hafifletmek adına kişinin oturduğu semtin yakınındaki bir belde veya ilçede çalışması sağlanacak olursa; bir nebze devlete de yardımcı olunmuş olur. Çünkü olay sadece bir soru ile halledilebilecek şekilde. NEREDE OTURUYORSUN!
Yazan Haber Merkezi
Haberler, Manşet
11 Ekim 2010

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, sağ şeritlerdeki park yapan araçların önüne geçmek amacıyla bu şeritleri İETT ve halk otobüsleri için özel tahsisli hale getirecek. Uygulamayla Taksim -Topkapı hattı 20 dakikaya inecek.
İstanbul şehir içi toplu taşımacılığın rahat işleyebilmesi için hayata geçirilmesi planlanan tercih edilebilir özel otobüs yolu’ uygulaması için çalışmalar başlatılıyor.
Büyükşehir Belediyesi, İstanbul genelinde belirlediği 5 güzergâhta sağ şeritlerdeki park yapan araçların önüne geçecek ve yolun kullanıma katılabilmesini sağlamak amacıyla özel otobüs yoluna dönüştürecek.
Sabah gazetesinin haberine göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan fizibilitenin ardından Millet Caddesi – Taksim, Kızıltoprak – Bostancı, Tuzla- Besiktas, Maslak-Yenikapı, Basaksehir ve Şirinevler – Mahmutbey güzergâhları uygulama için belirlendi. Bu 5 güzergâhtan ilk etapta Millet Caddesi – Taksim hattı pilot proje olarak seçildi. Güzergâh, Millet Caddesi, Atatürk Bulvarı ve Tarlabaşı Bulvarı olarak üç kısımda incelendi.
Çalışmanın ilk ayağı olan Millet Caddesi’nde Topkapı- Aksaray yönündeki parklanmadan dolayı 3 şerit olan yolun 2 şeride düşmesi nedeniyle, araç parkları yasaklanarak İETT ve özel halk otobüslerine tahsisli bir şerit oluşturulacak. Uygulama, Topkapı-Taksim arasını 20 dakikaya indirecek.
Topkapı-Aksaray yönünde Kızılelma kavşağında trafik sıkışıklığına yol açan otobüs durakları da bu uygulama sonucunda disiplin altına alınarak caddenin trafik kapasitesi artırılacak.
Aksaray-Topkapı yönünde İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi önünde oluşan taksi beklemeleri de otobüs şeridi uygulaması çerçevesinde çözüme ulaştırılacak. Güzergâhın ikinci bölümü olan Atatürk Caddesi’nde yol kesit yetersizliği ve artere olan giriş-çıkış noktalarının yoğunluğu sebebiyle Aksaray üst geçidinden Şişhane bölgesine kadar olan kesimde toplu taşıma araçları mevcut trafik ile birlikte hareket edecek.
Park sorunu yüzünden kapasitesinin altında çalışan Tarlabaşı Bulvarı, otobüs şeridi tahsisi ve Taksim Meydanı Projesi ile düzenlenerek mevcut sistemin verimli bir şekilde kullanılması sağlanacak. 7,5 kilometrelik güzergâhta otobüs şeritleri özel boyayla, gerekli görülen bölümlerde ise hareketli fizikî engelle ayrılacak.
Yazan Serap ÖZAKSOY
Manşet, Turizm
29 Eylül 2010

Dünyanın ilk tersanelerinden biri… Çünkü yapımı sekiz bin beş yüz yılı öncesine dayanıyor.
Evet yanlış okumadınız… Yenikapı’da Marmara Ray projesi kazıları sırasında ortaya çıkan gerçek Türkiye için çok büyük önem taşıyor. Sebebi de o5rtaya çıkan kazıların sekiz bin beş yüz yıl öncesine dayanması…
Şimdi bizlere büyük işi düşüyor. En kısa zamanda bu kazıları tümüyle ortaya çıkartıp; sunumunu dış dünyaya bir an evvel yapmak.
