Yazan Haber Merkezi
Orta Manşet
28 Ekim 2010

Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’ın katılımı ile gerçekleştirilen toplantıda, Marmara Belediyeler Birliği ile Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı arasında ortak protokol imzalandı. Programda konuşan Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Başkanı Yusuf Çelebi, “İmzalanan protokol, devrim nitelikli bir çalışmadır. Cennet bahçesi olan ülkemizin dikenli yolarında, bizlerle birlikte yürüyen Marmara Belediyeler Birliği’ne ve Devlet Bakanı Kavaf’a teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Marmara Bölgesi’ndeki belediye başkanları, engelli dostu şehirler için Marmara Belediyeler Birliği genel kurulunda bir araya geldi. Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf ve Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanı Bekir Köksal’ın da katıldığı genel kurul toplantısı, Pendik Green Park Hotel’de gerçekleştirildi. Marmara Belediyeler Birliği ile Başbakanlık arasında, engelli dostu şehirlerin geliştirilmesi ve özürlülerin sorunlarının çözümüne yönelik geniş kapsamlı işbirliği protokolü imzalandı.
“ENGELLİLERİN HAYATA KATILIMI, BELEDİYELERLE AŞILACAK”
Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, “Belediyecilik artık, sadece altyapı, su ve yol çalışmalarından ibaret değildir. Engelli kardeşlerimizin sosyal hayata katılımları, belediyelerimizin katkısıyla aşılacak bir sorundur. Belediyeler, kentsel çevre ve sosyal hizmetlerin hayata geçirilmesinden ve denetilmesinden sorumludurlar. Bu nedenle yerel yönetimlerimizin bu çalışmalarında engellerin ihtiyaçlarının göz önünde tutmaları gerekmektedir. 2012 yılının Temmuz ayına kadar, bütün kamusal alanların, engellilerin ulaşımına uygun hale getirilmesi gerekmektedir. Bu sürenin bitimine yaklaşık 1,5 yıl var. Bu sürede, tüm belediye başkanlarımızın, yapılı çevrenin, engellilerimizin ulaşımına uygun hale getirilmesi için hassasiyetle çalışmalarını ve kamusal alanlarımızı da hızlı bir değişim ve dönüşüm sürecine girmelerini bekliyorum. Marmara Belediyeler Birliği ile imzaladığımız protokol çerçevesinde, şehirlerin engellilerin ihtiyacına uygun düzenlenmesi, mevzuatın AB’ye uyumlu hale getirilmesi, engelli dostu ulaşım, toplumsal bilinçlenme, eğitimde fırsat eşitliği konularında çalışmalar ve eğitim programları başlatılacak” diye konuştu.
BAŞKAN ALTEPE: VİZYONER ÇALIŞMALARIMIZ DEVAM EDECEK
Birliğin çalışmaları hakkında genel bilgi verdikten sonra, engellilerin sorunlarıyla ilgili olarak belediyeleri sorumluluk almaya davet eden Marmara Belediyeler Birliği ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, “Engelliler 4 duvar arasında yaşamamalı. Sosyal hayata engelli kardeşlerimiz de katılmalı. Burada en büyük görev, yerel yönetimlere düşüyor. Protokol kapsamında Başbakanlıkla ortak çalışmalar yaparak, belediyelerimizi bu noktada sorumluluk almaya davet edeceğiz. Marmara’daki çalışmalarla, tüm Türkiye’ye örnek model oluşturmayı sürdüreceğiz. Ayrıca, çevre, sağlık, kentlilik bilinci konularında da vizyoner çalışmalarımız devam edecek” diye konuştu.
“DEVRİM NİTELİKLİ BİR ÇALIŞMA”
Başkan Altepe’nin ardından konuşan Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Başkanı Yusuf Çelebi ise, “Sorunların bir günde çözülmesini beklemiyorum. Ama bu büyük adımı atan MBB’ye teşekkür ediyorum. Bu, devrim nitelikli bir çalışmadır. Yeni bir devrin başlangıcıdır. Cennet bahçesi olan ülkemizin dikenli yolarında, bizlerle birlikte yürüyen Marmara Belediyeler Birliği’ne ve Devlet Bakanı Kavaf’a teşekkür ediyorum” dedi.
Yazan Haber Merkezi
Orta Manşet
28 Ekim 2010

Fatih Belediyesi gıda üretimi yapan kuruluşlara hijyen konusunda bilgi içeren kitapçık dağıtıyor. İlçe genelinde lokanta, fırın, pastane, restoran gibi gıda üretimi yapan mekanlar için hazırlanan kitabın dağıtımı ile firmaların hijyen kurallarına daha dikkatli uyması hedefleniyor.
Fatih Belediyesi’ne gıda üzerine ruhsat almak için başvuran işyeri sahiplerine ve hali hazırda gıda üretimi yapan kuruluşlara dağıtılan kitapta, işyerlerinde gıda hijyeni sağlamak için nelere dikkat edilmesi gerektiği ile ilgili bilgiler yer alıyor.
Türkiye’nin ve İstanbul’un en önemli tarihi ve turistik mekânlarını bünyesinde barındıran Tarihi Yarımada Fatih’in, ülkemizin vitrini olduğunu söyleyen Fatih Belediye başkanı Mustafa Demir, “İstanbul’a gelen her turistin uğramadan geçmediği Fatih’te gıda hijyeni çok önem verdiğimiz bir konu. Çünkü biz Türk Mutfağı’nın dünyanın en güzel mutfaklarından biri olduğunu, Fatih’in de bizim mutfağımızın tanıtımı için önemli bir misyon yüklendiğini düşünüyoruz” dedi.
Fatih’i her yıl 7 milyonun üzerinde turistin ziyaret ettiğini ve günlük insan sirkülasyonunun ise 2 milyon olduğunu belirten Demir, “Gıda üretimi yapan kuruluşların, lezzet kadar hijyene de önem vermesi gerekir. Bu da ancak bilinçle olacak bir şey. Hazırlamış olduğumuz bu kitapçık, gıda üretimi yapan işletmelere hijyen konusundaki bilgileri derli toplu olarak sunuyor. Biz Belediye olarak denetimlerimizi sürdürüyoruz, ancak kuruluşların öz denetimi çok daha önemli. Biz bu bilinci oluşturmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
Fatih Belediyesi’nin gıda üreticilerine yönelik dağıttığı kitapçıkta, hijyenin ne olduğu, besin hijyeni, personel hijyeni, mutfak araç gereç hijyeni, güvenli besin, imalat yapılan ortamların, çalışanların, malzeme alımı ve depolanması ile ilgili kurallar yer alıyor. Kuruluşların bu kurallara uygun hareket etmeleri isteniyor.
Yazan Haber Merkezi
Orta Manşet
22 Ekim 2010

