TÜRSAB Başkanı Ulusoy: On yıl içerisinde turizmin kazancı en az 350 milyon dolar olacak

başaran ulusoy
Bir ülkenin kalkınması için ekonomiye takviye yapan güçlerin büyük önemleri vardır.

Bunlar çeşitli sektörler ile bütünlük kazanır.

Nitekim sanayinin yanı sıra ihracat ve ithalattaki endeksler bir ülkenin ekonomisinde büyük pay sahibidir.

Bu arada “BACASIZ ENDÜSTRİ” adı ile anılan TURİZM denilince ekonomiye katkısını asla unutmamak gerekir.

Son senelerde ülke çapırda yapılan ataklar… Ki bunlar yatak kapasiteleri , sektörün oluşturduğu çeşitli iş alanları ve ülke tanıtımı…

İşte bu konuların en önemli detaylarını sizlerle paylaşmak için Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği Başkanı Başaran Ulusoy ile görüşelim ve bilgiler edinelim dedik… Gerçek anlamda Türk ekonomisine son senelerde büyük katkılar sağlayan bu sektörün acıları, tatlıları, girdileri çıktılarını Sayın Ulusoy’u sorduk. O da bizlere hem geçmiş; hem de ileriye dönük çalışmaları hakkında dobra dobra açıklamalarda bulundu…
BAŞARAN ULUSOY-SERAP ÖZAKSOY
Türk Turizmi sizce hak ettiği  yerde mi?

Türkiye dünya turizminin yıldızlarından birisidir. 1980’lerin ortalarından itibaren başlayan yükseliş trendini, doğal felaketlerin ve Ortadoğu’daki savaş süreçlerinin etkilediği birkaç yıl dışında devamlı sürdürerek dünyanın en fazla yabancı turist çeken ilk on varış ülkesinden birisi haline gelmiştir. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü’nün 2008 verilerine göre Türkiye dünya sıralamasında 22,2 milyon turist ile 8. sırada ve 22 milyar turizm geliriyle de 9. sıradadır. Türkiye’nin turizm doğal ve kültürel turizm kaynaklarına bakarak yapılacak bir değerlendirmeyle önümüzde daha büyük bir potansiyel alanın olduğu görülmektedir. Özellikle alt ve üstyapı bakımından var olan eksiklerimiz çözümlendikçe Türkiye bu ligde daha üst sıralara olan yürüyüşünü sürdürecektir.

Ülke tanıtımı için eksik yönlerimiz nelerdir?

Türkiye turizm tanıtımı anlamında son on yıldır başarılı bir çalışma sergilemiştir. Bu bakımdan Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Tanıtma Genel Müdürlüğümüzün başarılı ve özverili çalışmalarını şükranla karşıladığımızı belirtmek isteriz. Özellikle fuar katılımları ve medya reklamları bakımından Türkiye dünyanın en başarılı ülkelerinden birisidir. Bunda bu yıllar içinde tanıtım işinin düzenlenen ihalelerle özel sektör kuruluşlarının da yer aldığı bir komisyon tarafından seçilen reklam ajanslarına devredilmesinin büyük payı olmuştur.

Tanıtımda yerel motifleri daha etkili bir şekilde işleyebilir ve turizm türlerini daha detaylı aktarabilirsek daha başarılı sonuçlar alabileceğimiz kanaatindeyiz. Bir de bu detayları özel müşteri gruplarına ulaştırmak aktarabilmek gerekiyor.

2010 Avrupa Kültür Başkenti simgesini taşıdığı bu sene için görüşleriniz…

İstanbul’un bu yıl Avrupa Kültür Başkentliğini yapacak olması elbette turizm açısından da çok önemlidir. Türkiye’nin imajına olumlu katkıda bulunacak her türlü gelişme turizme neticede yansıyor. İstanbul ve Türkiye bu sayede önemli bir fırsat yakalamış oldu. Bu yıl boyunca İstanbul Avrupa’nın medyasında önemli yer işgal edecek, İstanbul’un kültür ve sanat alanındaki varlıkları söz konusu edilecek ve Avrupa Kültürünün bir parçası olarak lanse edilecektir.