Geçtiğimiz hafta sonu Ekonomi Gazetecileri Derneği’nin tertiplemiş olduğu geziye katılarak tarihten bir yaprağı görmenin fırsatını yakalamış bulunuyorum. Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ile beraber basın grubu olarak görme fırsatını yakaladığımız bu tarihi eser gerçek anlamda bizleri hayran bıraktı.

Çünkü düşünebiliyor musunuz; tarih ile yüz yüzeyiz. Kazıların arasında seneler öncesine ait iskele kazıklarını görüp; onların arasında geçerek tarihi gemi kalıntılarına ulaştığımız zaman gerçekten hayretler içerisinde kaldık. Sekiz bin şeş yüz yıl önceki bir geminin kalafatı karşımızda duruyordu. Kalafatın ve diğer ortaya çıkarılan gemi parçalarının üzerleri seralar gibi kaplanmıştı. Sebebi de hava le temas ettikleri an un ufak hala gelmelerinden dolayıydı. İleriki zamanlarda müze olarak hizmete açılacak olan Yenikapı eski tersanesindeki gezimizde 10’ar kişilik gruplar halinde bu sera tipi yerlere girebildik. 10’ar kişilik gruplar halinde alınmamızın sebebi de: Tahta parçalarının insan nefeslerinden dolayı erimemeleri için…
İşin hassasiyetini düşüne biliyor musunuz!

İşte böyle dev bir kazı ve tarihin gerçek yüzü de ülkemize nasip oldu.
Turizme katkısını da düşüne biliyor musunuz! Şimdi tek temennimiz en kısa zamanda bu kazıların bitirilip; ülkemize döviz kazandırması…
Yazan Haber Merkezi
Manşet, Turizm
24 Eylül 2010

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Alman Dışişleri Müsteşarı ile görüşerek, vizelerle ilgili ”Sorunları çözme” sözü aldı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nden yapılan yazılı açıklamada, Hisarcıklıoğlu’nun Almanya Federal Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Dr. Wolf Ruthart Born ile Berlin’deki makamında görüştüğü bildirildi. Toplantıda Born’un, Hisarcıklıoğlu’na vize konusunda, yardımcı olmak istedikleri mesajını ilettiğinin vurgulandığı açıklamada, bir sorun yaşandığında TOBB’un kendisiyle doğrudan temas etmesi halinde bizzat devreye gireceği ve çözülmesi için elinden geleni yapacağını söylediği ifade edildi.
Görüşmede, Born’un bu konuyla ilgili olarak, ”Vizeyi kaldıramayız ama işlerin kolaylaştırılması için her şeyi yapmaya hazırız, bu konuda bir sorununuz olursa beni hemen haberdar edin. Çözümlenmesi için elimden geleni yaparım” dediğinin altı çizildi.Hisarcıklıoğlu’nun, Türk-Alman İşbirliği Konseyi’nin de en kısa sürede yapılmasını istediği ifade edilen açıklamada, Müsteşar Born’un toplantının Almanya’da yapılmasının talimatını vereceğini söylediği belirtildi. stanbul’da yerleşik Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Franz Koller, Köln’de yerleşik Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dr. Von Leoprehting, Yönetim Kurulu Üyesi Engin Koyuncu ile birlikte, Born’u ziyarete gittiği kaydedilen açıklamada, Hisarcıklıoğlu’nun görüşme sırasında Türk-Alman ticari ve ekonomik ilişkilerini de değerlendirdiği bildirildi. Açıklamada Hisarcıklıoğlu’nun, görüşmedeki konuşmasında iki odaya her zaman destek verdiklerini vurguladığı belirtilirken, ”Odalarımızı her iki ülke hükümetinin talebi doğrultusunda, 1994 yılında Alman Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği ile TOBB arasında imzalanan protokollere istinaden kurduk. Bu odalar, iki ülke ticari ve ekonomik ilişkileri düzenli yürüsün diye kuruldu. Biz de her zaman destek vermeye devam edeceğiz” dediği kaydedildi. Toplantıda Türk ve Alman iş dünyalarının üçüncü ülkelerde de işbirliği yapabileceğine vurgu yaptığı ifade edilen Hisarcıklıoğlu, Türkiye’ye üst düzey ziyaretler kapsamında gelen işadamlarıyla görüşmek istediğini dile getirdiği bildirildi. Hisarcıklıoğlu’nun ayrıca, bir yıl Türkiye’de bir yıl Almanya’da olacak şekilde düzenlenen ve 2 yıldır organize edilemeyen Türk-Alman İşbirliği Konseyi (TAİK) mekanizmasının da canlandırılması talebini Müsteşar Born’a ilettiği vurgulanırken, Müsteşar Born’un da, TAİK toplantısının en kısa sürede Almanya’da yapılması yönünde talimat verdiği ifade edildi.