Marmara Bölgesi’ndeki 230 belediye başkanı, engelli dostu şehirler için Marmara Belediyeler Birliği genel kurulunda bir araya geliyor. Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf ve Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanı Bekir Köksal’ın da katılacağı genel kurul toplantısı 26 Ekim Salı günü Pendik Green Park Hotel’de gerçekleştirilecek. Marmara Belediyeler Birliği ile Başbakanlık arasında, engelli dostu şehirlerin geliştirilmesi ve özürlülerin sorunlarının çözümüne yönelik geniş kapsamlı işbirliği protokolü imzalanacak.
GENEL KURUL’DA ORTAK PROTOKOL İMZALANACAK
26 Ekim Salı günü 10.00’da başlayacak genel kurulda sırasıyla; Birlik Başkanı ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe ile Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf konuşma yapacak. Konuşmaların ardından MBB ile Başbakanlık arasında geniş kapsamlı işbirliği protokolü imzalanacak. Protokol çerçevesinde, şehirlerin engellilerin ihtiyacına uygun düzenlenmesi, mevzuatın AB’ye uyumlu hale getirilmesi, engelli dostu ulaşım, toplumsal bilinçlenme, eğitimde fırsat eşitliği konularında çalışmalar yapılacak.
Konuyla ilgili açıklama yapan Marmara Belediyeler Birliği ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, protokol kapsamındaki faaliyetlerin, Türkiye’nin en yoğun nüfusa sahip bölgesi olan Marmara’nın, tamamında gerçekleştirileceğini belirtti.
Yazan Haber Merkezi
Orta Manşet
22 Ekim 2010

Marmara Belediyeler Birliği ile IBM’in ortaklaşa düzenlediği “Değişen Dünyada Akıllı Şehircilik” konulu bilgilendirme toplantısı, Yeniköy’de bulunan Sait Halim Paşa Yalısı’nda gerçekleştirildi. Etkinliği, Marmara Belediyeler Birliği Başkanvekili ve Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın ile Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç de takip etti.
Yerel yönetimlerin bilişim ve bilişime dayalı yönetim vizyonunun oluşumuna katkıda bulunması hedeflenen toplantıya, belediyelerin bilgi işlemden sorumlu başkan yardımcıları ile bilgi işlem müdürlerinin yanı sıra Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın, Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, Kızılpınar Belediye Başkanı Faruk Korkmaz ve Biga Belediye Başkanı Mehmet Özkan da katıldı.
Programın açılış konuşmanı yapan IBM Genel Müdür Yardımcısı Murat Kozan, kendilerine verdiği bu fırsattan dolayı Marmara Belediyeler Birliği’ne teşekkür etti. Marmara Belediyeler Birliği adına kısa bir selamlama konuşması yapan Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın’sa, “Bilgiye sahip olmak değil, kullanmak önemli. Zeytinburnu Belediyesi olarak bilişim alanında Türkiye’nin en iyi belediyelerinden biri olsak da, daha ileride olmamız gerektiğini düşünüyorum. 12 Yıllık belediye başkanlı olarak, ilerleyen teknolojiye yerel yönetimlerin ayak uydurmak zorunda olduğunu ısrarla söylüyorum. Belediyelere verdiği bilişim hizmetlerinden ötürü, IBM’i tebrik ediyorum” diye konuştu.
Yapılan sunumlarda ilk olarak, IBM İş Geliştirme ve Çözüm Yöneticisi Ebru Aktan tarafından, “Değişen Dünyada Akıllı Şehir Vizyonu ve Akıllı Vatandaşlık Hizmetleri” konusu aktarıldı. Abu Dabi ve Güney Afrika Cumhuriyeti’ndeki akıllı yönetim sistemleri ile Londra, Singapur ve Stockholm’deki akıllı trafik hizmetleri ve sinyalizasyon sistemleri hakkında bilgi veren Aktan, sözlerini, “Bir belediye turizmin mi, endüstrinin mi, finansın mı merkezi olacak? Önce buna karar verecek; sonra bunun üzerinden planını yapıp, bilişim sistemini kuracak” diye konuştu.
IBM Satış ve Dağılım Yöneticisi Oktay Şükür’se, “Akıllı Vatandaşlık Hizmetleri: Belediyelerde Belge Otomasyonu ve Süreçleri Yönetimi” konulu bir sunum gerçekleştirdi. Akıllı şehirciliğin sosyal tarafları, Hindistan örneği ve Büyükşehirlerin yaşadığı sorunlar hakkında anlatımda bulunan Şükür, dünyanın en yaşanabilir şehirlerinin Kanada ve Avustralya ağırlıklı olduğunu; İstanbul, Roma ve Madrid’in en sevilen şehirler kategorisinde olmasına rağmen, yaşanabilirlik listesinde olmadığını açıkladı.
Program, IBM yöneticileri Kıvanç Uslu’nun “Akıllı Şehircilik Karar Destek Sistemleri” ve Haluk Alpay’ın “Belediye Bilgi Fabrikası” sunumlarıyla tamamlandı. Uslu ve Alpay’ın sunumlarında, kurumsal içerik yönetimi ve elektronik formlar hakkında detaylı bilgi verilirken, raporlama sistemininse önemine, standartlarına ve zorluğuna değinildi.
Yazan Haber Merkezi
Orta Manşet
18 Ekim 2010

Dünya’nın en önemli güç yarışması olarak kabul edilen World’s Strongest Man’in eleme turu ‘GIANTS LIVE’, Adrenal Film organizasyonu ve 10 ülkenin en güçlü adamlarının katılımı, sevilen oyuncu KAMİL GÜLER’in sunumu ile KüçükÇiftlik Park’ ta gercekleşti.
Giants Live yarışmaları, dünyanın dört bir yanında, gücün limitlerini zorlayan sporcular sayesinde direnç ve dayanıklılık açısından insan vücudunun sınırlarını keşfetmemizi, anlamamızı sağlıyor…
DÜNYANIN EN GÜÇLÜ ADAMI GELDİ!!
Onlarca dünya rekoruna imza atılan, gücün limitlerini zorlayan bu muhteşem yarışmada Dünya’nın En Güçlü Adamı unvanının sahibi, Büyük Z lakaplı Litvanyalı dev Zydrunas Savickas’ın yanı sıra Amerika, İngiltere, Norveç, İzlanda, Ukrayna, Romanya, Sırbistan ve Bulgaristan’ın en güçlü sporcuları gövde gösterisi yaptı! Apollo Aksı kategorisinde 200 kiloluk Dünya rekoru denemesi yaptı, ayrıca otomobil kaldırma, fıçı taşıma, kütük kaldırma, Husafell taşı ve finalde tabii ki Atlas taşlarının yer aldığı birbirinden zor parkurlarda ter döktüler.
İSTANBUL’DAN DÜNYAYA!
İstanbul’da galip gelen dev Büyük Z lakaplı Litvanyalı dev Zydrunas Savickas, 2011 Dünya Finalleri’ne katılma hakkı kazandı. Aynı zamanda İstanbul’daki yarışma 2011’e finalist gönderen ilk organizasyon oldu. İstanbullu sporseverler benzersiz bir çekişme ve heyecana tanık oldu.
YARIŞMA SONUCU İLK ÜÇ
(1. ve 2. yarışmacılar yerini korurken Dünya 4. sü Stefan Solvi Petursson 3. lüğe cıkış yaparak Dünyanın en güçlü 3. Adamı ünvanını kazandı.)
Yarışmacılar
Zydrunas Savickas (1975,Litvanya) Dünya’nın en güçlü adamı. Ilk kez 16 yaşında yarıştı, ikinci denemesinde ilk dünya rekorunu kırdı. 98’de Litvanya şampiyonu oldu. 2001 yarışmasında yan bağları yırtılan Savickas’ın spor hayatının bittiği düşünüldü, fakat o sadece 9 ay sonra tekrar ülkesinin şampiyonu oldu ve 19 dünya rekoruna imza attı.
Brian Shaw (1982,ABD) Amerika’nın en güçlü adamı. 2.03cm boyunda ve 200 kilo ağırlığında. Ayak numarası 50.
Stefan Solvi Petursson, (1986, İzlanda) İzlanda’nın en güçlü adamı. Sempatik tavırlarıyla bayan izleyicilerin favorisi. Henüz 24 yaşında olan Petursson, şimdiden 4 kez ülkesinin şampiyonu oldu.
Colin Bryce :Baş hakem
Yazan Haber Merkezi
Orta Manşet
18 Ekim 2010

Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Dünya Bankası ile UNICEF’in ortaklığıyla ve Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı işbirliğiyle Ankara’da düzenlenen “Erken Çocukluk Gelişimi” konferansına katıldı. Başkan Demircan, Best Practice (En iyi model projesi) olarak gösterilen Beyoğlu Belediyesi Semt Konakları çatısı altındaki anaokulu eğitimleri ile konaklarda kadınlara yönelik yapılan çalışmaları anlattı.
Demircan: Semt Konakları’ndan Sağlıklı Bireyler Yetişiyor
0-5 yaş arası çocukların eğitiminin konuşulduğu konferansta, “Türkiye’de Toplum Hizmet Merkezleri Örnekleri” başlıklı oturumda konuşan Demircan, Beyoğlu’nun 250 bin kişinin yaşadığı bir ilçe olduğunu hatırlatarak, ilçedeki semt konaklarında çocuklara ve kadınlara yönelik verilen eğitimlerle toplumsal uyumu, sosyal denge kurmayı ve geliştirmeyi sağladıklarını belirtti. Beyoğlu Belediyesi’ne ait dokuz semt konağının her birinin okul, sağlık ocağı, kültür-sanat kurumu, kütüphane ve sinema gibi faaliyet gösterdiğini anlatan Demircan, “Beyoğlu Belediyesi olarak okul öncesi eğitimi çok önemsiyoruz. Bu bakımdan, ilçedeki semt konaklarında çocuklarımızın kişisel becerilerinin gelişmesine ve ilköğretime hazırlanmalarına yönelik verdiğimiz eğitimlerle, özgüveni yüksek, iletişim becerileri gelişmiş, sağlıklı, mutlu birer birey olmalarının temellerini atıyoruz. Konaklarımızdaki anaokulu eğitimlerini çok düşük bir ücretlere sunuyoruz. Ayrıca, maddi durumunun yetersizliği nedeniyle çocuklarını anaokuluna gönderemeyen ailelere bu hizmetleri ücretsiz sunuyoruz. Böylece, eğitimde fırsat eşitliği sağlayarak çocuklarımız anaokullarımızın tüm imkan ve fırsatlarından yararlanabiliyor” dedi. Demircan, çocuğun eğitiminin ailede başladığı gerçeğine vurgu yaparak, yaşam boyu eğitim felsefesiyle, çocuk sağlığı ve eğitimi başta olmak üzere konaklarda ilçedeki kadınlara yönelik bilgisayardan, İngilizceye, el sanatlarından mesleki eğitimlere kadar birçok branşta eğitim verdiklerini sözlerine ekledi.
Yazan Haber Merkezi
Orta Manşet
15 Ekim 2010

Soğuk ve yağmurun hüküm sürdüğü şu günlerde Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi’nde insanın içini ısıtan bir sergi açıldı. 14 Ekim Perşembe akşamı Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın katılımıyla açılan serginin adı “Çini Bahçesinde Nevbahar / MSGSÜ, Sitare Turan Bakır Atölyesi Öğrenci Çalışmaları”. “Klasik Türk Sanatları’nda 15 Sergi 15 Seminer Etkinliği” kapsamında düzenlenen sergide MSGSÜ Geleneksel Türk Sanatları Bölümü ve Eski Çini Onarımları Ana Sanat Dalı Başkanı Prof. Dr. Sitare Turan Bakır’ın öğrencilerine ait eserler sergileniyor.
Demircan: Çini Sanatını Gençler Aktarmayı Önemsiyoruz
2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen serginin açılışında konuşan Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, “Beyoğlu Belediyesi olarak çini sanatımızın genç kuşaklara aktarılmasını çok önemsiyoruz. Bu bakımdan bu sergi bizim hassasiyetlerimize denk düşen anlamlı bir çalışma. Yüzyıllardır seher vakti açan güller, bu sergi sayesinde bu kez sonbahar rüzgarıyla çini bahçesine konuk oluyor. Bu sergi vasıtasıyla çini sanatımızın geliştirilebilmesi için üniversitelerimiz ve diğer kurumlarla olan işbirliği imkanlarını değerlendireceğiz. Beyoğlu Belediyesi olarak bizi kadim geleneğimize bağlayan sanatlarımızın geleceğe aktarılabilmesi için elimizden geleni yapıyoruz” dedi. Daha sonra sergiyi gezen ve öğrencilerden eserler hakkında bilgi alan Başkan Demircan, Sitare Turan Bakır ile sergide eseri olan öğrencilerini emeklerinden ve sanatlarından dolayı tebrik etti.
Sergi 24 Ekim’e Kadar Gezilebilir
Prof. Dr. Sitare Turan Bakır açılış törenin ardından “Türk Çini ve Seramik Sanatında Tasarım Anlayışı” konulu bir de seminer verdi. 16. yüzyıl çini sanatının yarı stilize çiçeklerinin farklı konu, form ve fonksiyonlarla sanatseverlerin karşısına çıkan sergi 24 Ekim 2010 tarihine kadar sanatseverler tarafından gezilebilir.
Yazan Haber Merkezi
Orta Manşet
14 Ekim 2010