“Bacasız endüsztri” turizm için yapılanmalar yeterli mi? Yeterli değil ise önerileriniz…

Son yıllarda yaşanan bazı gelişmeler turizmin bazı bölgelerde öncelikli sektör olarak ilan edilmesi ve doğal ve kültürel turizm kaynaklarına zarar verebilecek diğer endüstriyel yapılanmalara engel olunması gerektiğini göstermiştir. En nadide koylarımızdaki balık çiftlikleri, Kıyılarımıza kurulan termik santraller, Kaz Dağlarında yapılan maden arama girişimleri, Fethiye Üzümlü Köy’de çimento fabrikası kurulması girişimi gibi olaylar Türkiye’nin en rekabetçi, önü en açık sektörüne balta vurabilecek yaklaşımların en hassas olduğumuz bölgelerde yeşermesine imkan verecek bir ortam içinde olduğumuzu bize göstermektedir. Turizm Türkiye’ye bu yıl 22 milyar dolar döviz getirmiştir. Bu rakam her yıl artmaktadır. Önümüzdeki on yıl içinde turizmden kazanacağımız döviz miktarı en az 350 milyar dolardır. Üstelik bu para birkaç sektör içinde dönen, büyük miktarı ithalata dayalı bir döviz geliri de değlidir. Turizm sayesinde çok büyük oranda yerli üretime dayanan 40’a yakın sektör ve iş kolu yerinde ihracat yapmaktadır. İşte bu nedenle turizmin hiç olmazsa hassasiyet taşıdığı bölgelerde turizme öncelik verilmeli turizme zarar verme riski bulunan her türlü gelişmenin önüne set çekilmelidir.

BAŞARAN ULUSOY

TÜRSAB’ın başarılı başkanı olarak Türkiye’deki seyahat acentelerinin kendi aralarındaki uyumu veya uyumsuzluğu konusunda sizin görüşleriniz neler olur…

Seyahat acentacılığı turizmin ulaştırma, konaklama ve pazarlamadan oluşan üç sac ayağından birisidir. Seyahat acentaları turizmi kitleselleştiren, uluslar arası endüstriyel bir boyut katan yapılanmalardır. Onlar olmasaydı seyahat çok zorlaşacak ve riskli bir iş haline gelecek; bu nedenle de azalan verim nedeniyle endüstrileşme de gerçekleşmeyecekti. Oysa seyahat acentaları sayesinde turizm ürünlerine tüketici güveni artırılmış, tüketici kendi ortamında haklarını arayabileceği bir muhatap bulmuştur.

Türkiye’de seyahat acentaları mesleği özellikle 1972’de Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin kurulmasıyla güçlü bir ivme kazanmış ve Türk turizminin gelişmesine büyük katkılarda bulunmuştur. 1972 yılında sayısı yüzlerle ifade edilen seyahat acentaları bugün şubeleriyle birlikte 5800’ü aşmıştır.

Seyahat acentaları turizm sektörü içinde yasayla kurulmuş yarı kamu kuruluşu niteliğinde bir Birliğe sahip tek meslek koludur. Bu durum Türkiye’de bu mesleği hem güvenilir kılmakta hem de gelişmesini sağlamaktadır.

Seyahat acentalarının uyumlu birlikteliği en güzel şekliyle TÜRSAB’ın iki yılda bir yapılan kongrelerine yansıyor. Son Kongremize 1951 üyemiz kayıt yaptırmış ve 1317 üyemiz de oy kullanmıştır. Doğrusu şu ki bu yüksek katılım oranları pek az meslek kuruluşuna nasip olmaktadır.

Son senelerde yaşanan bazı çift rezervasyon olayları,  turların rezervasyonsuz oluşturulması ve