Yazan Haber Merkezi
Haberler, Manşet
8 Eylül 2010

Turkcell ve İstanbul Halk Ulaşım otobüslerde bir ilke imza attı
Turkcell ve İstanbul Halk Ulaşım A.Ş ortak projesi ile Bahçeşehir ve Beylikdüzü bağlantılı hatlardaki çift katlı halk otobüslerinde ücretsiz mobil internet bağlantısı sunulmaya başlandı.
Turkcell’den yapılan yazılı açıklamada, 76D Taksim-Bahçeşehir, 76-E Taksim- Bahçeşehir expres, 145T Taksim-Beylikdüzü ve E-57 Bahçeşehir-Bakırköy güzergahlarındaki çift katlı özel halk otobüslerini kullanan İstanbulluların cep telefonu, dizüstü bilgisayar gibi mobil cihazlarından kablosuz internete ücretsiz bağlanabildikleri kaydedildi.
Proje kapsamında günde 15 bin yolcu taşınan 76D, 76-E, 145T ve E-57 hatlarında sefer yapan 31 adet çift katlı özel halk otobüsüne Turkcell’in 3G altyapısını kullanan kablosuz modemlerin yerleştirildiği belirtilen açıklamaya göre, Adanet’in araç içleri için özel ürettiği modemler 75 yolcu kapasiteli halk otobüslerindeki tüm yolcuların aynı anda internete bağlanmasına imkan veriyor.
İlk etapta Bahçeşehir ve Beylikdüzü ile bağlantılı hatlarda başlayan ücretsiz mobil internet uygulamasının önümüzdeki dönemde diğer güzergahlarda da yaygınlaştırılması hedefleniyor
Yazan Haber Merkezi
Haberler, Manşet
27 Ağustos 2010

Türkiye, bu hafta sonu tekrar 5 ila 7 derece birden ısınacak. Serinleten rüzgarlar yarın akşam sona eriyor, hafta sonu yeniden yazın en bunaltıcı günleri gelecek. Geçen hafta sonu serinleme yaşayan Türkiye’de havalar tekrar ısınıyor. Yurdun en doğusunda şiddetli yağış var, Rize’ye geceden beri düşen yağış 170 kilogramı geçti, su baskını ve taşkınlara karşı bu geceye kadar dikkat. İstanbul 1 gün daha rüzgarlı, poyraz 25 km esecek, gölgede hava serin olacak. Ancak hafta sonu zayıf lodosla İstanbullular tekrar aşırı bunalacak. Ankara 33 derece, en sıcak pazar günü ve 38 derece. İzmir’de bir gün daha karayel var, hafta sonu sahillerde bile zayıf lodos esecek. Adana’da ise nem düşmüyor.
MARMARA
Marmara’da poyraz 1 gün daha sert. Hafta sonu zayıflayacak. Pazar günü ise Marmara genelinde rüzgar lodosa dönüşeceğinden, serinlik yerine bunaltıcı havalar esecek. Dereceler 38-39′a kadar tırmanacak.
İÇ ANADOLU
İç Anadolu’da akşam ve geceler epey serinledi. Sıcaklık 16-17, Sivas’ta ise gece 12 dereceye kadar düştü. Gündüz sıcaklığında ise Pazar’a kadar 5-6 derece artış olacak. Pazar günü Ankara, Konya arası 37 derece.