İSTANBUL-TÜRKİYE Gazeteciler Cemiyeti Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri belli oldu. 11 Ekim Pazartesi günü saat 11:00′de TGC Binası’nda toplanan Ödüllerin Seçici Kurul toplantısında 15 kişiye ödül verilmesi karara bağlandı.
TGC Başkanvekili Turgay Olcayto’nun başkan, İhsan Yılmaz’ın yazman olarak seçildiği Seçici Kurul Toplantısı’na Nail Güreli, Ara Güler, Şükran Soner, Yalçın Çınar, Nurhan Aydın ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulundan, Başkan Yardımcısı Vahap Munyar ve Genel Sekreter Sibel Güneş katıldı.
Ödülleri kazananlar
Oylama sonunda Yönetmeliğe göre 70 yaşından gün alan ve meslekte 50 yılını tamamlayan gazetecilerden; Hikmet Aksoy, Tuncer Benokan, Argun Berker, Ahmet Çitoğlu, Ali Gevgilili, Aydın Öztürk, Doğan Pürsün, Ünal Sakman, Nalan Seçkin, Rauf Tamer, Muammer Tuncer, Rahmi Turan, Erol Türegün, Hıncal Uluç ve Mihalaki Vasiliadis Burhan Felek Basın Hizmet Ödülüne değer görüldüler. Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri, 4 Kasım tarihinde törenle sahiplerine verilecek
Ödüllerin tarihçesi
“Şeyhül Muharririn” ününü taşıyan, 70 yıldan fazla aktif gazetecilik yapan Burhan Felek’in anısına bu ödül 1983 yılında oluşturuldu. 27 yıldır 232 gazeteci bu ödülü almaya hak kazandı. Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri için 70 yaşından gün alan adayların 50 yılı aşkın süreyle basına hizmet vermiş ve bu hizmetlerini sürdürüyor olmaları şartı aranıyor. Bu yıl ölümünün 28`inci yılında anılacak olan Türk basınının önde gelen kalemlerinden Burhan Felek, 26 yıl süreyle Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı yapmıştı.
Burhan Felek kimdir?
Burhan Felek, 1889 yılında İstanbul’da doğdu ve Hukuk Mektebi’ni bitirdi. Mesleğe Ahmet Rasim’in Donanma Dergisinde başladı. Tasvir-i Efkar Gazetesinde spor ve foto muhabiri olarak çalıştı. Vatan, Millet, Yeni Ses, Tan, Cumhuriyet ve Milliyet gazetelerinde yazarlık yaptı. 1925 yılından başlayarak son günlerine kadar köşe yazılarını sürdürmesi nedeniyle Şeyhül Muharririn unvanı ile ödüllendirildi. İÜ Gazetecilik Enstitüsü’nde öğretim üyeliği yaptı. İtalyan mizahçısı Giovanni Guareschi’nin “Don Camillo” dizisini Türkçe’ye çevirdi. İstanbul Üniversitesi’nin Onursal Hukuk Doktorluğunu alan ilk gazeteci oldu. İşlerinin ağırlığı ve sağlık durumundan dolayı TGC başkanlık görevinden ayrılan Sedat Simavi’nin yerine seçildi.
TGC başkanlığını 1949–52 ve 1959–82 yılları arasında 2 kez üstlendi. Basın Dispanseri, TGC Gazetecilik Başarı Ödülleri, Basın Sarayı Ek yapısı, Gazeteciler Sosyal Hizmetler ve Emeklilik Vakfı projelerini gerçekleştirdi. 4 Kasım 1982 de hayatını kaybeden Burhan Felek, Basın Şeref Kartı taşıyordu.
Yazan Haber Merkezi
Orta Manşet
7 Ekim 2010