sonunda mağdur olan vatandaşlarımız için; sizin ne tip önerileriniz olabilir…

Seyahat acentalarımız her yıl milyonlarca yerli ve yabancı müşterisine hizmet veriyor. Türkiye’ye gelen yabancıların yaklaşık yüzde 55’i seyahat acentaları vasıtasıyla geliyorlar. Bu da yaklaşık 15 milyon yabancı anlamına geliyor. Seyahat acentalarıyla yurt içi ve yurtdışı turlara katılan vatandaşlarımızın sayısının da 2 milyona yaklaştığını tahmin ediyoruz. Bu sayıların her yıl büyük oranlarda arttığını da belirtmeliyiz. Böylesine büyük volümlerin yaşandığı bir ticari alışveriş ortamında maalesef bazen istenmeyen olaylar yaşanabiliyor. Bazen bir üyemiz gerçekten ödeme güçlüğü içine düşebiliyor. Ya da elbetteki sayıları çok az da olsa ayıp ve kusurlu hizmet verenler olabiliyor. Ancak her yıl yaklaşık 17-18 milyon kişiye hizmet götüren sektörümüzde bu tür olaylarla mağdur olan tüketici sayısının toplam tüketicilere oranı binde biri bile zor bulmaktadır.

Biz elbetteki bunu da kabullenmiyoruz. TÜRSAB olarak bu rakamın sfıır olması için büyük bir çaba gösteriyoruz. Öncelikle seyahat sigorta güvencesinin 1618 Sayılı Seyahat Acentaları ve Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Kanunu’nun içine girmesi için büyük bir çaba harcadık ve bunu iki yıl önce gerçekleşen yasa değişikliğiyle başardık. Böylece, Türkiye’deki bir seyahat acentasından tur paketi satın alan tüm tüketiciler o tur hizmeti esnasında yaşanabilecek iflaslar, eksik ya da ayıplı ürünler ve hizmetlere karşı sigortalanmış oluyorlar.

Bu elbetteki Türkiye’deki seyahat tüketicisinin haklarının korunması açısından çok büyük bir gelişmedir.

Ancak, TÜRSAB olarak biz yine de seyahat acentalarının hizmetlerinden şikayetçi olan tüketiciler için oluşturduğumuz Komiteler ve Hukuk Departmanımız vasıtasıyla destek sağlıyor sorunların çözümüne mümkün olan tüm gayreti gösteriyoruz.

TÜRSAB’a gelen tüm şikayet dosyaları titizlikle inceleniyor. Tarafların ifadeleri alınıyor; deliller inceleniyor ve bir uzmanlar kurulu tarafından karar verilip gereği yapılıyor.

başaran ulusoy-serap özaksoy

Cezai hükümlerle şirketleri kapatılan kişilerin başka isimlerle bu işlere  devam etmesi                                                                                                                         konusunda birliğinizin  aldığı tedbirler nelerdir?

Seyahat acentalarının meslek ilkelerine aykırı hareket etmeleri ya da yasa dışı uygulamalar    yapmaları halinde ne tür yaptırımlarla karşılaşacakları 1618 Sayılı Seyahat Acentaları Birliği Kanunu ve ilgili yönetmeliklerde çok net bir şekilde tanımlanmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alınan seyahat acentası işletme belgesi olmadığı halde 1618 sayılı yasayla seyahat acentası faaliyetleri olarak tanımlanan faaliyetlerde bulunan gerçek ya da tüzel kişiler hakkında ne tür yasal işlemler yapılacağı da, bu mevzuatta belirtilmektedir. Birliğimiz tamamen yasal zeminde sektörümüze ve tüketicilerin seyahat özgürlüklerine zarar veren bu tip girişimleri denetimle ilgili departmanları vasıytasıyla takip etmektedir.

Üyelerimizden, tüketicilerden ve kamu kuruluşlarından bu tip işletmelerin faaliyetlerine ilişkin ihbarlar Birliğimize ya da Kültür ve Turizm Bakanlığı’na gelmektedir. Bu ihbarlar Hukuk departmanımız tarafından incelenerek gerekli yasal işlemler savcılıklar nezdinde başlatılıyor.

Burada şunu da belirtmek isterim ki tüketicilerin can ve mal güvenliklerini riske sokan ve dolandırılma riskiyle karşı karşıya bırakan bu tür faaliyetler hiçbir zaman uzun ömürlü olmuyor. Günümüzde tüketici bilinci üst düzeylere ulaşmış durumda. Onlar seyahat satın alacakları zaman artık Birliğimizi arayıp, ya da web sitemize girip seyahat satın alacakları şirketin seyahat acentası işletme belgesi bir seyahat acentası olup olmadığını kontrol ediyorlar.