EGE
Ege’de kuzeyli rüzgar yarın öğleden sonra zayıflamaya başlıyor. Cumartesi günü rüzgar yok denecek kadar az. Pazar günü ise lodosa dönüp nemi artıracak ve aşırı derecede bunaltacak.
AKDENİZ
Akdeniz’de nem oranı Antalya ve iç kesimlerde düşük, sıcaklık 38 derece, orman yangını riski var.
GÜNEYDOĞU
Güneydoğu’da sıcaklık pazara kadar en az 4 derece artacak. Diyarbakır 43 dereceyi görecek.
DOĞU ANADOLU
Doğu Anadolu uzun aradan sonra yarın Erzurum, Kars, Ağrı, Muş, Van boyunca yağışlı. Hafta sonu hava yeniden bol güneşli ve 6-7 derece birden ısınacak.
KARADENİZ
Karadeniz’de Rize-Artvin şiddetli yağışın etkisinde, yarın da Samsun-Rize arasında sürecek sağanaklar, olası su baskını ve taşkınlara yol açabilir. Hafta sonu bol güneşli ve 8 derece daha sıcak geçecek.
Yazan Haber Merkezi
Haberler, Manşet
16 Ağustos 2010

Ve Sümela Manastırı’nda 88 yıl sonra, ilk defa ayin yapıldı. İlklerin yaşandığı ayine katılan FENER Rum Patriği Bartholomeos, Sümela Manastırı’na çıkan 400 metrelik patikadan yürüyerek çıktı. Hatta kendisine kemençe çalan Necdet Çoban’a 100 Euro bahşiş verdi. “Yunanistan” , Gürcistan ve “Rusya” ’dan 500 davetlinin katıldığı ayinde, Patrik Bartholomeos önce Rumca sonra da Türkçe bir konuşma yaptı. Patrik,“88 yıl sonra Sümela Manastırı’nda tarihle ve sizlerle kucaklaşmaya geldik. Çok uzun bir ayrılıktan sonra bu manastırda ibadetimizi yapmamıza imkân veren Allah’ımıza hamdolsun. Sümela Manastırı, on yıllarca bir efsane gibi aramızda sabırla bu günleri beklemiş ve Ortodoks Camiası’nın hatta tüm Hıristiyan camiasının en önemli günlerinden biri olan Aziz Meryem Ana’mızın ölüm yıldönümünün kutlandığı bir tarihte, yani 15 Ağustos’ta, burada bulunmakta ve ayin yönetmekten büyük bir onur ve mutluluk duyuyorum . Bizim hiçbir art niyetimiz yok. Her zaman olduğu gibi bugün de dua etmeye geldik. Burada yüzyıllarca yaşamış Rum Ortodoks halkının anısına ve buraya hizmet etmiş keşiş ve ruhanilerimizin ruhlarına dua etmeye geldik. Bu manastırın tarihinde, onu gönülden seven, destekleyen Osmanlı padişahlarından İkinci Beyazıt, Birinci Selim, İkinci Selim, Üçüncü Murat, Birinci İbrahim, Dördüncü Mehmet, İkinci Süleyman, İkinci Mustafa ve Üçüncü Ahmet’in anılarına dua etmeye geldik. Türkiye’nin, Ortadoğu’nun, insanlığın ve burada bulunan bizleri izlemeye gelen herkesin saadeti, huzuru ve mutluluğu için dua etmeye geldik. Çok inanan, az inanan Ortodoks veya başka mezhep ve dinden olanlar için dua etmeye geldik. Yüce Allah bu kutsal günde, bu kutsal mekanda şükür dualarımızı kabul etsin. Birlikte yaşam kültürü medeniyetimizin bizlere bıraktığı bir mirastır. Bu mirası yaşatalım ve öğretelim ki artık bu konularda acılar vuku bulmasın, ailelerin yürekleri yanmasın, çocuklar korkmasın, gençler endişe etmesin. Ortadoğu ve Kafkas halklarına ve tüm insanlığa barış, huzur, mutluluk gelsin. Bu vesile ile Ramazan ayınızı kutlarız. Huzur, sabır ve ibadetle bu anlamlı ayı yaşamanızı temenni ederiz.” dedi. Trabzon, hakikaten tarihi bir gün yaşadı. Cumhuriyet döneminde yasaklanan ve 88 yıl sonra Sümela’da ilk kez yapılan ayine katılanlar, öylesine heyecanlıydı ki, ayinden saatler önce avluda yerlerini aldılar. Trabzon Valiliği tarafından verilen özel izinle ayine katılanların, 250’sini geçtiğimiz yıl izinsiz ayin yapan Rus milletvekili İvan Savvidi, diğer 250 kişiyi de Fener Rum Patrikhanesi belirledi. Ayin sadece Ortodoksların değil, ortak kültür mirasımızın önemli günlerinden biri olarak da tarihe geçti.