Marmara Belediyeler Birliği, Basın Platformu tarafından düzenlenen seminerlere, Kanal 7 Ana Haber ve İskele Sancak programlarını hazırlayıp sunan Erhan Çelik’le devam edildi. Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay’ın, açılış konuşmasını yaptığı programda birbirinden çarpıcı açıklamalarda bulunan Genç Anchorman, basın danışmanlarına ve belediyelere yönelik ağır eleştirilerde bulunurken, özeleştiri yapmayı da ihmal etmedi.
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Küçükçekmece Belediye Başkanı Yeniay, kentsel dönüşüm çalışmalarına yer vermeyen televizyon kanallarına sitemde bulunurken, “Küçükçekmece’de, halka rağmen değil, halkla birlikte çözüm ürettiğimiz çok başarılı bir kentsel dönüşüm çalışması yaptık. Ancak bizim projemizde kavga-gürültü olmadığı için, kiremitler havada uçuşmadığı için, TV kanallarında projemize yer verilmedi. Bu yüzden pek çok kişinin Ayazma-Tepeüstü Projesi gibi başarılı bir projeden haberi yok. 7-8 bin insanla birlikte davul zurnayla yıkım yaptık. Basın ordusu 10 gün boyunca yıkımları takip etmesine rağmen, ana haber bültenlerinde bir tane haberiniz çıkmadı. Basın mensupları bize, kavga çıkmazsa yayınlamayız dediler. Gazeteci arkadaşlarımı da fazla suçlamak istemiyorum. Bugün aynı bölgede, Ali Ağaoğlu çok güzel bir şekilde reklâmını yapıyorsa, bizde de kabahat vardır” diye konuştu.
“SİSTEM, AKÇE ÜZERİNE KURULMUŞ”
Başkan Yeniay’ın ardından anlatıma başlayan Erhan Çelik, “Medya-Belediye ilişkilerindeki temel sorun; sistemin akçe üzerine kurulmuş olması. Genelleme yapmak yanlış olsa da, belediye haberlerinin niteliğinden çok, belediye başkanlarının medya ile kurduğu girift ilişkiler, taleplerin karşılanması noktasında belirleyici oluyor. Anayasanın ilk üç maddesi gibi dokunulamayan bir sistem bu. Ama çözümsüz değil. Anayasa Mahkemesi Başkanı, anayasanın ilk üç maddesine dokunmanın artık pozitif olarak mümkün olduğunu söylüyorsa, bu sorunun da çözümü mutlaka vardır” dedi.
“BAŞBAKANLIK ÖZET GÖNDERİYOR, BELEDİYELER NOKTASI VİRGÜLÜNE…”
Basın bürolarının mutlak suretle ulusal ve yerel basın ayrımı yaparak haber servisi yapması gerektiğine değinen Genç Anchorman, “Yerel ve ulusal basın konusunda sağlıklı bir ayırım yapılmalı. Belediyelerin basın büroları bu ayrımı yapmadığı için, sayfalar dolusu bülten, hiç okunmadan çöpü boyluyor. Başbakanlık basın merkezi bile başbakanın konuşma ve icraatlarını özet halinde medya ile paylaşırken, belediye basın büroları, başkanlarının ağzından çıkan her harfi, noktası virgülüne gönderiyor. Bu yüzden ulusal basının ilgisini çekecek argümanlar varsa dahi, görülemiyor” derken, sosyal belediyecilik kavramının ucuzlatılmaması gerektiğini de açıklayarak, “İki çuval erzak dağıtıp, ekrana çıkmayı bekleyen belediye başkanları var. Burada devreye basın danışmanları girmeli. Başkanın her yaptığının haber olmasını beklenmemeli. Basın danışmanı mutlaka gazeteci kökenli olmalı. Elindeki materyalin hangi unsurlarının haber olacağını bilen basın danışmanı, haberini istediği kanalda yayımlatır” diye konuştu.
“TWİTTER KULLANAN BİRÇOK GAZETECİ VE YAZAR VAR”
Ulusal basındaki yönetici ve yazarlara twitter aracılığıyla kolayca ulaşılabileceğini belirten Çelik, “Birçok gazetedeki yönetici ve yazar twitterda zaman harcıyor. Peki kaç basın danışmanı bu tür sosyal paylaşım sitelerine üye? Medyaya ulaşmanın tek yolu sayfalar dolusu basın bülteni değil. Teknolojinin her imkanının kullanıldığı Türkiye’de, medyaya faksla ulaşmak çok kadük bir girişim” dedi.
“DERGİLERİ OKUMADAN ÇÖPE ATIYORUM”
Söyleşinin devamında, “Belediye dergilerine harcanan parayla soysal ve kültürel açıdan nitelikli yayınlar çıkarılabilir. Her ay 50 tane belediye dergisini hiç okumadan çöpe atıyorum. Çünkü ilgimi çeken unsurlar barındırmıyor içlerinde. Neredeyse tamamı, belediye başkanlarının fotoğraf albümü gibi” diyen Erhan Çelik, çöp kutusunun, belediyelerden gelen anahtarlık, çakmak, kalem gibi gereksiz eşyalarla dolu olduğunu da söyledi.
“BASIN İLE BAŞKAN ARASINDA DUVAR OLMAYIN”
Basın danışmanlarının, gazetecilerle başkan arasında duvar oluşturmasını eleştiren Erhan Çelik, “Gazeteci, mesleği gereği her yerde itibar görür. Buna alışmıştır. Bu sebeple de bazı gazetecilerin burnu biraz büyüktür. Başkanla ha deyince görüşmek ister. Basın danışmanları tarafından araya bürokrasi duvarı örülünce gazeteci rahatsız olur. Belediye başkanınızı karınız, kocanız gibi sahiplenmeyin. Medya ile belediye başkanı arasında duvar değil, köprü olmanız gerekiyor” derken, Belediyelerin reklâm haber uygulamasından kaçınması gerektiğini de sözlerine ekleyerek, “Unutmayın ki karşımızda profesyonel TV izleyicisi var. Günde ortalama 8 saat TV izleyen Türkiye insanı, TV eleştirmenliği konusunda uzman. Bu nedenle advertorial adı altında reklâm haber yaptırmaktan kaçının. Bu yayınlar buram buram reklam kokuyor ve izleyici de anlatılmak istenene değer vermiyor. Bu yayınların belediyelere yarardan çok zarar getirdiği kanısındayım” diye konuştu.
FİNALDE ÖZELEŞTİRİ YAPTI
Etkinliğin sonunda özeleştiri yapmayı da ihmal etmeyen Erhan Çelik, “Aynayı hep size tuttum. Biraz da kendimize tutmamız gerektiğini biliyorum. Medya, yerel haberlere gereken önemi göstermiyor; bu doğru. Bu noktada reyting kaygısı ve bazı etik sorunlar karşımıza çıkıyor. Bu sorunların çözümü çok da kolay değil. Bunun için basın meslek örgütleriyle ortak hareket etmek şart. Ama Türkiye’de tüm basını aynı çatı altında toplayıp karar aldırabilen bir basın meslek örgütü yok. Bu yapılarda ideoloji ön planda. Bu nedenle hiçbir basın meslek örgütüne üye değilim” dedi. Söyleşinin moderatörlüğünü yapan Marmara Belediyeler Birliği Genel Sekreteri Doç. Dr. Recep Bozlağan, açık sözlü açıklamalarından ötürü Erhan Çelik’e teşekkür etti.
Yazan Haber Merkezi
Orta Manşet
7 Ekim 2010

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Basın Senatosu Başkanlık Divanı, uzun süredir özgürlükleri kısıtlanan gazeteciler konusunu görüşmüştür.
Alınan kararı TGC Basın Senatosu Başkanı Nail Güreli şöyle açıkladı:
“Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Basın Senatosu Başkanlık Divanı olarak, özel yetkili mahkemelerin bir an önce kaldırılmasını istiyoruz.
Silivri’de siyasal bir toplama kampına dönüşen ve toplumun önemli kısmında acılar yaşatan özel yetkili mahkemelerde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ölçütlerine aykırı biçimde gazeteci meslektaşlarımız aylardır, yıllardır adaleti bekliyor.
Yargısız infaza dönüşen bu durum basın ve toplum üzerinde bir sindirme ve korku yayma aracı haline gelmiştir.
Cumhurbaşkanına varıncaya kadar devletin çeşitli kademelerindeki yetkililerce de eleştirilen özel yetkili mahkemelerin kaldırılması için Anayasa değişikliğine gerek yoktur.
5271 Sayılı Ceza Mahkemeleri Kanunu’nun 250 ve 251. maddeleri uyarınca Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) yerine kurulan mahkemeler bu yasada yapılacak değişiklikle kaldırılabilir.
Bu konuda bütün meslek kuruluşlarını ve sivil toplum örgütlerini hükümet ve TBMM nezdinde girişimlerde bulunmaya çağırıyoruz.
Özel yetkili mahkemelerdeki dosyalar, olağan mahkemelere aktarılmalı ve adaletin gecikmeden yerine getirilmesi sağlanmalıdır. Artık özel yetkili mahkemeler olmamalıdır.
Yargılama sürecinin gecikmesini önlemek amacıyla, gerekirse doğal mahkemelerin sayısı artırılmalıdır.
Ayrıca, Yargıtay’ın iş yoğunluğu azaltmak amacıyla ilk yerel mahkemeler ile en üst yargı organı Yargıtay arasında kurulması öngörülen İstinaf Mahkemeleri’ne ilişkin yasa 2005 yılında yürürlüğe girdiği halde, bu mahkemeler bugüne kadar kurulmamıştır.
Demokrasinin geliştirilmesinden ve normalleşmeden söz edildiği bu dönemde, demokrasinin vazgeçilmez güvencelerinin başında hukuk gelir. Hukukun gereği olarak özel mahkemelerin kaldırılması ve yürürlüğe giren İstinaf Mahkemeleri’ne ilişkin yasanın bir an önce uygulanması için tüzel kişiliğe sahip bütün basın meslek örgütlerini hükümet ve TBMM nezdinde ayrı ayrı başvuruda bulunmaya çağırıyoruz.”
Yazan Haber Merkezi
Orta Manşet
6 Ekim 2010