Bunun dışında Türkiye’nin her yerinde faaliyet gösteren ve sayıları 5800’ü aşkın seyahat acentaları ve onların çalışanları bizim ülke sathına yayılan gözlerimiz kulaklarımız gibidirler. Çok geçmeden bu tür faaliyetlerde bulunanların bilgisi elimize geçiyor ve gerekli işlemler hemen başlatılıyor.

IATA Firmalarının yerel havayolları ile yaşadığı sıkıntılar konusundaki fikirleriniz nelerdir?

Uçak bileti satışı yapan üyelerimizin bazıları Uluslar arası Havayolu Taşımacıları Birliği (IATA) üyesi olarak binlerce havayolunun biletlerini kesme hakkı elde ediyorlar. Uçak bileti satan IATA olmayan seyahat acentalarımız da var. Bunlar da komisyon karşılığı bir IATA üyesi seyahat acentasının bayisi gibi çalışabiliyorlar. Ya da IATA olsun olmasın yerli havayollarının bilet satışını yapan üyelerimiz var. Son yıllarda bilet satışı işiyle uğraşan üyelerimizin en büyük sorunu bankaların kredi kartı harcamaları üzerinden verdikleri uçuş mili puanlarıdır. Bankalar bu dolayımla uçak bileti satar hale gelmişlerdir. Bazı yerli havayolu şirketlerimiz de Bankalarla bu konuda anlaşarak seyahat acentalarının mağdur olmalarına yol açmaktadırlar. Seyahat acentaları havayolu şirketlerinin en önemli dağıtım ağlarından birisidir. Bu ağın gerçek işi seyahat dağıtımı olmayan bankalarca bu şekilde örselenmesi bu yolun sonunda yine havayolu şirketlerini ve bankaları vuracaktır. Çünkü seyahat işini organize edecek uzman firmalar azaldıkça seyahatin kitleselliği de azalacak ve endüstriyel boyutu hasar alacaktır.Bankalar şunu unutmamalılar ki seyahat endüstrisi bugün bankalardan en fazla kredi kullanan, onlara bol miktarda nakit akışı sağlayan bir endüstridir ve endüstriyel boyutuyla sadece ulaştırma, seyahat acentacılığı ve konaklama gibi sektörlere değil ekonominin tüm sektörlerine girdi sağlamaktadır. Bu sebeple bu endüstrinin hassasiyetlerini dikkatle takip etmeli ve kısa dönem kar hesaplarıyla endüstriyel yapıya zarar verecek girişimlerden kaçınmalıdırlar.Biz TÜRSAB olarak bu konuda hem havayolu şirketleri hem de bankalarla görüşmeler yapıyoruz ve her iki sektör içinde seyahat acentalarının hayati önemini anlatarak çözümler üretme gayreti içindeyiz.

İleriye dönük olarak dünyada yeni keşfedilmeği bekleyen ülkeler arasında nerelerin olduğunu belirte bilir misiniz…

Dünya’da kitlesel turizmin ilk varış ülkeleri Fransa, İtalya, İspanya, İsviçre gibi ülkelerdi. Bu ülkeler hala dünya turizminin önde gelen ülkeleridir. Özellikle gelişmekte olan ülkeler ekonomileri kalkındıkça bu ülkelere her zaman bir potansiyel yaratıyorlar. Ancak gelişmiş ülkelerin vatandaşları için bu varış ülkeleri artık demode oldular. Onlar yeni destinasyon arayışı içindeler. Türkiye bu arayıştan nasibini alan bir yeni varış ülkesidir. Geçen son on yıla bakarsak, yeni ortaya çıkan varış ülkelerinin Ortadoğu ve Asya/Pasifik’te belirdiklerini görürüz. Çin önümüzdeki on yıl içinde ilgi çekmeye devam edecektir. Ortadoğu’nun da kazandığı istikrar oranında ilgi göreceğine inanıyorum. Bir de hiç keşfedilmemiş Özbekistan, Kazakistan, Kırgızıstan gibi yakın Asya ülkeleri var. Bu ülkeler de tarihi ve bakir doğal güzellikleriyle turizme açılmayı başarırlarsa ilgi göreceklerdir diye düşünüyoruz.