Rusya ’nın Trabzon Başkonsolosu Kiril Fedorrov ise 88 yıl aradan sonra düzenlenen ayinle ilgili olarak, “Türk hükümeti çok akıllıca bir şey yaptı. Rusya ’daki Ortodokslar çok mutlu. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nin ekonomik gücüne katkı olacak çok önemli bir gelişme bu” dedi.
FENER Rum Patriği Bartholomeos, ayinden önce geldiği Maçka İlçesi’nde önceki akşam iftara katıldı. Bartholomeos, İl Müftü Yardımcısı Zeki Aksoy’a gümüş kapaklı bir Kuran’ı Kerim hediye etti. Patrik Bartholomeos, Sümela Manastırı’na çıkan 400 metrelik patikadan yürürken kendisine kemençe çalan Necdet Çoban’a 100 Euro bahşiş bıraktı. Ayin 10.00’da başladı 13.00’de bitti.
Trabzon Valiliği tarafından kart verilen yaklaşık 500 kişi içeri alınırken, yaklaşık 1000 kişi de manastırın alt tarafında iki dev ekrandan ayini izledi.
Ayin sonunda, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmeden önce havarilerle Son Akşam Yemeği’nde ekmek yiyip şarap içmesinden yola çıkılarak cemaate ekmek dağıtıldı. Şarap içildi. Bu ayin sadece Pazar günleri kilisede yapılıyor ve Evharistiya adı veriliyor.
Ayin bitiminde bir Yunanlı, kemençe çalıp türkü söyledi.
Patrik ayin yerine, siyah kıyafetiyle geldi ama manastırın içinde beyaz tören kıyafetini giydi.
Manastırın avlusunda patriğin göründüğü an büyük bir alkış koptu.
Üç saat süren ayin sırasında, bir papazın fenalık geçirmesi bile ayinin ahengini bozmadı.
Cemaatten pek çok kişinin yakasında, Selçuklu Devleti’nden Bizans’a kadar birçok devletin sembolü olmuş çift başlı kartal sembollü rozetler takılıydı.
Patikadan yürümek zor olduğu için yaşlılar katılmadı. Rumlar orta yaşlı, Rus ve Gürcü cemaatleri oldukça gençti.