Arap Şehirleri Teşkilatı (ATO) Genel Kurulu Kuveyt’te yapıldı. Kuveyt Başbakanı Şeyh Naser Al-Mohamed Al-Sabah’ın açılışını yaptığı ATO kongresine yoğun katılım oldu. Arap dünyası ile yerel düzeyde kurduğu köprülerle dikkat çeken Marmara Belediyeler Birliği (MBB), ATO nezdinde gözlemci kuruluş olarak resmen kabul edildi. Etkinliğe Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ve Yenişehir (Bursa) Belediye Başkanı Bülent Hamdi Cingil de katıldı.
Kuveyt Hükümetinin himayesinde görkemli bir şekilde gerçekleşen ATO Genel Kurulunda, çok sayıda uluslararası kuruluşun temsilcisi, Arap ülkelerinden bakanlar ve yüzlerce belediye başkanı hazır bulundu. Marmara Belediyeler Birliği’nden Uluslararası İlişkiler Direktörü Murat Daoudov’un yanı sıra Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Yenişehir Belediye Başkanı Bülent Hamdi Cingil, Türk Dünyası Belediyeler Birliği Birlik Genel Sekreteri Dr. Ertuğrul Gazi Sağlam ve İBB Dış İlişkiler Müdürü Selahattin Ermiş de katıldı.
Kuveyt’teki toplantılarda; tarihi kentler ve miras yönetimi, çevre yönetimi, bilgi teknolojileri alanlarında belediyecilik tecrübeleri paylaşıldı. Oturumlarda söz alan MBB heyeti, Türkiye’deki belediyelerin Arap belediyeleri ile tecrübe paylaşımında bulunmak ve yerel gelişimi desteklemek istediklerini ifade etti. Ayrıca birçok şehir yöneticisi ile birebir temas kurma fırsatını bulan Marmara Belediyeler Birliği heyeti, ATO üyeleri ile işbirliği fırsatları konularında fikir alış verişinde bulundu.
1982 yılında, Arap Şehirleri Teşkilatı ile İşbirliği Anlaşmasını imzalayan Türkiye’nin ilk kurum olan Marmara Belediyeler Birliği, yine ATO nezdinde gözlemci üye statüsünü elde eden ilk yerel yönetim teşekkülü oldu. Konuyla ilgili açıklama yapan Marmara Belediyeler Birliği ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, “Türkiye’nin hükümet bazında Arap ülkeleri ile ilişkilerini hızlandırdığı bugünlerde, Avrupa ülkeleriyle olduğu gibi, Arap dünyasıyla da yerel anlamda yakın ilişki içerisinde olmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.
Yazan Haber Merkezi
Orta Manşet
5 Ekim 2010

Yaz boyunca plajlarda futbol keyfi yaşatan Garanti Plaj Futbol Ligi, 7-13 Ekim’de Alanya’da düzenlenecek Süper Final ile sona eriyor. Türkiye Futbol Federasyonu’nun Garanti Bankası sponsorluğunda gerçekleştirdiği Garanti Plaj Futbolu Ligi, bu yıl da Bitlis’ten İzmir’e, Van’dan Antalya’ya Türkiye’nin her köşesinde futbol severlere keyifli anlar yaşattı. Türkiye Şampiyonu’nun belirleneceği Garanti Plaj Futbolu Ligi Süper Final organizasyonu, 20 takımın katılımı ile 7 Ekim – 13 Ekim 2010 tarihlerinde Alanya Milli Egemenlik Plajı’nda gerçekleştirilecek. Yarı Final ve Final maçları Spormax’ten canlı yayınlanacak. Dünya futboluna renk, heyecan ve keyif katan plaj futbolu, ülkemizde de günden güne gelişiyor ve yaygınlaşıyor. Özel plaj kumunda, 5’er kişilik oyunculardan oluşan takımların mücadele ettiği Garanti Plaj Futbolu Ligi, 2008’de 10, 2009’da da 18 etapta yapılmıştı. 2010’da ise etap sayısı artmaya devam etti ve bu sene Garanti Plaj Futbolu Ligi 22 etapta, 200 takım ve 2000 futbolcunun katılımıyla gerçekleştirildi. 25 Haziran – 19 Eylül tarihleri arasında oynanan 22 etap sonunda şampiyon olan takımlardan 20 takım süper finallerde mücadele etmeye hak kazandı. Süper finalde 4’er takımdan oluşan 5 grupta tek devreli oynanacak müsabakalar sonunda grup birincileri ve en iyi 3 grup ikincisi çeyrek finale çıkacak. Takımlar, Garanti Plaj Futbolu Ligi Türkiye Şampiyonluğu için mücadele edecekler.
Program:
7 Ekim: Açılış 11:30
7-9 Ekim: Grup Maçları 12:00
11 Ekim: Çeyrek Finaller 13:00
12 Ekim: Yarı Finaller 15:00
13 Ekim: Üçüncülük Maçı 15:00
Final 17:00
Kupa Töreni 18:30
Yazan Haber Merkezi
Orta Manşet
4 Ekim 2010