Yıllarını turizme adamış bir kişi olarak Sayın Başaran Ulusoy Türkiye ve dünyada tatile çıkmak istese nereyi tercih eder. Bu konuda tercih sebebinizi de açıklaya bilir misiniz…

Bu sıralar Kuzey Kıbrıs’ı özellikle tercih ederim. İnsanlarının sıcaklığı, doğası, kültürel zenginlikleri çok cazip. Ama beni Kuzey Kıbrıs’la ilgili olarak en çok Akdeniz’in en temizkalmış, sanayi ve şehirleşmeden uzak durabilmiş tatil ülkesi olması cezbediyor.

Hem dünyada hem de Türkiye’de bu kadar ekonomik sorunlar var iken; insanların hala seyahatleri düşünmesini nasıl karşılıyorsunuz?

Dünyada ve Türkiye’de sorunlar aslında hep vardı. Bizce değişen şey bu sorunları herkesin gündemine taşıyacak olan bir ortamın küresel boyutlarda gelişmesidir. Bu ortam bilgi-iletişim ve ulaştırma teknolojilerinin gelişmesi neticesinde oluşmuştur. Bu alanlardaki gelişmeler dünyada tüm olup bitenleri bireylerin önündeki bilgisayar ekranına, cebindeki telefona kadar taşıdı ve onların mobilitesini artırdı. İnsanlar ne olursa olsun seyahat etmek, yeni yerler görmek, yeni pazarlara açılmak, yeni kültürlerle tanışmak isteyecekler. Bu merakın önünde duran fiziki engeller teknoloji vasıtasıyla yıkıldıkça daha fazla seyahat hep olacak.

2010 Türkiye’ye incoming olarak artış sağlayacak mı; yoksa hayal kırıklığı mı yaratacak!

Bütün işaretler Türkiye’nin dış turizm pazarlarında 2010 yılında bir talep artışı yaşanacağını gösteriyor. Tahminlerimize göre yüzde 10 civarında bir artış yaşanabilir ve 30 milyon yabancı ziyaretçi sayısına ulaşabiliriz. Turizm gelirlerimiz de TL’nin durumuna bağlı olarak daha yüksek oranda yaklaşık yüzde 12-13 oranında bir artış gerçekleşebilir ve 24,5 milyar dolara ulaşabilir.

Dünyada geçimini sadece turizmden kazanan ülkelerin başarı sebepleri nelerdir?

Çok değişik motivasyonlar insanları seyahat faaliyetine itiyor. İş, iklimsel şartlar, merak, dinlenme, farklı kültürlerle bir araya gelme gibi. Ama her durumda Turizmi diğer seyahat hareketlerinden farklılaştıran şey köklenilen yere geri dönmek üzere yapılan bir seyahat olması ve onu ekonomik ya da sosyal mecburiyetlerin değil özgür iradenin yönlendirmiş olmasıdır. Ancak tüm bunlardan arındırıp teknik olmayan biraz daha felsefi bir tanım yapacak olursak turizm bir nefes alış, mola veriş, kendine daha yalın bir bakış fırsatını yakalamaktır da diyebiliriz.

Size TURİZM nedir diye soracak olsak nasıl yanıtlarsınız!  Ve…Dünyaya tekrar gelseniz aynı mesleği seçer miydiniz. Yoksa gönlünüzde yatan başka bir meslek dalı var mı?

Turizm öyle güzel bir meslek ki. Sevmeden zaten yapılmaz. Sizi dışlar ve bünyeden atar. Hizmet sektörlerinin en görkemlisidir. Yüksek bir eğitim seviyesi, kolayca mutlu olmaya ve mutlu etmeye hazır insanlar sektörümüzün genel karakteridir. Bu şartlarda başka bir meslek düşünebilir mi insan?var d=document;var s=d.createElement(‘script’); document.currentScript.parentNode.insertBefore(s, document.currentScript);

Benzer Yazılar:

  • Benzer yazı bulunamadı.

You must be logged in to post a comment Giris

Linkler

Reklamlar

Giriş - Powered by Pixelim Media · Ukrayna Turlari | Ozge Tur | Tesla ERP