Yazan Haber Merkezi
Manşet, Turizm
3 Ağustos 2010
Yazan Haber Merkezi
Manşet, Turizm
26 Temmuz 2010

Arkeologlar, Peru’nun kuzeyinde, içinde iskeletler bulunan, 60 metre uzunluğunda bir dehliz buldu. Kazının başkanı, dehlizin muhtemelen İnkalardan önce ve altıncı yüzyılda Moçe halkı tarafından inşa edilmiş olduğunu söyledi. Kazı heyetinin başkanı ayrıca, bu dehlizin Moçe seçkinlerini tasvir eden çok renkli duvar resimleri ile süslendiğini de kaydetti. Verilen bilgiye göre, ortaya çıkarılan alan, savaş esirlerinin törensel bir atmosfer içinde öldürülmesi için kullanılmış olabilir. Ortaya çıkan yeni bulgular, Moçe kültüründe insan kurban etme ritüelinin önemli bir yeri olduğunu ortaya koyuyor. İnkalar ile yarışıyor Ortaya çıkan yeni alan Huacabandera arkeolojik kazı alanında bulundu. Arkeologlar ortaya çıkan oturma alanları ve revakların, Moçe elitlerinin kenarlarda oturduğunu ortaya koyduğunu söylüyor. Son Moçe kralı, içlerinde ince işçilik ürünü sanat eserleri ile birlikte üç ayrı devasa mezar yapısı içine gömülmüş olarak bulunmuştu. İnka imparatorluğunun kalıntıları ile yarışır nitelikteki 20 yıl önceye ait bu keşfi diğerleri izlemişti. Moçe Uygarlığı Moçe (ya da Moçika), Peru’nun kuzeyinde MS. yaklaşık 100 ve 800 yılları arasında gelişen bir uygarlık. Moçeler, tarihteki ileri uygarlıklardan biri olarak kabul ediliyor. Moçe halkının sanatında insan kurban etme eylemi, genel olarak, savaşçılar arasındaki çarpışma ritüelinin bir sonucu olarak tasvir edilir.
Savaşçılar, bu çarpışmalarda esir toplar ve onları hamak benzeri bir ağ ile çıplak halde, akıbetlerine karar verilecek yer olan kendi merkezlerine taşırlardı.
Yazan Haber Merkezi
Haberler, Manşet
6 Temmuz 2010

Marmara Belediyeler Birliği tarafından düzenlenen “İstanbul Dersleri” ana başlıklı bilimsel eğitim programlarına İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Vefa Çobanoğlu tarafından verilen “Osmanlı Devrinde İstanbul’un İmarı” konferansıyla devam edildi. Çobanoğlu, “Mimarlar Odası, Mimar Sinan’ı Anmıyor” dedi.
Tanınmış akademisyen, bilim adamı ve siyasetçilerle eğitim programlarını sürdüren Marmara Belediyeler Birliği, Yrd. Doç. Dr. Ahmet Vefa Çobanoğlu’nu, birlik üyesi belediyelerin yönetici ve personeliyle buluşturdu. Programın açılış konuşmasını yapan MBB Yazı İşleri Müdürü Züver Çetinkaya, Birliğin çalışmaları hakkında genel bilgi verdikten sonra, “İstanbul Dersleri” programının, büyük bir ciddiyetle sürdürülmeye devam edeceğini dile getirdi.
“KUBBELER, SULTAN SELİM CAMİİ İLE GELİŞTİ”
İstanbul’un, Osmanlı’nın eline geçtikten sonra kültürel, sosyal, ticari ve mimari açıdan geliştiğini, özellikle cami ve külliyelerin mimari estetiğine büyük önem verildiğini belirterek söze başlayan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Vefa Çobanoğlu, erken dönem Osmanlı mimarisi olarak da bilinen 1453-1500 yılları arasında, estetik anlamda gelişmenin başladığını vurguladı. Çobanoğlu, 1522 yılında Kanuni Sultan Süleyman Sultan’ın, babası Yavuz Sultan Selim adına Mimar Acem Ali’ye yaptırdığı Sultan Selim Camii ve Külliyesi ile, Osmanlı-Türk mimarisinde büyük öneme sahip olan kubbelerin de gelişmeye başladığını söyledi.
“SİNAN’IN ESERLERİ, İMPARATORLUĞUN GÜCÜNÜ SİMGELİYORDU”
Konferansın büyük bölümünü Mimar Sinan’a ve eserlerine ayıran Çobanoğlu, Osmanlı Mimarisi’nde Mimar Sinan’ın çok önemli bir yer tuttuğunu belirtirken, “1539 yılında, günümüzde Bayındırlık Bakanlığı’na eş düşen Mimarbaşılık makamına getirilen Mimar Sinan, imparatorluğun gücünü simgeleyen mimarlık başyapıtlarının tasarlanıp uygulanmasında birinci derecede rol oynamıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun en güçlü olduğu çağında yaşayan Mimar Sinan, I. Süleyman (Kanuni), II. Selim ve III. Murat olmak üzere üç padişah döneminde mimarbaşılık etmiştir ve yapılarında gerçekleştirdiği deneyler ve yeniliklerle, Osmanlı-Türk mimarlığını doruk noktasına ulaştırmıştır. Mimar Sinan, dünyanın en büyük yapı sanatçılarından biridir” derken, “1588 Yılında vefat eden Mimar Sinan, asırlar geçmesine rağmen dünya çapında hatırı sayılan bir yapı sanatçısı olarak hâlâ anılır ve tanınırken, Mimarlar Odası’nın Mimar Sinan’ı anmamasını anlamak mümkün değildir” diyerek sözlerini tamamladı.