Medyanın engelliler konusunda yaptığı hatalı haberlerin yarattığı sorunlar ve hak ihlalleri TGC 3. Babıali Şenliği’nin son gününün gündem maddesi oldu.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkan Vekili Turgay Olcayto’nun moderatörlüğünü yaptığı “Medya Gözüyle Engelliler” paneli Sultanahmet Parkı’ndaki Amfi Tiyatro’da düzenlendi.
Çok sayıda izleyicinin katıldığı panele, Sakatlar Federasyonu Başkanı Cemal Mardan, Görünmeyen Gazete Yazıişleri Müdürü F. Mehmet Moray, Omurilik Felçliler Derneği Başkanı Ramazan Baş, Posta Gazetesi yazarı Yavuz Kocaömer engellilerin yaşadıkları sorunlar anlatıldı.
“DEVLETİN ÜZERİNDEN SORUMLULUK ATMA LÜKSÜ YOK”
Görünmeyen Gazete Yazıişleri Müdürü F. Mehmet Moray, TGC tarafından düzenlene panelde, devlet bütün sorumluluklarını üzerinden atmak gibi bir lükse sahip olmadığını söyledi. Moray, sivil toplum örgütleri ve diğer örgütler, yerel yönetimler engellilere duyarsız kalmamaları gerektiğini ve yardımlarında medyayı kullanılıp ajitasyon yapmamaları gerektiğini belirtti. Moray şunları söyledi:
“Sivil toplum örgütleri ve diğer örgütler, yerel yönetimler bir şeyler yapacak. Devletin de bazı sorumlulukları olacak. Nasıl bir sorumluluk bu? Yerel yönetimler diyecek ki benim vatandaşıma sivil toplum örgütleri aracılığıyla ortopedik engellilerin yürüyebileceği akülü araç, tekerlekli sandalye, görme engellilerin yürüyebileceği beyaz baston veriyorum. Onların kullanabileceği ulaşım araçlarını düzenlemekle mükelleftir. Şimdi bu yok. bakıyorsunuz yerel yönetimler yanlarına aldığı 1-2 STK ile ortak etkinlik yapıyorlar. Efendim biz tekerlekli sandalye dağıtıyoruz. Yerel yönetimciler bunları siyasi malzeme olarak kullanıyor. Engelli üzerinden kimse siyasi rant elde etmeye kalkışmasın. Dolayısıyla biz tekerlekli sandalye veriyoruz, beyaz baston veriyoruz diye medyayı kullanıp ajitasyon yapmasınlar” dedi.
“BU SORUN EĞİTİMLE ÇÖZÜLÜR”
Ayrımcılık aile içerisinde oluştuğunu hatırlatan Moray konuşmasına şöyle devam etti:
“Kültür ailede başlar. Ayrımcılık aile içerisinde oluşur. Engelliye aile farklı davranır. Aslında ortada bir himayecilik bir korumacılık vardır. ‘Sen şunu yapamazsın, sen bunu yapamazsın sobayı yakamazsın.’ Bu himayecilik neden kaynaklanır. Aile engelli çocuğunu düşündüğü için değil. Engelli çocuğunun başına bir iş geldiğinde ne cevap veririm diye düşünür aile. Dolayısıyla biz demokrasiyi insan haklarında teşkil etmek istiyorsak bireyi birey olarak kabul etmek zorundayız. Engeli kendisi değil bizim dışımızdaki unsurların yaratığını kabul etmek zorundayız. Onun de kendi çapında başarılarının olabileceğini olanak sağladığımızda yapabileceğini kabul etmek durumundayız. Şöyle düşünün bundan 10 yıl önce Ankara İstanbul arasını 8 saatte alıyorduk. Ama bugün 6 saate kadar düştü. Demek ki engel bir şekilde ortadan kaldırılabiliyor. Eğer bize protez niteliğindeki araçları kullanmamız sağlanabilirse, o zaman biz de önümüzdeki engelleri biz kendimiz aşmış olabiliriz. O zaman benim de sağlam insanlardan bir farkım kalmaz. Olaya medyanın da toplumun da bu şekilde bakması gerekiyor. Bu da ancak eğitimle çözülebilir.”
HABER BİLEREK ARAŞTIRILARAK YAPILMALI
Omurilik Felçliler Derneği Başkanı Ramazan Baş’da haberi bilerek araştırarak yapmak çok önemli olduğunu vurguladı. Baş, etik olmayan, bilim dışı haberlerle birilerinin hayatını sürükleyebilirsiniz uyarısında bulunarak şöyle devam etti:
“Bu konuda uzmanlaşmış haber yapmaya çok ihtiyacımız var. Konu çok uzun önemli ama küçük bir anımla anlatmak istiyorum. Bayramda TRT’den aradılar. Trafik kazalarıyla ilgili vatandaşı uyarıcı bir konuşma yapmamı söylediler. Konuşmam bittikten 5 dakika sonra Hatay’dan Silahlı Kuvvetleri’nde görevli bir albay arkadaşım beni aradı. Marmara Bölgesi’nde jandarma albayıyken kazaları önlemek amacıyla bir çalışma yapmış. Konuşmamı dinlediğini bir de bana merhaba demek için aradığını söyledi. O anda konuşmam binlerce trafik kazalarını önlemeye yetti. Onun için medya iyi ki var, keşke biraz da doğru olabilse. Kısaca şunu söylemek istiyorum. Ben bir medya mensubuyum. Türkiye’de engelleri en ağır şekilde yaşamış bir insanım. Ayrıca sivil toplum kuruluşu üyesiyim. Sorun hepimizin sorunu. Bu sorunları hepimiz. Yıllardır hiçbir yardım almadan toplum bilincini oluşturmak için medyada görev yaptım. Profesyonelce bu işi yapan insanlar işlerini daha sorumlu, daha ciddi anlamda yapmalı. Mutlaka özel bilgilerle donatılmış halde yapmalı ki sorunlar çok daha rahat çözümlenebilsin. Medyanın gücü gerçekten bu ülkede çok fazla. Umarım sorunlar bundan sonra daha ciddiye alınır.”
MEDYA ÖZÜRLÜLER BAKIMINDAN GÖRME ÖZÜRLÜ
Sakatlar Federasyonu Başkanı Cemal Mardan medyanın özürlüler bakımından görme özürlü olduğunu söyleyerek düşüncelerini şöyle aktardı:
“Medya şimdiye kadar özürlüleri hiç görmedi. Bana göre içinde yaşadığım toplumun sorunların ana temelinde medya var. Medya toplumları yönlendiren önemli bir güçtür. Algılamaları değiştirir. İyi bir okulda okuyamadıysam, iyi bir yerde genel müdür olamadıysam, evde sorun yaşadıysam, inanın ki bunda medyanın suçu yüzde 50’den fazladır. Çünkü medya toplumları yönlendiren önemli bir güçtür. Algılamaları değiştirir. Medya özürlülerle ilgili özürlüleri tanımadan bir algı oluşturur. Bu yüzden özürlü nedir kimdir onun tarifini yapmak istiyorum. Bana göre özürlüyle özürsüz arasındaki tek fark yaşam biçimleridir. Hayatını farklı yaşayan insanlardır özürlüler. Özürlü ne demektir? Herhangi bir işi yapamamak demektir. Örneğin benim yaptığım her işi Yavuz Abi yapamaz. Medya aciz insan profili oluşturdu. Medya yürüme engelli bir insanın sandalye ihtiyacını giderebileceğini anlatmadı. Medya ne anlattı. Hep aciz, hep güçsüz, böyle bir profil çizdi. Özürlülerin verdiği mücadeleyi diğer insanlar veremiyor. Özürlüyle diğer insanlar arasında hiçbir fark yoktur. Hatta özürlü mücadele bakımından daha da üstündür. Medya özürlüleri tanımadığı gibi özürlüler de medyayı tanımıyor. Aralarında bir kopukluk var. Medyaya çok önemli görev düşüyor. Bize de çok önemli görev düşüyor. Medyaya doğru anlatmak. Biz de şu hataları yaptık. Özürlüyü kullandık. Özürlünün kullanmasına müsaade ettik. Medya önce özürlülere bakışını değiştirmeli. Özürlü sadece yardım edilen insan profilinden çıkartılmalı. Özürlüler yardım edilen insan değiller. Özürlüler de normal insanlar gibi her işi yapabilir. O halde medya bizi iyi tanıyacak. Hülya Avşar’ın bir haftalık magazin haberi 8.5 milyon özürlülerin bir yıllık haberinden daha fazla. Demek ki medya ile aramızda bir kopukluk, bir yabancılık var. Bunu halletmeliyiz. Medya olumsuzluklarla ilgileniyor. Olumlu haberlerle ilgilenmiyor. Televizyonu açtık. Örneğin, bin 500 tane özürlü çocuğu ameliyat ettiriyoruz. Yanına bir baktım, bakanlar, devlet bakanları, para topluyorlar. Toplanan paraların hiçbiri özürlülere gitmiyor.”
HERKES MEDYAYA YÜKLENDİ
Milliyet ve Posta Gazetesi yazarı Yavuz Kocaömer ise 20 yıldır bedensel engelli bir ağabeyimle yaşadığını açıkladı. Kocaömer, hayatının 13 yılını engelli insanlar için ne yaparım diye geçirdiğini belirterek görüşlerini şöyle açıkladı:
“Herkes medyaya yüklendi. Medya kim, Türkiye’de yaşayan insanlar topluluğu. Bütün bunların temelinde Türkiye’deki eğitim sisteminin eksikliği var. Bugün Almanya’da 1. sınıflarda bir ders var. Dersin adı ‘sen ben ve diğerleri’. Öğretmenler, bir görme engelli insana nasıl davranılır tekerlekli sandalyede yaşamını sürdüren kişiye nasıl bakılır, niçin bu engeller ortaya çıkar, bunları anlatırlar. Onlar da büyüyüp bizlerin yaşlarına geldikleri zaman sokakta bir engelli gördüklerinde uzaydan geliyor gibi bakmazlar. Bir örnek vereceğim. Türkiye’de bir futbol yorumcusu. Kıymeti kendinden menkul bir adam. Lig TV’deki maraton programında oradan kovulmadan önce gazilerimizi futbol oynarken gösteriyorlar. Adamın yorumu şu: ‘Ya bunlar yarı ölü’. Aklı sıra genç insanlarımızın askerlerimizin terör dolayısıyla zor durumlara düştüğünü ifade edecek. İfade yeteneği olmayan bir adama o mikrofonu verirseniz böyle konuşur. Olumlu her şeyi medyamız engellilerle bağdaştırıyor. Örneğin ‘bu ne maçtır böyle körlerle sağırlar birbirlerini ağırlar.’ Ben birkaç yabancı dilde araştırdım Türkiye’deki kadar engelli insanları olumsuzluklarla özdeşleştiren deyimlere, tabirlere rastlamadım. İş buradan geliyor. Devletten her şeyi bekleyemezsiniz. Hangi devlet olursa olsun, buna en zengini ABD’den Almanya’sından Fransa’sından Suudi Arabistan’ından, hepsi dahil. Sivil toplum örgütleri o ülkede birçok şeye yön verirler. Benzeri kampanyalar Almanya’da da yapılıyor. Fransa’da da yapılıyor. Türkiye’deki yanlışlıklar nerede, Türkiye’de TV’ler sosyal kampanya adı altında o saatleri o vakıflara satıyorlar. Sormak istiyorlar TV’ye sosyal dayanışma kampanyası yapıyoruz diyorlar. Ve o vakıflar o dernekler denetlenmiyor. Bu ülkede düzgün çalışan dernekler ve vakıflar da var. Devletten her şeyi beklemek mümkün değil.”
Yazan Haber Merkezi
Orta Manşet
4 Ekim 2010