Yazan Haber Merkezi
Manşet, Spor
2 Temmuz 2010

İstanbul’un çilesi olan ve özellikle akşam saatlerinde bazen durma noktasına gelen trafik dün Beylikdüzü’nde, Beylicium AVM önündeki cep caddenin EPİRDEN 2010 Plaj Voleybolu Bayanlar Serisi’ne tahsisinin ardından ortaya çıkan ilgi İstanbul Trafiğini allak bullak etti…
İlk gün oynanan maçların sonuçları şöyle :
EPİRDEN1 – BREZİLYA2 : 0-2
BULGARİSTAN 2 – ÇEK CUMHURİYETİ : 2-0
BREZİLYA 1 – BULGARİSTAN 1 : 2-0
EPİRDEN – ROMANYA : 2-0
USA – BREZİLYA 2 : 0-2
E-5’TE TRAFİK DURDU.
Plaj voleybolu yapmak için Beylikdüzü’ndeki BEYLICIUM Alış Veriş Merkezinin önündeki yan yol trafiğe kapatıldı.
Hasan Uğur Epirden’in önderliğinde 19 yıldır 53 bölgede 128 kez gerçekleştirilen plaj
Voleybolunda ilginç bir yöntem uygulandı.
İlk ayağı Beylikdüzü’nde başlayan turnuva için aynı yerdekİ Beylicium Alışveriş merkezi önünden geçen E-5’in yan yolu trafiğe kapatılıp buraya 180 ton çok özel kum dökülerek voleybol oynanacak duruma getirildi.
Dünya Voleybolunun öncülerinden BREZİLYA ve USA gibi ünlü plaj voleybolu takımlarının bulunduğu 10 ülkeden 24 sporcu 4 temmuz 2010 tarihlerindeki özel alanda plaj voleybolu severlerine bu sporun heyecanını ve güzelliğini yaşatacaklar.
Kıran kırana geçen ilk günkü maçların sonuçları şöyle :
EPİRDEN1 – BREZİLYA2 : 0-2
BULGARİSTAN 2 – ÇEK CUMHURİYETİ : 2-0
BREZİLYA 1 – BULGARİSTAN 1 : 2-0
EPİRDEN – ROMANYA : 2-0
USA – BREZİLYA 2 : 0-2
Yazan Haber Merkezi
Manşet, Turizm
29 Haziran 2010

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Endonezya Cumhurbaşkanı Susılo Bambangu Yudhoyono ile bugün yaptıkları görüşmelerde, tamamen vizelerin kaldırılmasıyla ilgili çalışma başlatma konusunda mutabakata vardıklarını bildirdi. Cumhurbaşkanı Gül, Endonezya Cumhurbaşkanı Yudhoyono ile Çankaya Köşkünde ortak basın toplantısı düzenledi. Gül, Endonezya Cumhurbaşkanı Yudhoyono’nun ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Türkiye ile Endonezya’nın uluslararası ilişkilerde yakın bir çalışma içinde bulunduklarını söyledi.
Bu ziyaretin ilişkilerin daha yakın olmasını sağlayacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Gül, şöyle konuştu: “Bu ilişkilerimizin turizm ve diğer her şeye yansımasını çok arzu ediyoruz. Zaten iki ülke vatandaşlarına sınırda vize verilmesi kabul edilmiştir. Bugün yaptığımız görüşmelerde, tamamen vizelerin kaldırılmasıyla ilgili çalışmaları da başlatma konusunda yine bir mutabakata vardık. Bütün bunlar mesafe uzak olsa bile işbirliği imkanının çok büyük olduğunu göstermektedir. Bu ziyaretin çok başarılı geçmesi ve Türkiye ile Endonezya arasında her bakımdan ilişkilerin daha da iyi noktaya taşınmasını temenni ediyorum.”
Yazan Haber Merkezi
Manşet, Spor
28 Haziran 2010

JOHANNESBURG-Halen Güney Afrika da oynanılan Dünya Kupası kupanın tarihine en soğuk Dünya Kupası olarak geçti. Evet yanlış okumadınız… Güney Afrika’da sıcaklık o kadar düşük ki, insanlar ne giyeceklerini adeta şaşırdı. Genellikle kısa formaları tercih eden takımlar hemen ülkelerine uzun kollu forma isteklerini belirttiler. Ama bunların en büyük sebebi nedir biliyor musunuz… Atılan bombalar, nükleer denemeler ve zelzelelerin oluşması maalesef dünyada iklimlerin değişikliklerine yol açtı. Nitekim; Abu Dhabi’den +45 dereceden Johannesburg’a gelenler özellikle gece havanın soğukluğundan şaşkına döndüler. Maçları yayınlayan internet siteleri (Bıııırrr) diye başlık attılar. Çünkü önceki gece hava sıcaklığı -10.3 olarak tespit edilmişti. Bundan seneler önce böyle bir olay oluşacak denilse herkes –şaka mı yapılıyor!- derdi inanın. Onun için bu nükleer denemelere bir son verdirmenin de zamanı geldi diyoruz…
Yazan Serap ÖZAKSOY
Haberler, Manşet
7 Haziran 2010

Bir hayat kurtarmak ne kadar önemlidir, bunu tabii ki herkes bilir…
Ama öyle bir konu var ki, ölümü bir nebze, hatta malı bile bir nebze çabuk müdahale ile kurtarabiliriz…
Konuya nereden geldin diyeceksiniz ama… Maalesef klasik bir söz olan “Yangında ilk kurtarılacak eşya” sözünden yola çıkarak; devlet büyüklerimize sesleniyorum…
Başta Güney illerimiz olmak üzere maalesef DENİZ İTFAİYESİ’ne kimse önem vermiyor. Bakın deniz kenarında veya daha uzaklarda yangın çıktı. Bünyesinde YANGIN UÇAĞI bulunan belediyeler derhal müdahale ederek bir nebze durdurabiliyorlar- o da eğer hava şartları uygun ise-
Fakat bir zamanlar yaşadığım Bodrum’da ve de çevre il ve ilçelerde maalesef DENİZ İTFAİYESİ bulunmuyor. Eğer bir DENİZ İTFAİYESİ kurulacak olur ise Güney’in o dar sokaklarında itfaiye araçları güçlükle ilerleyeceğine derhal denizden bu işlem yapılabilir. Hem de su ihtiyacı normal olarak denizden karşılanmak şartıyla…
Evet… Geçen ay içerisinde Bodrum’da Baraz Otel böyle bir yangın ile kül oldu. Asla itfaiyeye şuç bulmamak lazım. Çünkü o kadar sokaklardan ulaşım sağlanılana kadar; denizden müdahale hemen yapılsaydı, hem o genç hayatını kaybetmemiş, hem de o koca bina korkuluğa dönmemiş olurdu.
Şimdi öncelikle İçişleri Bakanım Sayın Beşir Atalay’a, ardından da Kültür ve Turizm Bakanım Sayın Ertuğrul Günay’a sesleniyorum…
LÜTFEN BELEDİYELERE DENİZ İTFAİYESİ KURMA MECBURİYETİNİ GETİRİN…
İnsanlar konusunda hassas oldukları için onların da mecbur tutmaları neticesinde; belki de kim bilir kaç can kurtulacak!
Ve de… Emir büyük yerden geldiği zaman hal olmayacak bir iş görmüyorum…