Beyoğlu Belediyesi tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen ve yoğun ilgi nedeniyle 3 Ekim 2010 tarihine kadar uzatılan Beyoğlu Sahaf Festivali’ni gezenler heyecanlı bir kitap müzayedesine tanık oldu. 14 Eylül 2010 tarihinden beri Taksim Gezi Parkı’nda devam eden festivalde 137 değerli kitap 2 Ekim Cumartesi günü müzayedeye çıktı. Kitap tutkunları saat 16.00’da festival alanında gerçekleşen müzayedede istedikleri kitaplara sahip olmak için kıyasıya bir yarış içine girdi. Müzayede Sait Faik Abasıyanık’ın 1944 yılı baskılı “Medar-ı Maişet Motoru” adlı kitabı ile başladı. Oldukça heyecanlı geçen müzayedede birçok değerli kitap meraklılarına gitti.
Festival’in İlk Kitap Müzayedesi
Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın ev sahipliğinde gerçekleşen müzayede dört yıldır düzenlenen Beyoğlu Sahaf Festivali’nin ilk kitap müzayedesi olarak kayıtlara geçti. Müzayedeye çıkan kitaplar festivale katılan 76 sahafın kendi dükkânlarından seçtikleri tarihi, edebi, ilmi kitaplardan oluştu. Atatürk’ün 1927 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi milletvekillerine dağıttığı Osmanlıca baskılı Nutku, TBMM Albümü, Hadikatü’l-Cevami, Mukaddime-i İbn-i Haldun, Yavuz Sultan Selim Divanı, Eski İstanbul Evleri ve Boğaziçi Yalıları ile İbrahim Müteferrika Matbaası tarafından 1199’da basılan Tarih-i İzzi gibi değerli eserler de satışa sunuldu. Edebiyat dünyasının sevilen şair ve yazarlarının birbirlerine imzalayarak hediye ettikleri kitaplar müzayedede yoğun ilgi gördü.
Demircan: Festival ve Müzayede Gurur Verici
Beyoğlu Sahaf Festivali’nin açılış konuşmasını yapan Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan festivali kitap müzayedesi ile taçlandırdıklarını belirterek şunları söyledi; “Bu müzayedede birbirinden değerli kitaplar var. Kitap tutkunları müzayedede tarihi bir miras olan kitaplara sahip olabilmek için birbirleri ile yarışacaklar. Bence bu yarış dünyanın en anlamlı yarışlarından biri. Müzayedede birbirinden değerli kitapları alanlar aynı zamanda umut alacak, hayal alacak sevgi alacak. Beyoğlu Belediyesi olarak kitapla insanımızı bir araya getirmekten ve bu müzayedeyi gerçekleştirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bu festival ve müzayede gurur vericidir.”
Yazan Haber Merkezi
Orta Manşet
2 Ekim 2010

Ve 62. vizesiz ülke Sırbistan oldu. Türkiye ile Sırbistan arasındaki vize uygulaması resmen kalktı. Türkiye ile Sırbistan Arasında vizelerin karşılıklı olarak kaldırılmasına dair antlaşmanın onaylanmasına ilişkin uluslararası antlaşma Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. Antlaşmaya göre, iki ülke vatandaşları, 90 gün içinde 30 günü geçmeyen seyahatlerinde vize almadan giriş yapabilecekler. Türkiye ile Sırbistan arasında karşılıklı vize uygulamanın kaldırılmasına ilişkin anlaşma 12 Temmuz tarihinde Belgrad’ta imzalanmıştı. Türkiye ile Sırbistan arasında imzalanan vize uygulamasının kaldırılması antlaşmasıyla Türkiye’ye vize uygulamayan ülke sayısı 62′ye yükselmiş oldu.